YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6888
KARAR NO : 2009/15814
KARAR TARİHİ : 27.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL –TAZMİNAT davasının yapılan yargılaması sonunda 29/2/2008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi DAVALI KARŞI DAVACI … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21/10/2008 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden DAVALI KARŞI DAVACI … vekili avukat … geldi, karşı taraftan DAVACI HAZİNE vekili avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin/gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine … Köyü (Mahallesi) 199 sayılı kadastro parselinden ifrazen oluşan 8343 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1989 yılında kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalı karşı dava dilekçesi ile taşınmaza devlet tarafından her türlü hizmetlerin yapılıp vergisi alınıp seçmen kütüğü de yazıldığını, davacının bu yerde … … bulunduğunu, bu işlemlerden de anlaşıldığını, davacı Hazinenin vergisini aldığı yerler hakkında aldığı vergileri geri ödemesi ve yaptığı her türlü gideri de ödemekle yükümlü olduğunu, tapuya güvenerek iyi niyetle taşınmazın maliki olduğunu ileri sürerek, Hazinenin davası reddedilmediği takdirde, tapu siciline güven ilkesi nedeniyle yapılan masrafların ve ödemelere ilişkin olarak ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 6.100 YTL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiyle karşı dava açmıştır. Yargılama sırasında davasını ıslah ederek, Hazinenin davasının kabulü halinde 29.700 YTL arsa değeri, 82.570 YTL yapı değerinin davacı Hazineden tahsiline karar verilmesini kamulaştırma kanununda geçerli faiz oranları ile olmazsa mahkemece belirlenecek faiz oranları ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacı Hazinenin … aleyhine açtığı davanın KABULÜNE, karşı davacı … tarafından, karşı davalı Hazine’ye yönelik maddi tazminat davasının ise, davaya konu zararın tapu iptali kararı verilip kesinleştiği takdirde doğacağı, dava tarihinde henüz tapunun iptaline kararı verilmiş olmadığından henüz bir zarar söz konusu olmadığı gerekçesiyle REDDİNE, dava konusu … ili, … Köyü/Mah. 8343 ada 12 parselde kayıtlı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının İPTALİNE ve 6831 S.Y.nın 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartılan yerlerden olduğu belirtilerek davacı … adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm DAVALI KARŞI DAVACI … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 15.12.1989 tarihinde kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline, karşı dava ise maddi tazminat istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Yörede yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, çekişmeli taşınmazın öncesi olan 312.650 m2 yüzölçümündeki 199 parsel sayılı taşınmaz, kadastro sırasında taşlık, çalılık, tarla niteliğinde ve … 1958 tarih 48 sıra numaralı tapu kaydı nedeniyle, … … Vakfı adına 13.11.1963 tarihinde tespit ve tescil edilmiş, bağış yoluyla … Köyü Tüzel Kişiliğine geçmiş, çok sayıda parsele ifraz edildikten sonra, davaya konu ifraz parseli satış işlemleri ile intikal ederek davalıya geçmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın, 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı; 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan maki tefrik komisyonunca, … makisi olarak tesbit edildiği, 1976 yılında Orman Yönetimi tarafından, makiye ayırma işlemine değer verilmeyip, orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ancak, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, … İdare Mahkemesinin 15.01.1987 … ve 1985/711-17 sayılı kararıyla, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve bu niteliğini yitirmediği belirlenerek, makiye ayırma işlemine değer verilmeden orman rejimi dışına çıkarma işleminin iptal edildiği, kararın Danıştay tarafından onanarak kesinleştiği, daha sonra, 1989 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, yine makiye ayırma işlemine değer verilmeden, taşınmaz 1947 yılında kesinleşen orman sınırları içinde gösterildikten sonra 3302 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması soncu, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin dahi itirazsız kesinleştiği belirlenmiştir.
… Köyünde 1952 yılında çalışan I numaralı makiye ayırma komisyonu, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, ayrıca bu komisyonun, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalıştığı, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için … tevzi işlemleri de yapılmadığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların, orman sınırı içinde kalmaya devam ettiği, … İdare Mahkemesinin 15.01.1987 … ve 1985/711-17 sayılı kararı ve bu kararı onayan Danıştay Dairesince de kabul edilip 15.10.1961 tarihinden önce orman niteliğini kaybetmemesi nedeniyle 1983 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulamasının iptal edildiği, daha sonra 1989 yılında 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkartıldığı, çıkarma işleminin kesinleştiği 1989 yılına kadar taşınmazın hukuken orman olduğunun kabul edilmesinin zorunlu olduğu, Anayasa Mahkemesinin 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin iptali konusunda verdiği 01.06.1988 … 1987/31-13 ve 14.03.1989 … 1988/35-13 ve 13.06.1989 … 1989/7-25 sayılı kararlarında ve bir çok ilgili Yargıtay Daire Kararları ve H.G.K. kararlarında açıklandığı gibi, kesinleşen orman kadastro sınırları içindeki yerler için genel kadastro yoluyla yada ihdasen oluşturulan tapu kayıtlarının hukuki değerinin bulunmadığı, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının yasal değerini yitireceği, (HG.K. 1978/778 Sayılı kararı, Y.K.D’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan H.G.K.’nun 27.02.2002 … ve 2002/1-19-97 sayılı kararı) doğal olarak böyle bir yerde zilyetliğe değer verilmesinin de düşünülemeyeceği, gerek 3116 Sayılı ve gerekse 5653 Sayılı Yasada ve bu yasa gereğince çıkartıldığı kabul edilen yönetmelikte, makiye ayırma işleminin orman rejimi dışına çıkarma işlemi, ya da kesinleşen orman sınırını daraltma ve değiştirme işlemi olduğu veya olacağı konusunda da hiç bir hüküm bulunmadığı, H.G.K.’nun 1998/903 Sayılı kararında açıklandığı gibi orman sınırlaması kesinleşen yerlerde bir yerin orman sayılan yer olup olmadığının sınırlama harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirleneceği,Orman sayılan yerler ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılabileceği konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 … ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 … ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 … 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 … 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)”, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, aynı yasanın 18. maddesi hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı, esasen 27.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren ve 6831 Sayılı Yasaya Ek madde 10 olarak eklenen 5831 Sayılı Yasa gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin çıkartıldığı tarihten itibaren zilyetlikle kazanılamayacağı hükmünün getirildiği, bu tür yerler için ihdasen Hazine yada belediyeler adına oluşturulan tapulara hukuken değer verilemeyeceği nedenleriyle dava konusu taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı, başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde ve davalının karşı davasında tazminata hak kazanabilmesi için tapu kaydın iptal edilmesinin kesinleşmesi ile zararın gerçekleşmesi söz konusu olabileceği ve henüz tapunun iptaline ilişkin karar kesinleşmediği için tazminat isteminin reddi yolundaki kararda isabetsizlik bulunmadığı ancak bu ret kararı, tazminat davası yönünden tapu maliki davalı gerçek kişi aleyhine kesin hüküm oluşturmayacağı, davalı/karşı davacının satış bedelini sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde öncelikle kendisine satan kişiden geri isteyebileceğine göre davalı–karşı davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 625.00TL. vekalet ücretinin DAVALI KARŞI DAVACI …’dan alınarak davalı hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden DAVALI KARŞI DAVACI …’ya yükletilmesine 27/10/2009 gününde oybirliği ile karar verildi