YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5163
KARAR NO : 2008/9005
KARAR TARİHİ : 24.06.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Köyünde 299 parsel numarası ile … tarafından kamulaştırılan taşınmazın tapusuz olması nedeniyle kamulaştırma bedelinin ödenmediğini belirterek, taşınmazın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini istemiş, mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mülkiyetin tespitine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 03/06/1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu ise yapılmamıştır.
Mahkemece hükme esas alınan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/05/2005 tarih, 2004/206-2005/182 Sayılı dava dosyasında davacılar … ve … tarafından Hazine, Orman Yönetimi, Köy Tüzel kişiliği ve …’ e husumet yöneltilmek suretiyle, temyize konu dava dosyasında olduğu üzere … Köyü 178 ve 299 sayılı … parsellerinin tapusuz olmaları nedeniyle kamulaştırma bedellerinin ödenmediği ileri sürülüp mülkiyetin kendilerine ait olduğunun tespiti istenmiş; mahkemece davanın kısmen kabulüne, 178 parselin mülkiyetinin 1/3 payla davalı … ve davacılara ait olduğunun tespitine, 299 parsel hakkında açılan davanın ise çekişmeli 299 parselin davalı … tarafından Seher … ve … Bayrak’tan satın alındığı, davacıların bu parsel üzerinde bir haklarının bulunmadığı, davalı …’ın 299 parselde mülkiyetin tespiti yönünde usulünce açılmış bir davasının da olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; Hazine, Orman Yönetimi ve davalı …’in temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30/11/2006 Tarih, 2006/16244 – 16662 Sayılı Kararı ile hükmün 299 parselle ilgili bölümü onanmıştır.
Görüldüğü üzere değinilen mahkeme kararının ve Yargıtay’ın onama kararının gerekçesi, çekişmeli 299 sayılı … parseli ile davacılar … ve Namigar’ın bir ilgilerinin bulunmayışıdır.
Bu nedenle, uyuşmazlığın esası hakkında araştırma yapılıp sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Davacının zilyetliğinin hukuki değer taşıması ve kamulaştırma nedeniyle kendisine bedel ödenebilmesi için öncelikle taşınmazın zaman aşımı zilyetliği yoluyla kazanılabilecek yerlerden olması gereklidir. Bu cümleden olarak taşınmazın devlet ormanı, mera ve benzeri yerlerden olup olmadığı tespit edilmeli, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun anlaşılması halinde ise zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır, yerel ilanlar ile gazete ilanları yaptırılmalı; itiraz süresi beklenmelidir. Mahkemece bu hususların hiç biri üzerinde durulmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu KAMULAŞTIRMA HARİTASI üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte … uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, gerektiği takdirde murisleri yada satıcılar yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 24/06/2008 günü oybirliği ile karar verildi.