Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/9194 E. 2008/13596 K. 21.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9194
KARAR NO : 2008/13596
KARAR TARİHİ : 21.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06/07/2006 gün ve 2006/9179-10231 sayılı bozma kararında özetle; “… Köyünde bulunan çekişmeli taşınmazla ilgili davanın kabulüne karar verilmişse de hangi nedenle tesbit harici bırakıldığının araştırılmadığı, çevrede orman olarak tesbit edilip kesinleşen taşınmazlar bulunduğu, yapılacak orman incelemesi sonunda taşınmazın orman olmadığı anlaşılırsa, ancak; orman olması nedeniyle tespit harici bırakılmışsa, orman kadastrosu yapılıp da orman dışında bırakılma tarihine kadar orman sayılacağı, zilyedlik süresinin orman kadastrosunun kesinleşmesiyle başlayacağı, ormanla herhangi bir ilgisi yoksa zilyedlik koşullarının araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin … bilirkişi raporunda C/A ve H işaretli taşınmazların davacı adına tesciline, C işaretli bölüm hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesine göre açılan tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Arazi kadastrosu 21/01/1983 tarihinde kesinleşmiş, kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıl geçmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki bozma kararında açıkça belirtildiği halde çekişmeli taşınmazın hangi nedenle kadastro harici bırakıldığı netliğe kavuşmamıştır. Kadastro Müdürlüğünden gelen yazı cevabında sadece 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tapulama harici bırakıldığı belirtilmiştir. Aynı gün Dairede temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2006/211, Dairenin 2008/9195-mahkemenin 2006/215, Dairenin 2008/9194- mahkemenin 2006/216, Dairenin 2008/9099 sayılı dosyalarının tümüne aynı yazı gönderilmiş yine sözü edilen dosyalarda yer alan kadastro paftalarına da çekişmeli taşınmazların bulunduğu yer ve çevresinin “tapulama harici” olduğunun belirtilmesiyle yetinilmiş nitelik yazılmamıştır. Yine paftada tapulama harici bırakılan alanda 103 ila 122 poligon numaraları verilmek suretiyle çevrilip kapatılan bir poligon bulunmasına rağmen bu alanın neyi ifade ettiği, 1983 yılında arazi kadastro ekipleri bu yörede çalışmaya başlamadan önce 228 sayılı genelgeye göre orman alanlarını belirlemek için orman ekipleri ile arazi kadastro ekiplerinin müşterek çalışma yapıp yapmadıkları, yapılmış ise bununla ilgili bir harita ya da tutanak düzenlenip düzenlenmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Orman Yönetiminden sorularak varsa bu harita ve tutanaklar getirtilmemiş ve bu tutanaklarda taşınmazın bulunduğu alanın orman olarak tespit harici bırakılıp bırakılmadığı araştırılmamıştır. Bölgede arazi kadastrosunun 1983 yılında 766 Sayılı Kadastro Yasası yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazın tesbit dışı bırakıldığı tartışmasızdır. 3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihinden önce 2613, 5602 ve 766 Sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha
önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 766 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1983 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin bir kısmının tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın bitişiğindeki ya da yakınındaki bazı arazi bölümlerinin ise … arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri yine aynı yerde mahkemenin 2006/216 Dairenin 2008/9099 sayılı dosyasında dava konusu edilen taşınmazın orman olduğu belirlenerek tescil isteminin reddine karar verildiği ve dairece onandığı anlaşılmaktadır. Bu yerde bu güne kadar orman kadastrosu yapılmamıştır. Arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakılıp bırakılmadığının araştırılması zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, taşınmazların davacılar tarafından 25 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, taşınmazın öncesinin orman olmadığının, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Taşınmaz orman olarak tespit harici bırakılmışsa zaman içinde üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-464-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8-183, 187, 21.01.2004 gün 2004/8-15-7, 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmazlar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
O halde taşınmazın hangi nedenle tespit harici bırakıldığı ve yukarıda açıklandığı şekilde bir orman kadastro çalışması yapılıp yapılmadığı araştırılmalı,eğer taşınmazın bulunduğu yörede arazi kadastro ekipleri ile birlikte orman ekipleri tarafından yapılan bir çalışma yok ise mahkemece zilyedliğin başladığı bildirilen 1980 ve 1990 lı yıllara ait … fotoğrafları ve en eski tarihli memleket haritası ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest ziraat mühendisleri arasından seçilecek bir ziraat mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın bu tarihlerde ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip çekişmeli taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalıdır. Ayrıca; davacılar, kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle zilyetliğe dayanmaktadır. Zilyetlik maddi bir olgu olup, bunun tanık dahil her türlü delille kanıtlanması gerekir. Mahkemece, taraflardan tanıkları sorulup, H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 21/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.