Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/6587 E. 2008/11287 K. 18.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6587
KARAR NO : 2008/11287
KARAR TARİHİ : 18.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 1111 parsel sayılı taşınmazın yörede yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve yolsuz olarak davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
… Köyünde 1988 yılında yapılan arazi kadastrosunda çekişmeli 1111 parsel sayılı 670 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ev ve arsası niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiş, … Yönetiminin açtığı davanın vazgeçme nedeniyle, … ve arkadaşlarının davasınin ispatlanamadığından reddine, katılan Hazinenen davasının kabulüne ve taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.12.1993 gün ve 1991/2223-1848 sayılı kararının kesinleşmesiyle Hazine adına tapuya tescile edilmiş, 06.12.2001 tarihinde …na satılmıştır.
…nın, Kadastro Mahkemesinin 21.12.1993 gün ve 1991/2223-1848 sayılı kararının yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılması istemi, aynı mahkemenin 24.06.1999 gün ve 1997/30-151 sayılı kararı ile red edilmiş, karar temyiz edilmeden 06.08.1999 tarihinde kesinleşmiştir.
1. Kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi … ve Harita Mühendisi Bilirkişi … tarafından düzenlenen rapor ve krokiler ile çekişmeli parselin (B) ile gösterilen 598 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken 1988 yılında 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu bölümde eylemli orman bulgularına rastlanmadığı, orman olarak kullanılamayacağı belirlenerek Orman Yönetiminin bu bölüme ilişkin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, temyiz itirazlarının reddiyle bu bölüme ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
2. Orman Yönetiminin çekişmeli parselin aynı bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 72 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece “çekişmeli taşınmazın bu bölümünün makiye ayrıldığı, bu konuda Hazine yönünden kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğu ve bu karar Orman Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmasa da güçlü delil niteliğinde olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; dosya kapsamına ve yapılan uygulamada çekişmeli taşınmazın bu bölümünün, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırı dışında bırakıldığı, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu tarım arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada kısmen orman olarak sınırlandırıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş ve bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlemiş, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde toprak tevzi işlemleri de yapılmamıştır. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemez. Somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabilir. Makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosu kesinleşir ve o taşınmaz hukuken orman niteliğini kazanır. Yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından katılan sıfatıyla açılan tapu iptal tescil davasının kabulüne ilişkin Kadastro Mahkemesinin 21.12.1993 gün ve 1991/2223-1848 sayılı sözü edilen kesinleşmiş kararı, Orman Yönetimi tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamaz. Orman Yönetiminin taraf olmadığı, bu mahkeme kararı karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha güçlü bir delil sayılır. Kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz1n 72 m2 yüzölçümündeki bu bölümün hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir.
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan kesinleşen orman sınırı içinde bulunan yer hakkındaki tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof.Dr.M.Kemal Oğuzman, Prof.Dr.Ömer Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal servet ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün değildir. Özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet hakkı kazandırmaz. H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanamayacağından, tapu kaydının iptali her zaman dava konusu edilebilir.
Kesinleşmiş orman kadastrosu, makiye ayırma, 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu uzman bilirkişi … tarafından düzenlenen raporda, “çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen 72 m2 yüzölçümündeki bu bölümün 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda tamamının orman sınırları dışında, 1976 yılında yapılan işlemde de ise orman sınırları içinde bırakıldığının, 1952 yılında makiye ayrıldığının bildirildiği halde, Mahkemenin güçlü delil olarak kabul ettiği Kadastro Mahkemesinin 21.12.1993 gün ve 1991/2223-1848 sayılı kararının dayanağı bilirkişi raporlarında “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ancak 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan işlemde orman sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın makiye ayrıldığı” bildirilmesine rağmen, bu mahkeme kararının gerekçesinde “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 1952 yılında makiye ayrıldığı ve 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, makiye ayırma tarihinden, gerçek kişi adına tesbit edildiği tarihe kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı gerekçe gösterilerek Hazinenin davasının kabul edildiği görülmektedir. Halbuki, dava konusu parsel 1942 yılı tahdit sınırları içinde olmayıp, 1976 yılında eylemli devlet ormanı olduğu belirlenen bölümü 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek devlet ormanı olarak sınırlandırılmıştır. … Kadastro Mahkemesinin dayandığı bilirkişi raporları ile somut olaydaki mahkeme kararının gerekçesi gözetildiğinde, davalı gerçek kişinin bayi Hazine yararına kesinleşen kararda, taşınmazın makiye ayrıldığı orman rejimi dışına çıkartılan sahada kaldığı kabul edildiği halde temyize konu davada dava konusu yerin, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, 1976 yılında eylemli orman olan bölümlerin devlet ormanı olarak sınırlandırıldığı, taşınmazın makiye ayrılmadığı, orman rejimi dışına çıkarılmadığı, taşınmazın 72 m2 yüzölçümündeki bu bölümünün halen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği belirlenip, dava nedenleri farklı olduğundan, kesin hükümden ve kesin delilden söz edilemez.
Diğer taraftan, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılması yasaya uygundur.
Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan geçmiş ve orman kadastrosu kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılmış ve hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmamaktadır. Bu bölümün orman olgusu hukuken kesinleşmiştir.
Nitekim, aynı gün yada yakın zamanlarda Dairece temyiz incelemesi yapılan bir çok dosyada [örneğin; (Dairenin 2008/3139 esasında) … Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2004/493-302 sayılı, (Dairenin 2008/3140 esasında) … Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 günn ve 2004/495-304 sayılı, (Dairenin 2008/3850 esasında) … Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2004/494-303 sayılı, (Dairenin 2008/4413 esasında) … Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2004/508-305 sayılı, (Dairenin 2008/5804 Esasında) … Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.12.2007 gün ve 2004/462-371 sayılı kararları ile] Hazine tarafından gerçek kişilere karşı dava konusu aynı mevkide yer alan bir kısım taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu, tapu kaydının iptali ve tescili istemiyle açılan davaların reddine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğu halde, Orman Yönetimi tarafından aynı taşınmazların kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı savıyla açılan davaların kabulüne karar verilmiştir.
Açıklanan hususlar gözetilerek; Orman Yönetiminin (A) ile gösterilen 72 m2 bölümüne ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle redde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1. Yukarıda birinci bende açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin temyizi itirazlarının reddiyle çekişmeli … köyü 1111 sayılı parselin Orman Bilirkişi ve Harita mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokilerde (B) ile gösterilen 598 m2 yüzölçümündeki bölüme ilişkin hükmün ONANMASINA,
2. Yukarıda ikinci bende açıklanan nedenlerle, davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli parselin, Orman Bilirkişi ve Harita mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve krokilerde (A) ile gösterilen 72 m2 yüzölçümündeki bölüme ilişkin hükmün BOZULMASINA 18.09.2008 günü oybirliği ile karar verildi.