YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6677
KARAR NO : 2008/8519
KARAR TARİHİ : 09.06.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi ile davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler, ayrı ayrı açtıkları ve mahkemece birleştirilen davalarda … Köyü 3106 ve 3107 parsel sayılı sırasıyla 8643800 m2 ve 9060297,50 m2 yüzölçümündeki taşınmazların, yörede 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan orman sınır tespiti çalışmaları sonucu orman sınırı içinde gösterildiğini, daha sonra 1992 yılında yapılan arazi kadastrosunda orman niteliği ile Hazine adına tesbit ve tescil edilmişse de, aynı yerlerin Sülekler Köyünde yapılan orman kadastrosunda (P2) nolu orman içi ziraat parseli olarak orman sınırları dışına bırakıldığını bildirerek orman parselleri içinde kalan bazı bölümlerin zilyetliklerinde olduğu iddiasıyla tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve 3107 sayılı orman parselinin taşınmazın tapusunun iptali ile … bilirkişilerin 25.11.1996 tarihli krokisinde yüzölçümleri gösterilen olan (A, B, C, D, I, E, F, G, H, L, K) harfleriyle gösterilen bölümlerin bir kısım davacılar adlarına tapuya tesciline, davacı …’ın kanıtlanamayan davasının reddine, davacılar …, …, … …’ın davalarının açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi ile davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapu iptali, tescil ve orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
1- İncelenen dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve uzman bilirkişi raporuna göre, temyize konu çekişmeli taşınmaz bölümünün öncesi orman sayılan yerlerden olduğu gibi, 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi hükmüne göre orman içi açıklığı niteliğinde ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı anlaşıldığına göre, davacı …’ın temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarına gelince;
Orman Genel Müdürlüğünün 8 Ekim 1996 gün ve 3553 sayılı yazısından ve dosyaya getirtilen tahdit evrakındaki bilgi ve belgelerden çekişmeli 3106 ve 3107 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu … Köyünde genel arazi kadastrosu 3402 Sayılı Yasaya göre 1992 yılında yapılmış ve sonuçları 23.12.1992-22.01.1993 tarihleri arasında ilan edilerek 25.01.1993 tarihinde kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiştir.
Komşu Sülekler Köyünde 33 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından 1993 yılında 6831 Sayılı Orman Yasasına göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapılmış ve birleştirilen daha sonra takip edilmeyen 1995/36 E.-1996/271 K. sayılı dosyada davaya konu yer hakkında dava açılmış, yapılan keşifte davaya konu yerin kısmen 3107 kısmen de 3106 parseller içerisinde kaldığı belirlenmişitr. Davaya konu olan taşınmazların, Dereköyde yapılan orman ve arazi kadastrosunda orman olarak yapılan tespiti 23.10.1993 tarihinde kesinleştiği halde, Sülekler Köyünde 28.06.1994 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunda 33 Numaralı Komisyonca düzenlenen 08-09/06/1993 tarihli 21 Numaralı iç sınır çalışma tutanağında 482 ila 501 OTS noktalarla çevrili P.2 numaralı orman içi ziraat parseli olarak tahdit dışında bırakılmıştır.
Orman Genel Müdürlüğünün yukarıda belirtilen yazısında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosunun 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre ilan edilmediğinden bahisle, Yargıtay ilamları doğrultusunda çıkartılan genelgeler dikkate alınarak 33 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca bu kez … Köyünde 1994 yılında 6831 Sayılı Orman Yasasınca orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışması yapılmış ve sonuçları altı ay süreyle 25.09.1996 tarihinde askıya çıkartılmıştır. Bu çalışmada yine, dava konusu edilen taşınmazlar P.2 numaralı orman içi ziraat parseli olarak 482 ila 501 OTS noktaları arasında tahdit sınırları dışında bırakılmıştır.
Dava konusu taşınmazların içinde bulunduğu 3106 ve 3107 sayılı parseller 1992 yılında … Köyünde 3402 Sayılı Yasanın 4. madde uygulamalarına esas olmak üzere yapılan orman sınırlarının belirlenmesi ve kültür arazilerinin kadastrosuna ilişkin genel arazi kadastrosu da orman niteliği ile Hazine adına tespitleri yapılarak, 23.12.1992-23.01.1993 tarihleri arasında 3402 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre ilan edilmiş ve itiraz edilmediğinden kesinleşerek 24.01.1992 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi “kadastro çalışma alanı sınırında orman bulunduğu takdirde; durum çalışmaya başlamadan iki ay önce Orman Genel Müdürlüğüne bildirilir. Bu yerlerin orman sınırlaması ve orman sınırları dışına çıkarma işlemleri 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre orman kadastro komisyonlarınca tespit ve haritasına işaretlenerek tutanakları ile birlikte kadastro ekiplerine teslim edilir. Bu yerlerin ölçü ve harita işlemleri yukarıdaki sınırlar esas alınarak kadastro ekiplerince ikmal edilir. İki ay içinde kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenememesi halinde kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu Kanun hükümlerine göre yürütülür. Kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur.” hükmünü içermektedir.
Yukarıdaki madde hükmünden de anlaşılacağı üzere 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesi hükmüne göre bir çalışma alanında orman belirleme işi ister kadastro ekiplerince, isterse arazi kadastro ekiplerince belirlensin, kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemlerini de ikmal edilmiş sayılmıştır. Yasa maddesindeki “orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır” tümcesi yapılan işlemin isminin orman kadastro işlemi olduğunu hiçbir yoruma gerek olmadan açık şekilde bildirmektedir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesine göre yapılarak ikmal edildiğine ve taşınmazlar orman olarak sınırlandırıldığına göre, aynı yerle ilgili olarak Sülekler Köyünde ve … Köyünde yapılan orman kadastrosunda 482 ila 501 OTS noktaları ile çevrili 2 numaralı orman içi parseli olarak tahdit dışında bırakılma işlemi ikinci kadastrodur.
3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesine göre evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağından Sülekler Köyünde ve … Köyünde yapılan orman kadastroları ikinci kadastro niteliğinde ve bütün sonuçlarıyla birlikte hükümsüz olup, yok hükmündedir.
Bu durumda davanın 3402 Sayılı Yasanın 4/3. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılarak bu niteliği ile tespit tutanağı düzenlenip, tapuya tescil edilen taşınmazların tapu kaydının iptali ile tescile ilişkin olduğu ve dava konusu taşınmazların dört tarafı orman ile çevrili, 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi kapsamında orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda … ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü … ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda …, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda … ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, … ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı gerçek kişilerin davasının reddine karar vermek gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davacı …’ın temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- İkinci bentte açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlar gerçek kişi ile Orman Yönetimine iadesine 09/06/2008 günü oybirliği ile karar verildi.