Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/4625 E. 2008/8296 K. 05.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4625
KARAR NO : 2008/8296
KARAR TARİHİ : 05.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydındaki şerhin kaldırılması ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … … ve davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine açılan davada … Köyü 154 parsel sayılı 3120 m2 yüzölçümündeki taşınmaz üzerinde orman sınırları içinde kaldığı hususunda şerh bulunduğu belirtilerek şerhin kaldırılması ve davacı adına tescili talep edilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … … ve davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydındaki şerhin kaldırılması ve tescil talebine ilişkindir.
Yörede, 3116 Sayılı Yasaya göre 1940 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 1988 yılında yapılan aplikasyon çalışması bulunmaktadır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın kendi adına tapuya tescili talebi ile ilgili olarak dava konusu taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğu gerekçesi ile bu talep yönünden davanın reddi yolunda kurulan hüküm doğru ise de, tapu kaydındaki şerhin kaldırılması hususunda yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.Şöyle ki ;Hükme esas alınan uzman orman … ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda yörede 1939 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastro çalışmasında çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı , 1988 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında ise önceki orman kadastro çalışmasındaki semt açılarının dikkate alınmadığını,bu nedenle bu uygulamada A ve D harfli 2316.41 m2 ve 976.20 m2’lik bölümlerin orman sınırları dışında, B ve C harfli 886.75 m2 ve 295.73 m2’lik bölümlerin ise orman sınırları içinde kaldığını açıklayarak 283 ve 284 nolu orman tahdit noktalarını çekişmeli taşınmazın üzerinde göstermişlerdir. Ancak, rapor ekindeki krokiden sözkonusu orman tahdit noktaları başka hiçbir orman tahdit noktası ile bağlantı kurulmadan gösterildiği saptanmış olup ayrıca düzenlenen krokiden 293 ile 284 nolu orman tahdit noktalarının nereye konulduğu dahi belirlenememiştir. Bu hali ile rapor yetersizdir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede Yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama
tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir.
Yukarıda belirtilen usulde yapılacak uygulama sonucunda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kalan bölümler yönünden taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılmasına ilişkin davanın kabulüne ve bölüm yönünden şerhin kaldırılmasına ilişkin davanın kabulü ile bu bölüm üzerindeki şerhin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği göz önüne alınmalı, bu arada Hazine veya orman yönetimi tarafından kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile hazine adına tapuya tescili talebi ile bir dava açılırsa bu dosya ile birleştirilmesi gerektiği , kesinleşen tahdit içinde kalan bölümün ifrazen tescil edilebileceği düşünülmeli ,ayrıca dosya içinde bulunan sulh ceza mahkemesinin 2000/105-2002/112 K sayılı dosyasında suça konu olan yerin dava dışı 158 parsel sayılı taşınmazın doğusundaki 4500 m2 lik yere ilişkin olduğu ve bu dosya için düzenlenen bilirkişi raporlarının ve söz konusu dosyada kurulan hükmün bu dosya için kesin delil ve kesin hüküm kabul edilemeyeceği göz önüne alınmalı oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenler ile davacı gerçek kişi ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 05.06.2008 günü oybirliği ile karar verildi.