Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/6251 E. 2008/10792 K. 18.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6251
KARAR NO : 2008/10792
KARAR TARİHİ : 18.07.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle … Köyü (Mahallesi) 1092 parsel sayılı taşınmazın yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalılar adına olan tapu kaydının iptalini ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmaz için kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
… Köyünde 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 1092 parsel sayılı 478 m2 yüzölçümündeki çekişmeli parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve tarla niteliğiyle, … Demiray adına tesbit edilmiş, … Yönetiminin ve bir kısım davacı gerçek kişilerin tapuya dayalı davalarının reddine, Hazinenin katılma yoluyla davasının kabulüne ve taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin Kadastro Mahkemesinin 23.12.1993 gün ve 1991/2599-1993/1804 sayılı kararının Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, Hazine tarafından 2886 Sayılı Yasanın 45. maddesi gereğince ihale ile satılarak 18.05.2000 tarihinde ½’şer pay ile … … ve Mümin … adlarına tescil edilmiş, Mümin … payını 04.07.2000 tarihinde … …’e satmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edilmiş olup, … tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun geçerliliğini sürdürmektedir.

… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş, ayrıca bu komisyonun yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalışmış, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlemiş, yasaya aykırı kurulan komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için … tevzi işlemleri de yapılmamıştır. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü gibi kurulmaması ve yasaya uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemz. 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile belirlenen orman sınırlarını değiştirmeye hiç bir merci ve makamın yetkili olmayıp, makiye ayırma komisyonlarına da yasa ve yönetmelikte hiç bir şekilde böyle bir yetki verilmediğinden, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların, hukuken orman olduğunun kabul edilmesinin zorunludur. 5653 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki “Bu yasa yayımı tarihinde yürürlüğe girer” hükmü ve yasaların geriye doğru yürümeyeceği ilkesi gereğince, 5653 Sayılı Yasa ile değiştirilen 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesinin de, yasanın yürürlük tarihinden sonra yapılacak orman kadastro işlemlerinde uygulanması gerekir. Tahdit tutanakları ile birlikte 1/10.000 ölçeği ile düzenlenen haritaları bulunduğu halde, yönetmeliğin hiç bir maddesinde maki komisyonlarının belirleyeceği makilik sahaların, orman kadastro (tahdit) haritaları üzerinde gösterileceği konusunda hiçbir hüküm yoktur. Bu yerlerin askeri haritalar üzerinde gösterileceği belirtilmiştir. 5653 Sayılı Yasanın yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükmü ile yönetmeliğin yukarıda yazılı hükümlerinin birlikte değerlendirildiğinde, maki belirleme komisyonlarının orman kadastrosu (tahdidi) yapılmamış yerlerde çalışacağı açıkça anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin iptali konusunda verdiği 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararlarında ve bir çok ilgili Yargıtay Daire Kararları ve H.G.K. kararlarında açıklandığı gibi, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtları yasal değerini yitirir. Doğal olarak böyle bir yerde zilyetliğe de değer verilemez. gerek 3116 Sayılı ve gerekse 5653 Sayılı Yasada ve bu yasa gereğince çıkartıldığı kabul edilen yönetmelikte, makiye ayırma işleminin orman rejimi dışına çıkarma işlemi, ya da kesinleşen orman sınırını daraltma ve değiştirme işlemi olduğu veya olacağı konusunda da hiç bir hüküm yoktur. kesinleşen orman sınırı içinde kalan yerlerin niteliği ister tapulu tarla olsun, ister makilik olsun, isterse orman içi boşluk, çayırlık olsun, o taşınmaz, 1961 Anayasasının 131/2 ve 1982 Anayasasının 169/2. Maddesindeki “Devlet Ormanları zamanaşımı ile mülk edinilemez” hükmü gereği ve orman mülkiyet hukuku ve orman ceza hukuku yönünden orman sayılan yer olduğundan, böyle bir yere el atıp zilyet olan kişinin eyleminin orman yasasının ceza hükümlerine göre suç oluşturur. H.G.K.’nun 1998/903 Sayılı kararında açıklandığı gibi orman sınırlaması kesinleşen yerlerde bir yerin orman sayılan yer olup olmadığının sınırlama harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirleneceğinden, makiye ayrılmakla o yerin orman kadastro sınırları dışına çıkartılmış kabul edilmez. Bu güne kadar Ceza mahkemelerinin ve Yargıtay’ın uygulaması da bu şekilde olmuştur. 5653 Sayılı Yasa, 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Yasasının 117. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, 5653 Sayılı Yasanın 1/e maddesine paralel nitelikte hüküm getiren, 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi uyarınca, Orman Genel Müdürlüğünün 24.12.1959 ve şb 2.2802-1 sayılı teklifi ve Bakanlık makamının 24.12.1965 günlü oluru ile yürürlüğe giren … ve Makilik Sahaların Tespitine Ait Talimatnameyle, 17.08.1950 tarih ve 2.Şb 9857-203 sayılı tamimle yayınlanan Maki Yönetmeliğini yürürlükten kaldırmış, buna

