YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7705
KARAR NO : 2008/10961
KARAR TARİHİ : 15.09.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.12.2004 gün ve 2004/7133-12966 sayılı bozma kararında özetle: “Dava konusu 475 parsel 29.08.1979 tarihinde davacı … adına tarla niteliği ile tespit edilmiş, Orman Yönetiminin süresi içerisinde … Tapulama Mahkemesine taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açtığı tapulama tespitine itiraz davası sonunda 24.06.1981 gün ve 1980/80-1981/150 sayılı hükümle dava konusu taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olması nedeniyle 766 Sayılı Tapulama Yasasının 2. maddesi hükmünce tapulama dışı bırakılmasına karar verilmiş, dosyanın kesinleşmesinden sonra ekleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğüne devredilmiştir.
Taşınmazın bulunduğu yerde 6831 Sayılı Orman Yasası hükümleri uyarınca 1995 yılında orman kadastrosu çalışmaları yapılmış, dava konusu yer orman sınırları dışında bırakılmıştır. 1995 yılında yapılan kesinleşmiş orman sınırlama haritası ve tutanaklarına göre dava konusu taşınmaz orman sayılmayan bir yerdir. Ne var ki; yukarıda tarih ve sayısı yazılı kesinleşen mahkeme hükmü ile dava konusu yer orman olarak tespit dışı bırakılmıştır. Mahkeme kararında da açıkça yazıldığı üzere, o tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümleri gözönünde tutularak … Bakanlığına yazılan tezkereye verilen cevapta taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gözönünde tutularak hüküm tesis edilmiştir. Her olay, meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine tabidir. Tapulama tespitinin yapıldığı 1980 ve bunu izleyen yıllarda tescil konusu taşınmazın orman sayılan bir yer olduğu kesinleşen mahkeme hükmü ile belirlenmiştir. Bu durumda, taşınmazın orman kadastrosunun yapıldığı 1995 yılına kadar orman olarak kabulü gerekir. Ancak, orman sınırlandırılmasının yapılmasından sonra orman sınırlama hattının dışında kalan bu yer yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edildiği takdirde kazanılabilir. Orman sınırlandırılmasının kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar kazanma süresi geçmemiştir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ile yasal düzenlemeler karşısında, dava konusu taşınmaz 1995 yılına kadar orman sayılan bir yerdir. 1995 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ile orman tahdidi dışında bırakılmış olmakla orman niteliğini yitirmişse de, tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliğini koruduğundan, bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmesi mümkün değildir. 3402 Sayılı Yasanın 18/2. maddesi gereğince ormanlar zilyetlikle kazanılamaz. Orman tahdit tarihinden dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı için öngörülen 20 yıllık süre geçmemiştir. O halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 17.05.1995 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15.09.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.