YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7888
KARAR NO : 2008/12998
KARAR TARİHİ : 14.10.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi mirasçıları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 2005 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … Köyü 235 ada 4 parsel sayılı 1426.83 m2; 231 ada 21 parsel sayılı 5527.67 m2 ve 229 ada 69 parsel sayılı 9847.66 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tarla niteliği ile belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü … … adına tespit edilmiştir. Davacı …, çekişmeli taşınmazların kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Orman Yönetimi davaya harçlı katılımda bulunarak taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tescillerini istemiştir. Mahkemece, davacı gerçek kişinin ve Orman Yönetiminin davalarının kısmen kabulüne; çekişmeli taşınmazların tespitinin iptali ile 231 ada 21 parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 3842.47 m2’lik bölümünün orman niteliğinde Hazine adına; geriye kalan (A) ile işaretli 1685.20 m2’lik bölümü ile 229 ada 69 ve 235 ada 4 parsellerin tamamının davacı … adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi mirasçıları tarafından davacı … adına tescile karar verilen parsel ve parsel bölümleri yönünden temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine göre orman kadastrosu yapılmıştır.
Davacı … ile adına tespit yapılan ölü … …’ın, anne bir – baba ayrı kardeş oldukları tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Davacı … …’nin 21/10/1995 tarihinde ölen eşi …’ten alan davalı … … ise, …’nin 14/12/1927 tarihinde ölen eşi … …’dan olan kızıdır. Taraflar çekişmeli parsellerin ortak mirasbırakan …’den kalmadığını, davacı taraf …’nin 1995 yılında ölen ikinci kocası …’ten kaldığını, davalılar ise … nin 1927 yılında ölen birinci kocasından kaldığını iddia etmektedir. Mahkemece, taşınmazların davacının babası olan … …’a ait olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurulmaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazların davacının babasından kaldığını bildirmişlerse de en yaşlısı 1933 doğumlu olan bu kişilerin yaşları itibarıyla davalı … …’ın 1927 yılında ölen babası … …’yı bilebilmeleri olanaksızdır. Anlatımlar soyut olup … …’ın bu yerlere hangi yolla sahip olduğu, taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olup zilyetliğin nasıl sürdürüldüğü, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bu bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı açıklanmamıştır. Davalı tarafa, delillerini bildirmek üzere süre verilmeyerek yasal savunma hakkı kısıtlandığı gibi komşu parsellere ait kayıt ve belgeler getirtilerek çekişmeli taşınmazlar yönünü ne olarak okuduğu denetlenmemiş, bu taşınmazların maliklerinden yaşlı olanlar yerel bilirkişi sıfatıyla dinlenerek davacının babası … …’a mı, davalının babası … …’ya mı ait olduğu tartışmasız biçimde saptanmamış; ayrıca, Türkiye genelinde 1936-1937-1938 yıllarında tüm arazilerin vergiye kaydedildiği düşünülerek … … ve bunun kocası … … adına bu yıllarda vergi kaydı olup olmadığı Özel İdare Müdürlüğünden sorulup varsa örnekleri getirilmemiştir.
Bu nedenle; mahkemece, taraflardan iddialarını kanıtlamaları bakımından tanıkları varsa bildirmeleri istenmeli, 1927 yılında ölen … ve bunun babası …’i yaşları itibarıyla tanıyabilecek yerel bilirkişiler temin edilmeli, komşu parsellere ait tutanak örnekleri ile varsa revizyon gören tapu ve vergi kayıtları getirtilmeli, … karısı … ve … kocası … …’a ait 1937 yıllarında tesis edilen vergi kaydı olup olmadığı, taraflardan sorulmalı, ayrıca aynı konu Özel İdare Müdürlüğünden de sorularak vergi kayıtları getirtilmeli komşu parsel malikleri de çağırılarak H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazların öncesi itibariyle kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı sorulmalı, … … ve … …’nın mirasının paylaşılmadığı konusunda bir iddia ve savunma bulunmadığı, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği hükümlerinin mirasçılar arasında işlemeyeceği de vergi kaydı mülkiyet belgesi olmasa dahi taşınmazların öncesinin kime ait olduğu konusunda karine oluşturacağı düşünülmeli, böylesine yapılacak araştırma sonunda dava konusu parsellerin; 1927 yılında ölen …’dan kaldığı belirlenirse; … mirasçıları adına, 1995 yılında ölen … …’dan kaldığı belirlenirse; … mirasçıları adına tescile karar verilmelidir. Değinilen yönler göz ardı edilip eksik inceleme, araştırma ve uygulamaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişi mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 14/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.