YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8862
KARAR NO : 2008/13673
KARAR TARİHİ : 23.10.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 168 ada 4 parsel sayılı 14.543,63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çalılık niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Aynı gün Dairede temyiz incelemesi yapılan, birbirinin bitişiğinde ya da yakın komşu olan bir çok parselin çalılık niteliğiyle Hazine adına tesbit tutanaklarının düzenlendiği, Orman Yönetimi tarafından orman savı ile açılan davalarda hükme esas alınan uzman orman ve fenni bilirkişi kurulunun, dava konusu parselin eski tarihli memleket haritasında konumunu göstermek suretiyle verdikleri raporlarında, “çekişmeli taşınmazların 1957 tarihli hava fotoğraflarında maki elemanları ile kaplı 1960 tarihli memleket haritasında kısmen çalılık rumuzlu, kısmen açık alanda, amenajman planında ise bazı parsellerin tarım alanında, bazılarının ise ormanlık alanda kaldığı, eğimlerinin % 30-40 olduğu, halen ve eylemli olarak üzerlerinde dağınık halde pırnal meşesi, saçlı meşe ağaçları ile sürgünleri ile ahlat ve delicelerin bulunduğu, terk edilmesi halinde ormana dönüşmeyeceği, yörede 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi gereğince yapılan ve kesinleşmeyen orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışında bırakıldığı, 6831 Sayılı Yasanın 1. madde hükümlerine göre orman sayılmayan yerlerden olduğunu” bildirmeleri üzerine davaların reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Nevar ki; 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesindeki “funda ve makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı” hükmünün karşı kavramından “funda ve makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağı” 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Vasıf Tayininde Esas Olacak Tanımlar” başlıklı 23. Maddesinin (o) bendinde maki ve funda türü ağaçların isimlerinin sayıldığı, aynı maddenin (p) bendinde, “üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi % 12’den fazla olan yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyacağı” açıklandığı gibi, blimsel ve teknik olarak da eğimi % 12’yi geçen yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyacağı, yine bilimsel olarak meşe ağacı tohumunun, ağır tohumlu ağaçlar gurubu içerisinde yer alması ve tohumun kanatlarının bulunmaması nedeni ile rüzgar v.s. etgenlerle uzak mesafelere taşınarak çalılık ve makilik alanlar içerisinde çimlenip yetişmesinin olanaklı olmadığı, dolayısıyla davalı taşınmaz üzerindeki meşelerin önceki yıllarda tahrip edildiği, toprak altında kalan kök ve yüzeyinde bulunan gövde kesitlerinden sonraki yıllardan yeniden çıkan kök ve gövde sürgünlerinden halen taşınmaz üzerinde bulunan meşe sürgünlerinin yeniden oluştuğunun kabulü gerekeceği, aynı yönetmeliğin 26/i bendi gereğince “orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağı” konusunda açık hüküm bulunduğu, Anayasanın 169 ve 3402 Sayılı Yasanın 17/1. ve 18/2 maddeleri gereğince ve 18/2. maddesi hükmüne göre “…ormanların… tapuda kayıtlı olsun olmasın imar-ihya ve zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağından” Hazine ve kişiler adına özel mülk olarak tescil edilemeyeceği, bu hükümlere göre funda ve makilerle örtülü, % 12’den fazla eğimli yerlerin orman sayılması nedeniyle insan eliyle ya da başka nedenlerle eğiminin düşürülmesi orman yasaları gereği suç oluşturacağından, imar-ihya sayılamayacağı, Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663-1694 ve 14.03.2001 gün ve 2001/214-239 ve 02.05.2007 gün ve 2007/20-237-237 sayılı kararlarının da aynı doğrultuda olduğu gözönünde bulundurulduğunda,
Bilirkişilerin görevi, maddi olayları belirlemek ve buna göre teknik ve bilimsel açıklamalar yaparak saptadıkları bulgulara göre sonuca varmak olduğu, hukuki niteleme ve toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi yargıca ait (H.Y.U.Y. md. 286) olduğu halde; somut olayda, halen çekişmeli taşınmazlar üzerlerinde pırnal meşeleri, meşe sürgünleri bulunduğu ve bazı taşınmazlarda ise bu orman bitki örtüsünün kapalılık teşkil ettiği, ayrıca çekişmeli taşınmazların resmi belgelerde maki formlu ve ormanlık alanda kalması, eğimlerinin % 20-40 olması ve bu nedenlerle 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında kalıp orman sayılan yerlerden sayılmasına karşın, uzman orman bilirkişilerin raporlarının içeriği ile çelişir biçimde sonuç bölümünde, çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmeleri ve mahkemece de bu doğrultuda hüküm kurulması isabetsizdir.
O halde; eğimi % 12’den fazla olan ve yer yer veya tamamen meşeler ve maki cinci ağaççıklarla kaplı, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çekişmeli parselin, 6831 Sayılı Yasanın 1. Maddesinin 2. fıkrasının (J) bendi kapsamı dışında kalan ve orman sayılan yerlerden olduğu gözetilerek Orman Yönetiminin davasının kabulüyle, çekişmeli parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 23/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.