Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/7911 E. 2008/11899 K. 25.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7911
KARAR NO : 2008/11899
KARAR TARİHİ : 25.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi ile davalılardan Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19.10.2006 gün ve 2006/10671-13857 sayılı bozma kararında özetle; (Çekişmeli taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan kamulaştırma alanına sınır olmadığı, davada taraf sıfatının bulunmadığından, aleyhine açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, Karayolları Genel Müdürülüğü aleyhine açılan davanın da kısmen kabulüne karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu, Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazları yönünden; mahkemece kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve fen elemanı bilirkişi raporlarıyla, bilirkişilerin müşterek krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 1979 yılında yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu bölümler için davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle bu bölümlere ilişkin davanın kabulüne karar verilmişse de, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarılabilmesi için diğer şartların yanı sıra taşınmazın tapulu olması gerektiği, oysa davalı tarafın, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosundan önceye dayanan bir tapu kaydının bulunmadığı, 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi yada 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Hazinenin özel mülkinden farklı olduğu, bu yerlerin Çevre ve Orman Bakanlığınca 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre Orman Köylülerinin yararına yasada öngörülen şartlar dahilinde kullanılabileceği, başka bir yolla satış olanağının bulunmadığı gibi, bu tür yerlerin Hazine adına tapuya tescili gerektiği, yönetimin ihmali ile tapuya tescil edilmemesinin taşınmazın bu niteliğini değiştirmeyeceği, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. ve 2896 Sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler de yine orman niteliği değişmiş olarak Hazine adına tapulu olmaya devam edeceğinden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağı, orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin bedeli karşılığında satılmasını öngören yasalar dahi Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasada gösterilen amaç dışında tasarruf edilemeyeceği gerekçesiyle iptal edildiği, Devletin özel mülkiyetinde bulunan tapulu ve tapusuz taşınmazlar Hazine tarafından bedeli karşılığında her zaman, herkese satılabileceği ya da başka bir amaçla tahsis edilebileceği halde, orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin bedeli karşılığında dahi satılamayacağı, bedeli karşılığında bile Devlete satma yetkisi tanınmayan taşınmazların diğer hali yerler gibi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilmesinin düşünülemeyeceği, diğer taraftan; 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesi hükmüne göre “Yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar tapuda kayıtlı olsun olmasın zilyetlikle kazanılamaz.” Yasanın bu maddesinde “yasaları uyarınca devlete kalan taşınmaz malların” hangi malları kapsadığı sayılmamışsa da, yukarıda anlatıldığı gibi gerek Yasal
Düzenlemeler gerekse Yargı Kararları gözetildiğinde, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi ve 2896, 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yerler ile geçerli bir işlemle makiye ayrılan yerlerin de 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi anlamında “yasalar uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar” olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, açıklanan hususlar gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi) gereğine değinilmiş, davacının karar düzeltme istemi de dairenin 23.03.2007 gün ve 2007/2681-3698 sayılı kararıyla “her ne kadar çekişmeli taınmazın 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1979 yılında yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Saya ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarıldığı yazılı ise de, bu kişinin çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin tapu kaydının bulunmadığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla kişi adına sadece tapulu taşınmazların orman sınırı dışına çıkarılabileceği, orman kadastro komisyonlarının taşınmazı kişi adına orman sınırları dışına çıkarılması hususunda yasada belirlenen koşullar dışında her hangi bir taktir hakkının bulunmadığı, bu nedenle kişi adına çıkarma işleminin yok hükmünde olduğundan, taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının kabulü zorunlu olduğuna göre davanın tümden reddi gerektiğine) değinilerek karar düzeltme istemi red edilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ile davalılardan Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakılmış olan taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 1977 yılında yapılıp, itirazsız yerlerde ekip çalışmalarının 23.08.1979 tarihinde ilanından sonra 23.08.1980 tarihinde, itirazlı yerlerde ise komisyon çalışmalarının 06.12.1979 tarihinde ilanından sonra 06.12.1980 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması mevcuttur.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve davaların değerine ve karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesine uygun olarak Hazine yararına vekalet ücretine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacı gerçek kişiye yükletilmesine, Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına 25/09/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.