Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/9129 E. 2008/10999 K. 15.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9129
KARAR NO : 2008/10999
KARAR TARİHİ : 15.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Orman Yönetimi ve Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan toplam iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile fen bilirkişi krokisinde A=3068.51 m2 ve B=4305.88 m2 yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 15.09.1982 tarihinde yapılmış ve sonuçları 18.01.1984-17.02.1984 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Tescile konu çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmazlar ve çevresinin kadastro pafta örneğinden nitelik belirtilmeden tesbit harici olarak bırakıldığı anlaşılmaktadır. Fen bilirkişi raporunda davaya konu olan taşınmazlar, genel arazi kadastrosu sırasında davacı adına belgesizden tesbiti yapılan 174 parselin Kuzey ve Güney sınırına bitişiktir. Kadastro paftasına göre 174 sayılı parselin Kuzeyden … Deresine Güneyde … Deresine sınır olduğu ve dava konusu yerlerin bu iki dere arasında ve geniş dere yatağı içinde yer aldığı gözükmektedir. Bu nedenle, taşınmazların aktif dere yatağında olup olmadıkları, dere yatağından kazanılıp kazanılmadıkları konusunda jeoloji mühendisinden rapor alınmamış, taşınmazlar üzerinde deliceden aşılınmış zeytin ağaçları bulunduğu ve delicelerin de orman ağacı olduğundan, dikilen ağaçların yaşı, sayısı, deliceden aşılananların aşı yaşı, sayısı ve dağılımları konusunda da araştırma yapılmamıştır. Ayrıca, fen bilirkişiler tarafından düzenlenen 04.10.2005 tarihli rapora ekli krokide taşınmazların Devlet Ormanına bitişik olduğu görülmektedir. Bu durumda, çekişmeli taşınmazların 766 Sayılı Yasaya göre 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda hangi nedenle tapulama harici bırakıldığı, kadastronun yapıldığı yıllarda 228 sayılı genelge hükümlerine göre Orman Yönetimi tarafından orman alanları belirlenerek arazi kadastro ekibinin çalışacağı alanların tesbiti yapıldığından böyle bir çalışma yapılıp yapılmadığı Orman Yönetimi ve Kadastro Müdürlüğünden sorularak varsa bu çalışma ile ilgili harita ve belgeler getirtilmemiş, Kadastro Müdürlüğünden taşınmazların 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca orman, çalılık, fundalık olması nedeniyle mi tapulama harici bırakıldığı, yoksa dere yatağında kalması nedeniyle mi tapulama harici bırakıldığı sorulmamıştır. Taşınmazlar orman olarak tapulama harici bırakılmışsa; yörede henüz orman kadastrosu da yapılmadığına göre, taşınmazın orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarihe kadar orman sayılacağından sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğinin düşünülmesi gerekir.
Bu nedenle; mahkemece, çekişmeli taşınmazların bulunduğu 8 nolu kadastro paftasının tamamı getirtilmeli, taşınmazların 1982 yılında yapılan kadastro çalışmalarında hangi nedenle (nitelikte) tapulama harici bırakıldıkları yukarıda belirtilen 228 sayılı genelgeye göre orman sınır çalışmaları yapılıp yapılmadığı Orman Yönetimi ile Kadastro Müdürlüğünden sorulup, varsa bu konudaki harita ve diğer belgeler getirtilmeli, bilirkişi raporuna göre sınırda orman bulunduğu anlaşıldığından taşınmazların orman, fundalık, çalılık gibi nedenlerler tapulama harici bırakılmaları halinde yörede henüz orman kadastrosu yapılmadığından orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarihe kadar orman sayılacağından ve sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyceği kabul edilmeli, taşınmazlar üzerindeki dikelen ağaçların yaşı ve sayısı ile deliceden aşılananların aşı, yaşı, sayısı ve dağılımları ile eğimleri saptanmalı, taşınmazlar iki dere arasında ve geniş dere yatağında gözüktüğünden aktif dere yatağında olup olmadıkları, dere yatağından kazanılıp kazanılmadıkları konusunda jeolog bilirkişiden rapor alınmalı, bundan sonra tüm olgular ve deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetimi ve Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırına iadesine 15/09/2006 günü oybirliği ile karar verildi.