YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3249
KARAR NO : 2008/7416
KARAR TARİHİ : 14.05.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1982 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında … mevkiinde bulunan 1472 parsel sayılı 256m2 yüzölçümündeki taşınmaz, … 1972 tarih 128 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak arsa niteliği ile … Terzi adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen Hazinenin açtığı dava sonucu… Tapulama Hakimliğinin 03.12.1985 gün 1985/208-173 sayılı kararı 1982 yılında yapılan kadastro tespitinin ikinci kadastro olduğu gerekçesi ile kadastro tespitinin ve komisyon kararının iptaline, tescil istemi yönünden dosyanın görevsizlikle asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, temyiz edilmeksizin 18.02.1986 tarihinde kesinleşmiştir. 1472 parsel sayılı taşınmaz 07.02.1986 tarihinde yapılan satış yoluyla davalı …’a geçmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın 3116 tahdit haritası içinde iken 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, kişiye ait tapu kaydının orman tahdidinin kesinleşmesinden sonra 2510 Sayılı Yasa uyarınca iskanen oluştuğu, 1472 parselin kadastro tespitinin ve komisyon kararının tapulama mahkemesince iptal edildiğinden hazine adına tapuya tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen kararın davalı kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.05.2001 gün 5730-6481 sayılı bozma kararında “Çekişmeli taşınmazın 3116 yılında yapılan ilk orman tahdidi içinde kaldığı ve daha sonra 1979 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkarıldığı ve davalı kişiye ait 2510 Sayılı Yasa uyarınca oluşan iskan tapusunun bulunduğu anlaşıldığından, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan makiye ayırmaya ilişkin tüm evrakların getirtilerek tamamlanmış ve sonradan adli veya idari yargı yerinde iptal edilmemiş uygulanabilir maki haritasının bulunması halinde yeniden keşif yapılarak davalının dayandığı 2510 Sayılı Yasaya göre verilen tapu kaydı ile makiye ayırma haritasının uzman bilirkişiler huzuruyla yöntemine uygun olarak uygulamasının yaptırılarak çekişmeli yerin makiye ayrılan bölümde kalıp kalmadığının belirlenmesi, makilik alanda kaldığının ve davalının bayiine 2510 Sayılı Yasa uyarınca verildiğinin anlaşılması halinde davanın reddedilmesi gerekirken, içtihadı birleştirme kararına aykırı biçimde düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının usulsüz olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 17.04.1981 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen rapora göre çekişmeli taşınmazın 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdidinde … Bayırı Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, daha sonra 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığı anlaşıldığına, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu orman dışına çıkartılan yerlerde tapu kaydına değer verilebilmesi için dayanılan tapu kaydının orman kadastrosunun kesinleşmesinden önce oluşması, orman kadastrosunun itirazsız kesinleşmesi ve tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa karşısında geçerliliğini sürdürmesinin gerekli olduğu, somut olayda; davacının tutunduğu tapu kaydının, çekişmeli yerin kesinleşen orman kadastrosu içinde iken başka bir anlatımla, orman olan yer için oluşturulduğuna, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamasında bu tapu kaydına değer verilemeyeceğine, davalı kişinin tutunduğu tapu kaydının 1943 orman tahdidi ile orman olarak sınırlandırılan alan için oluşturulup hukuki değeri olmadığına, tapu kaydının çekişmeli taşınmaz, kesinleşen ve tapuya tescil edilen orman kadastro sınırları içinde iken 2510 Sayılı Yasa uyarınca iskan yoluyla yolsuz olarak oluşturulduğuna, orman sınırları içinde kalan veya orman sınırları dışına çıkartılan alanlarda tapulu yerlerle ve iskan suretiyle verilen yerlerin hak sahipleri adına tesbit ve tescilini öngören 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45 nci maddesi ile getirilen hükümlerin, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 1987/31-13 sayılı ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 sayılı ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararları ile iptal edildiğine, 2510 Sayılı Yasanın 21. maddesinde ormanların dağıtılacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından, 1940 yılında kesinleşen orman sınırları içinde kalmaya halen devam eden yer hakkında 1944 yılında iskan yoluyla oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle, H.G.K.’nun 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 sayılı kararında kabul edildiği gibi, hiç bir zaman sahibine mülkiyet … kazandıramayacağı ve özde kamu malı olana taşınmazın hukuksal niteliğini değiştirmeyeceğine, Medeni Yasanın kabul ettiği sisteme göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanılmasının zorunlu olduğuna, kişiye ait tapu kaydı geçerli hukuksal nedene dayanmadığından bu tapu kaydına değer verilemeyeceğine, kamu malı ve orman niteliğindeki taşınmazlarda; Medeni Yasanın 1023 (931) maddesinde yazılı iyi niyet ve tapuya güven ilkesinin uygulanmayacağına, kaldı ki yörede geçerli bir makiye ayırma işlemi bulunmadığına, Yargıtay Kararlar Dergisinin Aralık 2001 sayısında yayınlanan 20. Hukuk Dairesinin 10.5.2001 gün 2001/3179-3713 sayılı kararı ile bu kararı benimseyen H.G.K’nun 03.07.2002 gün 2002/20-558/588 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi İstanbul Anadolu Yakasında … bağlı …, …, …, …, …, …, …, … ve … Nahiyesine bağlı …, …, …, … Köylerinin mülki hudutları içinde bulunan ormanların isimleri, tahdit yılı ve tescil durumlarının düzenlenen listede gösterildiğine ve makiye ayırma işlemlerinin iptaline karar verildiğine, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 14/05/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.