Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/5576 E. 2008/9185 K. 26.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5576
KARAR NO : 2008/9185
KARAR TARİHİ : 26.06.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastro çalışması ve 2/B madde uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi, … Köyü … Yaylası Kökoluk mevkiinde bulunan taşınmazın üzerinde zilyetliğinin bulunduğu ve kendisine ait olduğu; ancak, yörede 01.06.2005 tarihinde ilan edilen orman kadastro çalışmalarında orman sınırları içine alındığını belirterek çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması talebi ile orman kadastro çalışmasına 6 aylık askı ilan süresi içinde dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6 aylık ilanı içinde açılan orman kadastro çalışması ve 2/B madde uygulamasına itiraz davası niteliğindedir.
Mahkemece davacıya keşif hususunda kesin … verildiği; ancak, mehile uymadığı ve davacının keşif delilinden vazgeçtiği gerekçesi ile davanın reddi yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya uygun değildir. Şöyle ki;
Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y.m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel ve/veya kesin önelin avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi; bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (492 Sayılı Harçlar Yasası m. 34); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi yanında; yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün gözönünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.U.Y. m.414, 163 açısında bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E. 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20.H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz … olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Kadastro mahkemelerinde belirtilen genel hükümler, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 29’ncı maddesi kıyas yoluyla, aynı yasanın 36’ncı maddesine göre işlem yapılması hallerinde de aynen uygulanır.
Mahkemece davacıya keşif hususunda kesin … verilmiş ve davacı adına çıkarılan ihtar yazısı tebliğ edilmiş ise de; keşif günü olarak belirtilen 15.11.2007 tarihinde hangi nedenle keşfin yapılamadığı belli değildir. Zira, dosya içindeki iki adet keşfin yapılamadığına ilişkin tutanakta dosya esas numaraları ile tutanak tarihinin bulunmadığı ve tutanaklardan birinde “hakimin izinli olması ve yerine görevlendirilen hakimin ise 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde duruşmada olması” nedeniyle yapılamadığının diğerinde ise “aynı bölgede başka dosyaların olduğu ve o dosyalarda arazi ile yolların keşif için uygun olmadığının” belirtildiği anlaşılmaktadır. Sözkonusu tutanaklara göre davacının keşif için müracat etmemesi gibi bu durumun olmadığı saptandığından mahkemece uyuşmazlığın esasına girilerek inceleme yapılması gerekirken, aksine düşünceler ile kurulan hüküm doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26.06.2008 günü oybirliği ile karar verildi.