YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8597
KARAR NO : 2008/12363
KARAR TARİHİ : 08.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … KÖYÜ, … … mevkiindeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş, Orman Yönetimi 30/05/2003 tarihli dilekçe ile dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olması nedeniyle orman niteliği ile Hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece,davacının davasının kabulüne, 1089 parselin tamamı ile 1077 parselin 03/05/2007 tarihli krokide (A) ile gösterilen 1931,18 m2 yüzölçümündeki bölümünün ayrı bir parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline, katılan Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davalı ORMAN YÖNETİMİ vekili ile HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Arazi kadastrosu işlemi 1973 yılında yapılmıştır.
Mahkemece yapılan keşifte dava konusu yerlere 1973 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, 1089 ve 1077 parsel numaraları verilerek gerçek kişiler adına tespit tutanaklarının düzenlendiği, Orman Yönetiminin itirazı, kadastro komisyonunun 27/06/1972 tarihli kararı ile kabul edilerek o tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Devlet Ormanı olarak tespit harici bırakıldığı, tespit malikleri … Sivri ve arkadaşları tarafından komisyon kararının iptali istemiyle açılan dava sonucunda kadastro mahkemesinin 01/02/1973 gün ve 1972/54-1973/1 sayılı kararı ile, çekişmeli taşınmazın orman olarak tapulama dışı bırakılmasına dair verilen hükmün 08/04/1976 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
1982 Anayasasının 138/4. maddesinde “Yasama ve yürütme organlarıyla idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”, 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Yasaya Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlıklı 23. maddesi ile bu yönetmeliği yürürlükten kaldıran ve halen yürürlükte olan 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin aynı başlığı taşıyan 26. maddesi şu şekildedir.
Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler
Madde 26- Orman kadastro komisyonlarınca;
a) 6831 Sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre, orman sayılan ve eskiden beri Devlete ait olduğu bilinen ormanlar, orman içindeki kültür arazileri dışında 6831 Sayılı Kanunun 17 nci maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaçcık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıklar,
b) Yürürlükten kaldırılmış 3116 Sayılı Kanununun geçici 1 nci maddesine göre kamulaştırılmış ormanlar,
c) 4785 Sayılı Kanunla Devletleştirilmiş veya Devletleştirilmeye tabi ormanlar,
d) 6831 Sayılı Kanununun 3 üncü maddesine göre orman rejimine alınmış yerler,
e) 6831 Sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (B) bendine göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yerler,
f) 6831 Sayılı Kanunun 24 üncü maddesine göre kamulaştırılan yerlerle diğer suretle orman yetiştirilmek üzere kamulaştırılan yerler,
g) Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yerler,
h) Herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar,
ı) Maliye Bakanlığınca ağaçlandırılmak üzere tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış sahalar,
j) Orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar,
Devlet ormanı olarak sınırlandırılır.
4785 sayılı Kanunla Devletleştirilmiş ormanlar ile yukarıda belirtilen (b), (d), (e), (f), (g), (ı) ve (j) bentlerine göre orman rejimine girmiş olan sahaların herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmaz.
Bu gibi yerlerin orman sınırları dışında kaldığı tespit edildiğinde orman sınırları içine alınarak haritasına işlenir. Arazide orman sınırları buna göre düzeltilir. Tutanak defterinin sırası gelmiş sayfasında da durum etraflıca izah edilir.”.
Görüldüğü gibi 1986 tarihli Yönetmeliğin 23. maddesinin birinci fıkrasının (G) bendi ile 2004 tarihli Yönetmeliğin 26. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde “Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunan yerlerin devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı” hükümlerinin bulunduğu, yine sözü edilen 2004 tarihli yönetmeliğin 26. maddesinin ikinci fıkrasında “4785 Sayılı Yasa ile Devletleştirilmiş ormanlar ile 3116 Sayılı Yasanın Geçici 1. maddesine göre kamulaştırılmış ormanların, 6831 Sayılı Yasanın 3. maddesine göre orman rejimine alınmış yerlerin 13. maddesinin (B) bendi hükmüne göre orman olarak ağaçlandırılan veya ağaçlandırılacak yerlerin ve 24. maddesine göre kamulaştırılan yerlerle diğer suretle orman yetiştirilmek üzere kamulaştırılan yerlerin ve Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yerlerin, Maliye Bakanlığınca ağaçlandırılmak üzere tahsis edilmiş yerlerden ağaçlandırılmış ya da ağaçlandırılmak üzere planlanmış sahaların, orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların, orman rejimine girmiş sahalar olmaları nedeniyle, bu yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması, bu nitelikteki taşınmazların orman olma vasfını ortadan kaldırmaz.”. Bu hükümler gözönünde bulundurulduğunda, somut olayda; kesinleşmiş mahkeme kararı ile orman olduğu saptanan taşınmazın, orman kadastrosu yapıldığı sırada orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu ve yörede yapılacak orman kadastrosunda dava konusu taşınmazın orman sınırı içine alınması gerektiği, o yerde yapılacak orman kadastrosunda dava konusu yer orman sınırları dışında bırakılsa dahi bu durum o yerin hukuken orman olma konumunu değiştirmeyeceğinden, yeniden orman kadastro komisyonlarınca her zaman orman sınırı içine alınabileceği, bu gibi taşınmazların o yerde orman kadastrosunun yapılmasından önce ya da sonra Orman Yönetimi ya da Hazine tarafından her zaman orman olarak tescilinin mahkemeden dava yoluyla istenebileceği, bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığı, Anayasanın 169. maddesine göre, ormanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceği, Orman Yönetimi “Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yerlerin” orman niteliği ile Hazine adına tescilini istediği gözönünde bulundurularak gerçek kişinin tescil davasının reddine, katılan davacı Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 08/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.