Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/7007 E. 2008/9210 K. 26.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7007
KARAR NO : 2008/9210
KARAR TARİHİ : 26.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine açılan M.K.’nun 713. maddesi gereğince açılan tescil davasında mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan 2002/230-2005/87 sayılı kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.10.2005 tarih 2005/8019-12436 sayılı ilamı ile “çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumunun uzman bilirkişiler marifetiyle incelenmesi” gereğine değinilerek bozulmuş, mahkemece 2006/60 E. sayılı dosyasında yargılama devam ederken, Orman İşletme Müdürlüğünün 13.02.2007 tarihli yazısı ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu Alankıyı Köyünde orman kadastro çalışmalarının yapıldığı bildirildiğinden, davanın orman tahdidine itiraza dönüştüğü gerekçeleri ile tahdide itiraz davasının tefriki ile 2007/20 E. sayılı dosyaya kaydedilerek mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, M.K.’nun 713. maddesine dayalı olarak açılan tescil davası niteliğindedir.
Mahkemece kurulan hüküm doğru değildir. Şöyle ki; davacı gerçek kişi kazandırıcı zamaaşımı ile zilyetliğe dayanarak 08.10.2002 tarihinde genel mahkemede tescil davası açtığı, … asliye hukuk mahkemesinin 23.03.2005 tarih 2002/230-87 sayılı kararı ile davanın kabulü ile 2076.43 m2’lik taşınmazın davacı adına tapuya tescili yolunda kurulan hükmün temyiz edilmesi ile Dairemizin 18.10.2005 tarih 2005/8019-12436 sayılı kararı ile “uzman orman bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumu açıklamasına rağmen bu belgelerde işaretlenmediğinden yeniden uzman bilirkişiler ile çekişmeli taşınmazın resmi belgelerdeki konumunun denetlenmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulduğu, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama üzerine dosyanın 2006/66 E. sayılı esasa kaydedildiği,ancak yörede 25.05.2006 tarihinde ilan edilen orman kadastro çalışmasının bulunduğu anlaşıldığından, 14.02.2007 günlü duruşmada orman tahditine itiraz davasının tefrik edilerek aynı mahkemenin 2007/20 E. sayılı numarasına kaydedildiği ve tahdite itiraz davası yönünden mahkemenin görevsizliğine dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında 03.05.2007 tarihinde çekişmeli taşınmaz ile ilgili olarak 117 ada 15 parsel olarak davalı olduğu belirtilerek maliki boş bırakılmak sureti ile kadastro tespit tutanağı düzenlenmiştir.
Dava; tescil davası olarak açılmış, ancak yargılama sırasında çekişmeli taşınmazla ilgili olarak kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinden ve yine yargılama sırasında ilan edilen orman kadastro çalışması bulunduğundan dava kadastro tespitine itiraz davası ile birlikte orman
tahditine itiraz davasına da dönüşmüş olup, 3402 Sayılı Yasanın 27. ve 26. maddeleri gereğince tescil talebi ile ilgili olarak uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin kadastro mahkemesi olduğu, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince orman tahditine itiraz davası ile ilgili olarak da uyuşmazlığın kadastro mahkemesinde görülmesi gerektiği ve her iki davanın da birbirini etkileyecek nitelikte olduğu açıktır. Bu durumda mahkemece hem tescil hem de tahdite itiraz davalarının (tefrik edilmeden) görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken tefrik kararı verilerek sadece temyize konu olan eldeki orman tahditine itiraz davası yönünden görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir. O halde; mahkemece yapılacak … 2006/66 E. sayılı dosya ile bu dosyanın öncelikle birleştirilmesi, daha sonra ise görevsizlik kararı ile dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesinden ibarettir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden kurulan hüküm doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26/06/2008 günü oybirliği ile karar verildi.