Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/8407 E. 2008/12549 K. 09.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8407
KARAR NO : 2008/12549
KARAR TARİHİ : 09.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil, elatmanın önlenmesi ve kal davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, … Köyü 7904 ada 17 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararının bulunduğunu, bu nedenle, 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre oluşan ve satış ile davalılara geçen tapu kaydının iptalini ve taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tescilini, davalıların el atmasının önlenmesini ve taşınmaz üzerindeki bina ve eklentilerinin kal ini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 7904 ada 17 sayılı parselin tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalıların el atmasının önlenmesine, taşınmaz üzerinde bulunan yapı ve tesislerin kal-ine karar verilmiş, hüküm davalı …’ın avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; tapu iptal, tescil, elatmanın önlenmesi ve kal’e ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1975 yılında yapılıp, 26.11.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde ve 1986 ve 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B uygulaması 1993 yılında yapılıp, 26.02.1993 tarihinde ilan edilerek, dava tarihinden önce kesinleşen, … Köyü (mahallesi) sınırları içindeki Lara Devlet Ormanında, aplikasyon ve Belediyeye piknik alanı için irtifak ve TRT kurumu için izin verilen bu nedenle daha önce 2/B madde uygulaması yapılamayan ancak irtifak ve izinleri iptal edilen yerlerde 2/B madde uygulaması vardır.
Çekişmeli 7904 ada 17 sayılı parselin 27.01.1990 tarihinde tapuya kayıt edilen imar uygulamasıyla, 852 sayılı kadastro parselinden gelen payı nedeniyle … … adına tescil edildiği, en son olarak 27.11.1996 tarihinde davalı … Küçükyılmaza satıldığı, çekişmeli parselin, 852 numaralı kadastro parselin çap krokisi içinde kalmayıp, 1078 sayılı parselin çap krokisi içinde olduğu, 1078 sayılı parselin ise, 26.12.1957 tarihinde 4763.000 m2 yüzölçümünde orman niteliğiyle Hazine adına tespit gördüğü, … Atçı ve arkadaşları tarafından 812 ve 1078 numaralı parseller hakkında … Kadastro Mahkemesinin 1958/748 E., 1994/2352 K. sayılı dava dosyasında, davalı …, Hazine ve … Bulut aleyhine açılan, Fettah Aksöz ve arkadaşlarının da katıldığı dava sonucu, kadastro mahkemesinin, 812 parselin … Bulut ve … …, 1078 sayılı parselin ise, orman bilirkişileri Prof. Dr. Yener Göker ve Prof. Dr. … … ve jeolog bilirkişi Doç. Dr. … … tarafından düzenlenen raporlarda saptanan orman özelliği ve 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalması nedeni ile tespit gibi orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, müdahiller Fettah Aksöz ve arkadaşlarının davaları yönünden 3402 Sayılı Yasanın 25 ve 26. maddeleri gereğince tutanak tanziminden sonraki … hak ve isteklerde kadastro mahkemesinin görevli olmadığından görevsizliğe ilişkin 15.06.1994 gün, 1958/748 – 2352 sayılı kararının, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 31.01.1996 gün, 1995/2929-732 sayılı onamasından sonra kesinleştiği, davalı gerçek kişilerin Kadastro Mahkemesi kararındaki taraflar ile ardıllık ilişkisi bulunmadığından, davalılar yönünden H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi uyarınca kesin hüküm teşkil etmediği, ancak, 1078 parsel başında birçok kere yapılan bilirkişi incelemelerinde, taşınmazın niteliğinin orman olması nedeni ile 4785 Sayılı Yasa hükmüne göre devletleştirildiğini ve 5658 Sayılı Yasaya göre iade edilmeyecek nitelikte orman olduğunu saptayan maddi bulgular nedeni ile kesinleşen kararın güçlü delil kabul edilmesi gerektiği, bu güçlü delilin aksinin de aynı kuvvette başka bir delille kanıtlanamadığı, orman sayılan yerler ile 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)”, gözetilerek … … aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, her ne kadar çekişmeli parseli satmakla … …, …, … … ve … …’ın davalı sıfatları bulunmadığı bu nedenle aleyhlerine açılan davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken, aleyhlerine açılan dava ayırt edilmeden, davanı kabulüne denmesi doğru değilse de, adı geçenler kararı temyiz etmediklerine göre, davalı …’ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 09/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.