YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3578
KARAR NO : 2008/7751
KARAR TARİHİ : 27.05.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespite itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli … Köyü 101 ada 1 sayılı parsel yörede 2007 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 4460 Hektar 1253.32 m2 yüzölçümü ile orman niteliğinde Hazine adına tespit edilmiş, itiraz edilmeksizin kesinleşerek tapuya kaydedilmiştir.
Davacı …, 03.10.2007 tarihinde Feke Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı davada çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kendisine ait … alanı olduğunu ileri sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak bu bölümün tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece; yörede 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosunun birlikte yapıldığı; bu uygulama sonucunda çekişmeli taşınmazı orman sınırları içine alan tahdidin kesinleştiği, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde düzenlenen 10 yıllık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açma hakkının yalnızca tapulu taşınmazlar için geçerli olduğu, davacı tarafça tapu kaydına dayanılmadığından, davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre orman kadastrosu yapılmıştır.
Dava, zilyetliğe dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosuna ilişkin tutanaklar ve haritasının işin bitimi ile Kadastro Müdürlüğüne verilip arazi kadastrosuna ilişkin tutanaklar ile birlikte 30 günlük askı ilanına tabi tutulacağı, ilanın bitimi ile arazi kadastrosu ile birlikte orman kadastrosunun da kesinleşeceği, 30 günlük bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, 3373 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince tapu sahibi gerçek ve tüzel kişilere 10 yıl içinde orman kadastrosuna itiraz davası açma hakkının tanındığı, somut olayda davacının kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanıp tapuya dayanmadığı, bu nedenle davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir.
Ne var ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/01/2006 tarih, 2006/20-619 Esas, 2006/665 Karar sayılı kararı ile “3402 Sayılı Kadastro kanununda ve diğer kanunlarda 3402 Sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılacak kadastro tespitlerinde zilyetliğe dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, sınırlayıcı hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur biçimde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı ilanına çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınması doğru değildir. “hükmü getirilmiş bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıda açıklanan kararı karşısında mahkemenin kararı yerinde değildir. Bu nedenle mahkemece işin esasına girilerek tarafların delilleri toplandıktan sonra uyuşmazlığın esastan çözümlenmesi gereklidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 27/05/2008 günü oybirliği ile karar verildi.