YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4280
KARAR NO : 2008/8293
KARAR TARİHİ : 04.06.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş, ancak Mahkemece, 17.02.2008 gün 2002/290-2005/71 sayılı ek karar davalı … … vekilinin kararı 15 günlük yasal temyiz süresi içinde temyiz etmediği gerekçesi ile temyiz dilekçesi reddedilmiş, red kararı süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İncelenen dosya kapsamından, davalı vekiline gönderilen gerekçeli kararın bulunduğu tebligat parçasının doğrudan mahalle muhtarına bırakıldığı, Tebligat Yasanın 21. maddesine göre tebligat yapılmadığı, tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından yerel mahkemenin 17.02.2008 gün 2002/290-2005/71 sayılı ek kararı kaldırılarak, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1972 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında A…. Ihlamurkuyu mevkiinde bulunan 925 parsel sayılı 432 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1970 tarih 2 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak arsa niteliği ile Şükran … adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiş, daha sonra satış yoluyla davalıya geçmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın 3116 tahdit haritası içinde iken 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptal edilerek hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen kararın davalı kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 28.09.2000 gün 10878-11094 sayılı bozma kararında “Çekişmeli taşınmazın 3116 yılında yapılan ilk orman tahdidi içinde kaldığı ve daha sonra 1979 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkarıldığı ve davalı kişiye ait 2510 Sayılı Yasa uyarınca oluşan iskan tapusunun bulunduğu anlaşıldığından, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan makiye ayırmaya ilişkin tüm evrakların getirtilip yeniden keşif yapılarak makiye ayırmaya ilişkin harita ve belgelerin uzman bilirkişiler huzuruyla yöntemine uygun olarak uygulamasının yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 17.04.1981 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen rapora göre çekişmeli taşınmazın 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, daha sonra 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığı anlaşıldığına, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu orman dışına çıkartılan yerlerde tapu kaydına değer
verilebilmesi için dayanılan tapu kaydının orman kadastrosunun kesinleşmesinden önce oluşması, orman kadastrosunun itirazsız kesinleşmesi ve tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa karşısında geçerliliğini sürdürmesinin gerekli olduğu, somut olayda; davacının tutunduğu tapu kaydının, çekişmeli yerin kesinleşen orman kadastrosu içinde iken başka bir anlatımla, orman olan yer için oluşturulduğuna, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamasında bu tapu kaydına değer verilemeyeceğine, davalı kişinin tutunduğu tapu kaydının 1943 orman tahdidi ile orman olarak sınırlandırılan alan için oluşturulup hukuki değeri olmadığına, tapu kaydının çekişmeli taşınmaz, kesinleşen ve tapuya tescil edilen orman kadastro sınırları içinde iken 2510 Sayılı Yasa uyarınca iskan yoluyla yolsuz olarak oluşturulduğuna, orman sınırları içinde kalan veya orman sınırları dışına çıkartılan alanlarda tapulu yerlerle ve iskan suretiyle verilen yerlerin hak sahipleri adına tesbit ve tescilini öngören 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45 nci maddesi ile getirilen hükümlerin, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 1987/31-13 sayılı ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 sayılı ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararları ile iptal edildiğine, 2510 Sayılı Yasanın 21. maddesinde ormanların dağıtılacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından, 1940 yılında kesinleşen orman sınırları içinde kalmaya halen devam eden yer hakkında 1944 yılında iskan yoluyla oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle, H.G.K.’nun 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 sayılı kararında kabul edildiği gibi, hiç bir zaman sahibine mülkiyet … kazandıramayacağı ve özde kamu malı olana taşınmazın hukuksal niteliğini değiştirmeyeceğine, Medeni Yasanın kabul ettiği sisteme göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanılmasının zorunlu olduğuna, kişiye ait tapu kaydı geçerli hukuksal nedene dayanmadığından bu tapu kaydına değer verilemeyeceğine, kamu malı ve orman niteliğindeki taşınmazlarda; Medeni Yasanın 1023 (931) maddesinde yazılı iyi niyet ve tapuya güven ilkesinin uygulanmayacağına, kaldı ki yörede geçerli bir makiye ayırma işlemi bulunmadığına, Yargıtay Kararlar Dergisinin Aralık 2001 sayısında yayınlanan 20. Hukuk Dairesinin 10.5.2001 gün 2001/3179-3713 sayılı kararı ile bu kararı benimseyen HGK’nun 03.07.2002 gün 2002/20-558/588 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi … … Yakasında … Nahiyesine bağlı …, …, …, …, …, …, …, … ve … Nahiyesine bağlı …, …, …, … Köylerinin mülki hudutları içinde bulunan ormanların isimleri, tahdit yılı ve tescil durumlarının düzenlenen listede gösterildiğine ve makiye ayırma işlemlerinin iptaline karar verildiğine, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 04/06/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.