YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7021
KARAR NO : 2008/11047
KARAR TARİHİ : 15.09.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Beldesi … mevkiinde bulunan toplam 4 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, Fen Bilirkişi … tarafından düzenlenen 23.06.2006 tarihli krokili raporda (A) ile işaretlenen 20.019,25 m2 yüzölçümündeki taşınmazın zeytinlik niteliği ile Fen Bilirkişi … tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen 6.934,87 m2 yüzölçümündeki taşınmazın narenciye bahçesi, (B) ve (C) ile işaretlenen sırasıyla 26.746,31 m2 ve 11.911,21 m2 yüzölçümündeki taşınmazların kuru tarla ve zeytinlik niteliği ile … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1964 -1967 yılları arasında yapılmış ve sonuçları 01.07.1967 – 31.07.1967 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.. Şöyle ki; hükme dayanak alınan uzman orman bilirkişi raporunda; çekişmeli taşınmazların 1956 basım tarihli memleket haritasında çalılık, 1995 basım tarihli memleket haritasında ise (A) ve (B) ile işaretlenen taşınmazların çalılık diğer kısımların açıklık, 1940 çekim tarihli hava fotoğraflarında çalılık olarak, AP’da ise ziraat alanı olarak gözüktükleri, üzerlerinde ormana özgü bulgu bulunmadığı, ortalama % 8, 9 ve 10 eğimli oldukları, orman sayılmayan yerlerden oldukları açıklanmıştır.
Hükme dayanak yapılan ziraat bilirkişi raporunda da, çekişmeli taşınmazların üzerlerinde 3-4 yaşlarında zeytin ve meyve ağaçları olduğu, öncesinde ise tarım arazisi olarak kullanıldığı ifade edilmiştir. Davalılardan Hazinenin dosyaya sunduğu 20.07.2005 tarihli idari tahkikat tutanağında çekişmeli taşınmazlardan fen bilirkişi … tarafından düzenlenen krokili raporda (A), (B) ve (C) ile işaretlenen taşınmazların üzerinde 1 yaşlarında kayısı ağaçları bulunduğu , diğer kısımlarının çalılık olduğu belirtilmiştir.
Dosya arasında bulunan fen ve orman bilirkişileri tarafından ortak düzenlenen aplikeli memleket haritasında da; çekişmeli yerlerden Fen Bilirkişi … tarafından düzenlenen 23.06.2006 tarihli krokili raporda (A) ile işaretlenen 20.019,25 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tamamı, Fen Bilirkişi … tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen 6.934,87 m2 yüzölçümündeki taşınmazın büyük bölümü, (B) ve (C) ile işaretlenen taşınmazların tamamına yakını çalılık rumuzlu yeşil renkli alanda işaretlenmişlerdir. Çekişmeli taşınmazların 1995 tarihli memleket haritasındaki konumları, üzerlerindeki zeytin ve meyve ağaçlarının yaşları ile idari tahkikat tutanağının içeriği karşısında taşınmazların 1995 tarihinde dahi çalılık oldukları, davacı kişinin imar ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihten itibaren dava tarihine kadar nizasız fasılasız malik sıfatıyla 20 yıl süreyle zilyetliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerinde düzenlenen zilyetlik, imar ve ihya yoluyla taşınmaz edinme koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarını kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer konuların incelenmesine yer olmadığına 15/09/2008 günü oybirliğiyle karar verildi.