Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/8393 E. 2008/12531 K. 09.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8393
KARAR NO : 2008/12531
KARAR TARİHİ : 09.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tescili davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 28.06.2007 gün ve 2007/6474-9263 sayılı bozma kararında özetle; “… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği, yasaya aykırı kurulan komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için … tevzi işlemleri de yapılmadığı, 942 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile belirlenen orman sınırlarını değiştirmeye hiç bir merci ve makamın yetkili olmadığı, makiye ayırma komisyonlarına da yasa ve yönetmelikte hiçbir şekilde böyle bir yetki verilmediğinden, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların, hukuken orman olduğunun kabul edilmesinin zorunlu olduğu, kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalan taşınmaz parçası hukuken kamu malı orman sayılan yer olduğu ve tapu kütüğüne tescil edilmemiş olması taşınmazın hukuken orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde orman kadastrosu ve orman rejimi dışına çıkarma (2/B) işlemleri sonuçlarının ilan edileceğini ve itiraz süresi içinde itiraz edilmez ve dava açılmaz ise işlemlerin kesinleşeceğini bildiriliği, yasalar ile bu konuda çıkartılan yönetmeliklerde de ilan süresi ile nerede? Ne kadar ? süre ile yapılacağı, ilandan sonra kimler tarafından nasıl itiraz edileceği, itirazın nasıl inceleneceği, davanın kimler tarafından hangi mahkemeye açılacağı konularının ayrıntılarıyla düzenlendiği, 2613, 5602, 766 ve 3402 sayılı kadastro yasaları ve bu yasalar gereği çıkartılan yönetmeliklerde de, bu konularda açıklayıcı ve emredici, hükümler bulunduğu halde, gerek 08.09.1956 tarihinden önce ve gerekse bu tarihten sonra yapılan makiye ayırma çalışmalarının hiçbiri ilan edilmemiş olduğu gibi yasa, yönetmelik ve talimatnamede, yapılan çalışmanın yerindeliğinin, hangi makam tarafından incelenip denetleneceği ve onanacağı konularında da hiçbir hüküm bulunmadığından, makiye ayırma çalışmalarının Orman İdaresinin bir iç işi olduğu, orman rejimi yada orman sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı, yapılan işlemin her zaman iptal edilebileceği, ya da yeniden yapılacak bir orman kadastro çalışmasında makiye ayrılan yerlerin orman kadastro sınırı içine alınabileceği, makiye ayrılmakla birlikte o taşınmazın hukuken orman olmaya ve kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği, çünkü, “orman niteliğini kaybetme nedeniyle orman rejimi dışına çıkarma” kavramının 1961 Anayasasının 131. Maddesinin, 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmesinden sonra hukukumuzda yer aldığı ve Anayasanın bu maddesinin değiştirilmesinden sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi değiştirilerek “bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirme” nedeniyle orman rejimi dışına çıkartma işleminin orman kadastro komisyonları tarafından yapılmaya başlanıldığı ve kesinleşen orman sınırları içinde iken makiye ayrılan yerlerin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek yasal koşulları taşıyan taşınmazların 2/B madde uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkartıldığı, makiye ayırma işlemlerine değer verilmediği, 20. Hukuk Dairesinin Y.K.D. Aralık 2001 sayısında yayınlanan 10/05/2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararını direnme yoluyla inceleyen ve 20. Hukuk Dairesinin kararında belirtilen ilkeleri aynen ve oybirliği ile benimseyen, Hukuk Genel Kurulunun 03/07/2002 gün ve 2002/20- 558- 588 sayılı kararı ve 20. Hukuk Dairesinin bir çok kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 27/06/2000 gün 6766/8652 ve 02/04/2001 gün ve 2670/3847 ve 14/05/2001 gün ve 5062/5949 ve 7. Hukuk Dairesinin 13.12.2004 gün 2004/4196-4556 ve 17. Hukuk Dairesinin 24.01.2005 gün 2004/13872-165 ve 25.01.2005 gün 2004/13823-163 sayılı kararlarında makiye ayırma çalışmalarının idare tarafından her zaman iptal edilebileceği ve 20. Hukuk Dairesinin tüm ilke kararları ile 16. Hukuk Dairesinin Y.K.D.’nin Mayıs 1991 sayısında yayınlanan 15.01.1991 gün ve 1990/5423-1991/121 sayılı kararından makiye ayrılan yerin halen orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiğinin kabul edildiği, Orman Yönetimi de, Maki Yönetmeliği ve Maki Talimatnamesindeki hükümleri bu şekilde anlayıp yorumlayarak, uygulamalarını da buna göre yürüttüğü, Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açacağı iptal davaları 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı, aynı nedenle Orman Yönetimi tarafından açılan davanın da 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı, Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişiler ve Harita Mühendisi bilirkişinin müşterek imzalı raporuyla, çekişmeli parselin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda ekli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 183 m2 bölümünün Teksarnıç devlet ormanı olarak sınırlandırılan alanda kaldığı, 1990 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edildiği, … Yönetiminin davasının reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 20.01.1992 gün ve 1991/1121-869 sayılı kararının kesinleşmesiyle … adına tapuya tescil edildiği belirlenip, kadastro mahkemesinin sözü edilen bu kararının taraf olmayan Orman Yönetimi aleyhine kesin hüküm oluşturmayacağı, taşınmaz her ne kadar 1942 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmışsa da, 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan bu işlemde sadece devlet ormanlarının sınırlandırıldığı, ancak daha sonra 4785 sayılı yasayla istisnalar dışında tüm ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ormanlardan bazılarının sonradan 5658 sayılı yasa hükümlerine göre sahiplerine iade edildiği, bu nedenle 1942 orman kadastro haritası uygulanarak çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı yasa hükümlerine göre devlet ormanı sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenebilirse de, taşınmazın 4785 sayılı yasa hükümlerine göre devletleşen ormanlardan olup olmadığının ancak 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek 1976 yılında yapılan orman kadastrosuna ilişkin haritanın uygulanması ile saptanabileceği, 1976 yılında 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca, 1942 orman kadastrosu sınırları dışında bırakılan teksarnıç ve Mezarlık Devlet ormanlarının sınırlandırılmasının yapıldığı, taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 183 m2 yüzölçümündeki bölümünün bu işlemde sınırlandırması yapılan Teksarnıç devlet ormanı içinde bırakıldığı, bu işlemin süresinde itiraz edilmemekle kesinleştiği, 1990 yılında 36 numaralı Orman Kadastro Komisyonu Başkanı ile arazi kadastro ekibinin ortak çalışmasıyla belirlenen orman sınır hattı ile orman sınırları dışında bırakılmışsa da, bu çalışmanın yasal dayanağının ve hukuki değerinin bulunmadığı, bu yer için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle kadastro yoluyla oluşan tapu kaydına hukuken değeri verilemeyeceği, gözetilerek, çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi)
gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 1837 sayılı parselin ekli 16.06.2006 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 183 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline taşınmazın diğer bölümünün olduğu gibi davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmaz için kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 09/10/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.