rağmen Maki Yönetmeliği dayanak gösterilerek 24.12.1965 tarihine kadar ve yine bu tarihten sonra da makiye ayırma çalışmalarının yapılmıştır. 3116 sayılı yasanın 7. maddesi orman kadastro komisyonlarının yaptıkları orman kadastro işlemlerinin, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde orman kadastrosu ve orman rejimi dışına çıkarma (2/B) işlemleri sonuçlarının ilan edileceğini ve itiraz süresi içinde itiraz edilmez ve dava açılmaz ise işlemlerin kesinleşeceğini bildiriliği, yasalar ile bu konuda çıkartılan yönetmeliklerde de ilan süresi ile nerede? Ne kadar ? süre ile yapılacağı, ilandan sonra kimler tarafından nasıl itiraz edileceği, itirazın nasıl inceleneceği, davanın kimler tarafından hangi mahkemeye açılacağı konularının ayrıntılarıyla düzenlendiği, 2613, 5602, 766 ve 3402 sayılı kadastro yasaları ve bu yasalar gereği çıkartılan yönetmeliklerde de, bu konularda açıklayıcı ve emredici, hükümler bulunduğu halde, gerek 08.09.1956 tarihinden önce ve gerekse bu tarihten sonra yapılan makiye ayırma çalışmalarının hiçbiri ilan edilmemiş olduğu gibi yasa, yönetmelik ve talimatnamede, yapılan çalışmanın yerindeliğinin, hangi makam tarafından incelenip denetleneceği ve onanacağı konularında da hiçbir hüküm bulunmadığından, makiye ayırma çalışmalarının Orman İdaresinin bir iç işi olduğu, orman rejimi yada orman sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı, yapılan işlemin her zaman iptal edilebileceği, ya da yeniden yapılacak bir orman kadastro çalışmasında makiye ayrılan yerlerin orman kadastro sınırı içine alınabileceği, makiye ayrılmakla birlikte o taşınmazın hukuken orman olmaya ve kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilmelidir. Çünkü, “orman niteliğini kaybetme nedeniyle orman rejimi dışına çıkarma” kavramı 1961 Anayasasının 131. Maddesinin, 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmesinden sonra hukukumuzda yer aldığı ve Anayasanın bu maddesinin değiştirilmesinden sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi değiştirilerek “bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirme” nedeniyle orman rejimi dışına çıkartma işleminin orman kadastro komisyonları tarafından yapılmaya başlanılmış, kesinleşen orman sınırları içinde iken makiye ayrılan yerler kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek yasal koşulları taşıyan taşınmazlar 2/B madde uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkartılmış, makiye ayırma işlemlerine değer verilmemiştir. 20. Hukuk Dairesinin Y.K.D. Aralık 2001 sayısında yayınlanan 10/05/2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararını direnme yoluyla inceleyen ve 20. Hukuk Dairesinin kararında belirtilen ilkeleri aynen ve oybirliği ile benimseyen, Hukuk Genel Kurulunun 03/07/2002 gün ve 2002/20- 558- 588 sayılı kararı ve 20. Hukuk Dairesinin bir çok kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 27/06/2000 gün 6766/8652 ve 02/04/2001 gün ve 2670/3847 ve 14/05/2001 gün ve 5062/5949 ve 7. Hukuk Dairesinin 13.12.2004 gün 2004/4196-4556 ve 17. Hukuk Dairesinin 24.01.2005 gün 2004/13872-165 ve 25.01.2005 gün 2004/13823-163 sayılı kararlarında makiye ayırma çalışmalarının idare tarafından her zaman iptal edilebileceği ve 20. Hukuk Dairesinin tüm ilke kararları ile 16. Hukuk Dairesinin Y.K.D.’nin Mayıs 1991 sayısında yayınlanan 15.01.1991 gün ve 1990/5423-1991/121 sayılı kararıyla, makiye ayrılan yerin halen orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilmiştir.
Dosyadaki bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre çekişmeli … Köyü 1092 sayılı parselin, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, geçersiz maki uygulamasına konu edildiği, 1976 yılında yapılan aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sırasında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 4 Numaralı Ekip tarafından, 03.06.1976 tarih ve 1 numaralı tutanakta “çekişmeli taşınmazın da bulunduğu yerde 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih ve 208 sayılı hakem kararıyla iptal edildiğinden” söz edilerek yeniden orman kadastrosunun yapılmasına karar verildiği, oysa Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, … tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman

kadastrosunun geçerliliğini sürdürdüğü gözetilmeden, 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 4 Numaralı Ekip tarafından 1942 yılı orman kadastrosu yok sayılarak yeniden belirlenen orman kadastrosunda, çekişmeli parselin (A) ile gösterilen bölümünün orman sınırları içinde, diğer bölümünün ise orman sınırları dışında bırakıldığı, daha sonra 1988 yılında yapılan aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasında durumunun değişmediği, 1990 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu Başkanı ile Arazi Kadastro Komisyonu görevlilerince düzenlenen mutabakat tutanağı ve ekli haritasına göre çekişmeli parselin tamamının orman sınırları dışında kaldığı, Orman Yönetiminin taraf olmadığı gerçek kişiler ile Katılan Hazine arasında görülüp kesinleşen … Kadastro Mahkemesinin 23.12.1993 gün ve 1991/2599-1993/1804 sayılı kararıyla, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı göz ününde bulundurulmadan çekişmeli taşınmazın özel mülk olarak Hazine adına tescil edildiği, daha sonra 2886 Sayılı Devlet İhale Yasası hükümlerine göre aynı yasanın 45. maddesi gereğince satılmışsa da, aynı yasanın 74. maddesi ve bu maddeye göre çıkarılan Yönetmeliğin 58/A maddesine göre bu tür alanların satışının yasaklandığı, aslı hukuken orman olan taşınmazın satışının geçersiz olduğu, taşınmazın önceki durumunu bilen davalılar Medeni Yasanın 1023. maddesinden yararlanamayacağı gibi, aslı orman olan taşınmazlar için bu madde hükümlerini uygulama olanağı bulunmadığı, Davalı gerçek kişilerin 2886 Sayılı Yasanın 45. maddesi hükümlerine göre taşınmazı satın alırken ödediği bedeli bu satıştan sorumlu kişi ve kuruluşlardan talep etme hakkının bulunduğu hususları gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişilerin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 18/07/2008 günü oybirliği ile karar verildi.