YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6154
KARAR NO : 2008/8359
KARAR TARİHİ : 05.06.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 19.07.2006 tarihli dava dilekçesiyle … Köyü 109 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 5827.39 m2 yüzölçümündeki bölümünün, 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1989 yılında yapılıp kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine, kısmen kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1981 yılında yapılıp 1982 yılında kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1989 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
1952 yılında yapılan genel kadastroda … köyü Tersakan mevkii 114 Parsel sayılı 14130 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devlet çam ormanı niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiş, … …, … …, … …, … … ve … …’ın itirazı üzerine, davalı sıfatıyla “Hazine adına … Devlet Orman İşletmesi Müdürlüğü” olarak gösterilerek, yapılan keşif sonucu düzenlenen teknik bilirkişi krokisinde (A, B, B1, B2 ve C ) ile gösterilen bölümlerinin … köyü ormanlarının tahditinde 321 ila 332 rasat noktası ile … … ve 120-130 nolu rasat noktaları ile sahiplerinin tasarrufuna terk edildiği, kadastroda tutanağı düzenlenmeyerek TH bırakılan yer olduğu, Temmuz 1320 tarih ve 24 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlendiği gerekçesiyle, itirazların kabulüne, (A) ile gösterilen 8560 m2 yüzölçümündeki bölümün … …, (B) ile gösterilen 2560 m2 yüzölçümündeki bölümünün paylı olarak … …, … …, … …, … … ve … …, krokide ( B1 ve B2) ile gösterilen 1776 m2 yüzölçümündeki bölümün paylı olarak … … ve Adile …, krokide (C ) ile gösterilen 4480 m2 yüzölçümündeki bölümünün … …, (D) ile gösterilen 33 dönüm yüzölçümündeki bölümünün … … adlarına tesciline, bu bölümler çıktıktan sonra kalan bölümün 114 parsel sayısı ile Devlet Çam ormanı olarak Hazine adına tesciline ilişkin … Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 19.09.1955 gün ve 1953/205-285 sayılı kararı, Orman Yönetimine 31.1.1956, davacılara da
29.01.1956 tarihinde tebliğ edilmiş, ve temyiz edilmeden kesinleşmiştir. (C ) ile gösterilen 4480 m2 yüzölçümündeki bölüm ifrazen 140 parsel sayısı ile … … adına tapuya tescil edilmiş, satışlar ile önce … …’ya sonrada 27.07.1967 tarihinde … … adına tescil edilmiştir. 140 sayılı parsel pafta yenilemesinde 5827.39 m2 yüzölçümüyle ve 109 ada 7 parsel sayısıyla … … adına tapuya kayıt edilmiştir. Davalı gerçek kişiler … … mirasçılarıdır.
Gezici Arazi Kadastro Mahkemesini sözü edilen kararında ve ekli … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 8560 m2 yüzölçümündeki bölüm 137 parsel sayısı ile … …, (B) ile gösterilen 2560 m2 yüzölçümündeki bölüm 138 Parsel sayısıyla paylı olarak … …, … …, … …, … … ve … …, ( B1 ve B2) ile gösterilen 1776 m2 yüzölçümündeki bölüm 139 parsel sayısı ile paylı olarak … … ve Adile …, (D ) ile gösterilen 33000 m2 yüzölçümündeki bölüm 141 parsel … … adına, (A, B, B1, B2 ve C ) ile gösterilen bölümler çıktıktan sonra geri kalan 1413 hektar yüzölçümündeki bölüm ise 20.02.1956 tarihinde Devlet Çam ormanı olarak 114 parsel sayısıyla Hazine adına kayıt edilmiştir.
Gerçek kişilerin Gezici Arazi Kadastro mahkemesinde tutundukları ve mahkemece … Körü köyü 114 sayılı parselin ekli bilirkişi krokisinde (A, B, B1, B2 ve C ) ile gösterilen bölümlerine uyduğu hükmen belirlenen K.Sani 1307 Y. tarih ve 12 sıra numaralı tapu kaydı; … Serler Köyü Gezir Altı mevkide bulunan 28 dönüm yüzölçümündeki tarlanın üç rubu payına ilişkin kayıtta, tarafları Tarik ve … ve Tarik ve … olup, … Bey fevtinden evlatları … ve … ve … adına kayıtlıdır. Temmuz 1320 tarih ve 24 sıra numaralı tedavülde de tebdilen yine … ve … adına tescil edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli parselin, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesi kararı ile orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek, … köyü 114 sayılı parselden ifrazen … … adına tapuya tescil edilen 140 sayılı parselden paftaların yenilenmesi ile oluştuğu, orman sayılmayan yerlerden olduğu konusunda kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 114 sayılı orman parselinden hükmen ifraz edilip … … adına tapuya tescil edilen 140 sayılı parselin ifraz krokisi ve yüzölçümü; 140 sayılı parselden paftanın yenilenmesi ile oluşan çekişmeli 109 ada 7 sayılı parselin çap krokisi ile yüzölçümünden farklı olup, mahkemece bu farklılığın nedenleri üzerinde durulmamış, köşe noktalarının koordinatları alınmak suretiyle, çekişmeli 109 ada 7 sayılı parselin çap krokisi ile yenilemeden önceki 140 sayılı parselin çap krokisi çakıştırılıp, çekişmeli 109 ada 7 sayılı parselin 140 sayılı müfrez parselin çap krokisi içinde kalıp kalmadığı, kalıyorsa ne kadarının kaldığı yöntemince saptanmamış, Kesinleşmiş mahkeme kararının, 114 sayılı orman parselinden hükmen ifraz edilen 140 sayılı parselin çap krokisi içinde kalan bölümleri için hüküm ifade edeceği düşünülmemiştir.
Ayrıca, bir örneği dosyada bulunan 1941 yılı orman tahdit krokisi, 1744 ve 3302 Sayılı Yasalar döneminde yapılan tahdit haritaları bir birinden farklı olduğu gibi, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda esas alınan haritadaki 131 ila 135 ve 101, 102, 103 ve 131 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hatların tersimatı ile, bilirkişilerin raporuna ekli krokideki aynı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı bir biriyle çeliştiği halde, bu çelişkilerin nedenleri üzerinde durulmamış ve çelişkiler yöntemince giderilmemiştir.
Tahdit haritası ve tutanakları ile çelişen teknik açıdan yetersiz bilirkişi rapor ve krokilerine dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren yüzölçümü ve sınır değişikliklerini içerir tüm tesis ve teavülleri evrakı müsbitesi ile birlikte getirtilmeli, 131 ila 135 ve 101, 102, 103 ve 131 numaralı orman sınır noktalarının tesisine ilişkin yüzölçümünün okunabildiği 1941 yılı çalışma tutanağı örneği getirtilip dosya keşfe hazırlanmalı, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu …
memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, Kadastro Mahkemesinin 19.09.1955 gün ve 1953/205-285 sayılı karar ve eki 140 sayılı parselin tescil krokisi ve 140 sayılı parsele hükmen uyduğu bildirilen tapu kaydı yerel bilirkişiler vasıtasıyla uygulanarak kapsamı belirlenmeli, daha sonra 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği, kesin hüküm krokisi kapsamı dışındaki alanlar için kesin hükümden söz edilemeyeceği düşünülerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05/06/2008 günü oybirliği ile karar verildi.