Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/3850 E. 2008/10790 K. 18.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3850
KARAR NO : 2008/10790
KARAR TARİHİ : 18.07.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle … Köyü (Mahallesi) 879 parsel sayılı taşınmazın yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davalı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmaz için kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişiler ve harita mühendisi bilirkişinin müşterek imzalı raporuyla, çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu, 1952 yılında yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak kurulana ve çalışan makiye ayırma komisyonunca makiye ayırma işlemine konu edilmediği, 1976 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda 19 Ağustos 1976 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 32/j ve 51. maddeleri gereğince taşınmazın fiilen orman olan bölümü orman sınırları içine alınıp 1942 yılı tahdidi içinde kalan bir bölümün de orman sınırları dışında bırakıldığının belirlendiği, 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına yapılan tesbitine, … Yönetiminin, taşınmazın vakıflara ait tapu kaydı kapsamında kaldığı savı ile açtığı davadan vazgeçmesi nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.1.1992 gün ve 1991/1601E-705 K sayılı kararının kesinleşmesi sonucu tesbit maliki adına tescil edildiği, daha sonra Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının, “taşınmaz 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu, 1952 yılında makiye ayrıldığı” gerekçesiyle

Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.1997 Gün Ve 1995/739-1291 sayılı kararı ile ret edildiği, ancak dava nedeni farklı olduğundan ve davada taraf olmadığndan … aleyhine kesin hüküm oluşturmayacağı, Hazine bu davada kesinleşen orman kadastrosuna değil, makiye ayırma işlemine dayandığı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı tahdidinin iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan bölümler 1942 yılı yönünden tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, bu olgunun ilgili Hukuk Genel Kurulu ve diğer ilgili Hukuk Dairesi Kararları ile de kabul edildiği, somut olayda çekişmeli taşınmaz 1942 yılı orman kadastro sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılan hatalı aplikasyonla dava konusu parselin bir bölümünün orman sınırı dışında bırakılmasının hukukça değer taşımayacağı, çünkü yanlış aplikasyonla daha önce kesinleşen orman sınırlarının değiştirilemeyeceği H.G.K.’nun oybirliği ile verdiği 28.03.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi “… makiye ayrılan yerlerin orman sınırı içine alınmasının geçersizliği, süresinde açılacak orman kadastrosuna itiraz davasında tartışılacak bir konu olduğu” taşınmazın halen kesinleşen orman sınırları içinde olduğu, yukarıda yazılı Y.K.D.’nin Mayıs 1991 sayısında yayınlanan 16. Hukuk Dairesinin 15.01.1991 gün 1990/5623-121 sayılı kararında da kabul edildiği gibi “maki tefrik tutanağının orman kadastro tutanağı olmadığı, orman tahdit tutanağı kapsamında kalan maki sahalarının orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilmesi gerektiği” eski tapu kaydının uygulanması, yetersiz ise de yukarıda H.G.K.’nun 27.02.2002 gün 2002/1-19-97 sayılı kararında belirtildiği gibi” kesinleşen orman sınırları içine alınan eski tapu kayıtları, yasal değerini yitireceğinden, böyle bir yer makiye ayrılmış olsa bile değer verilemeyeceği” den tapu kaydının uygulamasındaki yetersizliğin sonuca etkili olmadığı ve orman sınırları içinde bulunan taşınmazlar hakkında oluşturulan tapu kayıtları özde orman olan taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu, bu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de konu olamayacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 18/07/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.