Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/9507 E. 2009/17436 K. 24.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9507
KARAR NO : 2009/17436
KARAR TARİHİ : 24.11.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … …, … … …, … … vekilleri ile … … terekesi temsilcisi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1- … Köyünde 1962 yılında yapılan kadastro sırasında 18 parsel sayılı 2.400 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 101 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile … … ve ortakları adlarına tesbit edilmiştir. … … … ve arkadaşlarının … 1932 tarih 13 ila 32 numaralı, … … … ve arkadaşlarının Ağustos 1313 tarih 7 ila 29 numaralardan gelen Mart 1966 tarih 1 ila 23 numaralı tapu kayıtlarına, … …’in satın alma ve zilyetliğe tutunarak yaptıkları itirazlar üzerine Kadastro Komisyonunca … … adına tespitli 2/20 payın iptal edilerek … … adına tesciline karar verilmiştir.
2- … … … ve arkadaşları ile … … … ve arkadaşlarının itiraz nedenlerini ileri sürerek açtıkları davaya Hazine; taşınmazın Hazine adına tapuya tescili istemiyle katılmıştır.
3- … Köyünde 1962 yılında kadastrosu yapılan 1 ila 223 sayılı parseller hakkında aynı iddia ile açılan davalar … Kadastro Mahkemesinin 1993/37 ve 41 sayılı dava dosyaları ile birleştirilip yeniden ayrılıp ayrı ayrı dosya oluşturulup esas numarası verildikten sonra, mahkemece Hazinenin davasının kabulüne, diğer davacıların davalarının reddine, dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş ve hükmün “taraflarca temyiz edilmediğinden 08.02.2006 tarihinde kesinleşmiştir” yönündeki açıklama yazılarak kesinleştirilmiştir.
4- Dairede temyiz incelemesi yapılan … Köyü 22 ila 29 ve 39 parsellerin dava konusu edildiği … Kadastro Mahkemesinin 2003/25-2008/42 sayılı dava dosyası incelendiğinde, mahkemece verilen kesin süre içinde davacıların 10.12.2007 havale tarihli dilekçede dava ettikleri tüm taşınmazlar için ayrı ayrı tutundukları tapu kayıtlarını belirtikleri ve 16 parsel ila 39 parsellerin tamamı için … 1961 tarih 17 sıra numaralı tapu kaydına tutundukları, bu dosyada yapılan keşif ile ana dosyalar olan … Kadastro Mahkemesinin 1993/37 ve 41 esas sayılı dosyalarında yapılan keşiflerde davacıların tutundukları tapu kayıtlarının mevkii ve sınırları itibariyle çekişmeli taşınmazlara uymadığı ve taşınmazlarda zilyet olmadıklarının belirlendiği anlaşılmaktadır.
… … …, … … …, … … vekilleri 26.05.2008 havale tarihli, … … terekesi temsilcisi ise 28.05.2008 havale tarihli dilekçe ile davanın yetkisiz vekil aracılığıyla görülüp sonuçlandırıldığı, kararın davacılar vekili olarak Av. … …’a tebliğ edildiği, … …’ın davacılardan … … …’ın vekili olduğu, … … …, … … ve … … …’in vekili olarak Avukat … ile … … terekesi idare memuru olarak Av. …’nun vekaletlerini dosyaya sundukları ve duruşmaya kabullerine karar verildiği halde mahkemenin gerekçeli kararın başlığında yer almadıkları ve taraflarına tebligat çıkarılmadığı, kararın bu sebeple temyiz edilemediği, HYUY’nın 445/8. maddesi uyarınca hükmün yargılamanın yenilenmesi yoluyla iptaline, taşınmazın davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece duruşma yapılmaksızın 03.06.2008 tarihli ek karar ile temyize konu dosyanın … Kadastro Mahkemesinin 2003/37 ve 41 esas sayılı dosyalarından ayırma kararı ile oluşturulduğu, … vekillerce dosyaya sunulmuş vekaletname bulunmadığı, … … terekesi idare memurunun yargılamada temsil edildiği, usulüne uygun şekilde kesinleşmiş kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebileceği, kesinleşmiş karar bulunmadığı savında bulunulduğuna göre yargılamanın yenilenmesinin istenemeyeCeği, kesinleşmemiş kararın ancak temyiz edilebileceği gerekçesi ile talep reddedilmiş ve ek karar … …, … … …, … … vekilleri ile … … terekesi temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu ile davanın devamı sırasında 1976 yılında yapılarak 25.06.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 15.08.1985 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2896 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 14.11.1990 tarihinde ilan edilen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Davacıların asıl dosyada dava konusu parsel hakkında usulen açılmış davaları bulunduğu halde ayrılıp yeniden oluşturulan dosyadaki vekilleri olmayan Av. … … ‘a tebligat yapıldığı ve tebligatın geçersiz olması sebebiyle bu davacılar yönünden hükmün kesinleşmeyeceği, her ne kadar yargılamanın yenilenmesini istemişler ise de, bu dilekçelerinin temyiz dilekçesi olarak kabulü gerektiğinden mahkemenin yukarıda sözü edilen ek kararının kaldırılmasına karar verilerek dosya incelendi:
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, çekişmeli parselin davacılar yönünden kesinleşen 1942 yılı orman kadastrosu sınırı içinde kaldığı, davacıların iddiasının aynı zamanda 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosunun da iptalini içerdiği, ancak çekişmeli parseli içine alan orman kadastrosunun iptali yönündeki hak düşürücü sürenin çoktan geçtiği, kaldı ki tutundukları tapu kaydının çekişmeli taşınmaza mevkii ve sınırları itibariyle uymadığı ve taşınmazda zilyet olmadıkları anlaşıldığına göre davacıların davalarının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak çekişmeli taşınmazın 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde bulunduğu, 15.08.1985 tarihinde ilan edilen 2896 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile VII nolu 2/B madde parseli olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, 25.06.1981 tarihinde ilan edilen 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında halen eylemli orman niteliğinde olması nedeniyle 2. madde işlemine konu edilmediği, bu durumda 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirdiğinden söz edilemeyeceği ve kadastro tespit tarihindeki niteliğine göre karar verilmesi gerektiği, bu nedenle taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, niteliği belirtilmeksizin Hazine adına tescile karar verilmesi doğru değil ise de bu durum hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.Bu sebeple hüküm fıkrasının 1. bendindeki Hazine kelimesinden önce “orman niteliği ile” sözcüklerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün HYUY’nın 438/7.maddesine göre düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 24/11/2009 günü oybirliği ile karar verildi.