YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/956
KARAR NO : 2008/2161
KARAR TARİHİ : 12.02.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ile davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.01.2005 gün ve 2004/10080 – 2005/72 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli … Köyü 2526 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak yapılan araştırmanın yeterli olmadığı açıklandıktan sonra, yörede ilk kez 1943 yılında yapılan orman kadastrosuna ait tutanak ve haritaların usulünce uygulanması, yapılacak bu uygulama sonucunda taşınmazın tamamı veya bir kısmının orman tahdit sınırları dışında kaldığının anlaşılması halinde, orman kadastrosunun 4785 Sayılı Yasa nazara alınmadan yapılmış olduğu gözetilerek memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğraflarının … taşınmazlarla birlikte uygulanarak taşınmazın bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, bu haritalar üzerinde konumunun gösterilmesi ve sonucuna göre” bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra dava konusu … Köyü 2526 sayılı parselin 1943 yılı orman kadastrosu ile 1999 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulama haritasına göre 21/04/2006 tarihinde 3715 ve 3716 sayılı parsellere ifraz edildiği ve 2/B madde alanında kalan 3176 sayılı parselin Hazine adına tescil edildiği anlaşıldığından davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; 2526 sayılı parselin tamamının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve öncesinin orman olan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre 21.05.1943 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ile 13.04.1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş 2/B madde uygulama haritasına dayalı olarak yöntemince yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli 2526 parsel sayılı taşınmazın davanın devamı sırasında 2/B madde haritasına göre 3715 ve 3716 sayılı parsellere ifraz edildiği ve 3715 parsel sayılı 584 m2 yüzölçümündeki taşınmazın kesinleşen 2/B madde uygulama alanında kalması nedeniyle 21.04.2006 gününde Hazine adına tescil edildiği anlaşıldığından, bu parsel hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması gerekirken 2/B madde uygulama alanı dışında kalıp davalı adına ifrazen tescil edilen 3716 parselle ilgili “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm oluşturulması doğru değildir. Öte yandan, hükmüne uyulan bozma kararında da belirtildiği gibi,
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastrosu var ise, kural olarak bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılmışsa, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılacağını öngördüğünden, 4785 Sayılı Yasanın
-2- 2008/956 – 2161
yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılan taşınmazların orman olup olmadığını belirlemekte yetersiz kalır. Bu halde, taşınmazın orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan iadeye tabi olacakların koşulları 5658 Sayılı Yasada gösterilmiştir.
Yörede 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilmek suretiyle yapılmış bir orman kadastro çalışması bulunmadığından orman kadastro sınırları dışında kalıp da memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğraflarında orman olarak görünen taşınmaz bölümlerinin de orman niteliği ile Hazine adına tescil edilmesi gerektiği düşünülmelidir.
Dava, 2526 sayılı parselin tamamına yönelik olarak açılmış, yargılama sırasında bu parsel 3715 ve 3716 sayılı parsellere ifraz edilmiş ve 2/B madde uygulama sahasında kalan 3715 sayılı parselin 584 m2 yüzölçümünde orman rejimi dışına çıkan yer olarak Hazine adına 35216 m2 yüzölçümüyle önceki maliklerin adına 21.04.2006 tarihinde tescil edilmiş, daha sonra 3716 sayılı parsel …’e satılıp onun tarafından 516 ada 1 ve 515 ada 1 ila 6 sayılı parsellere ifraz edildikten sonra 516 ada 1 sayılı parsel … üzerinde bırakılarak 515 ada 1 ila 6 sayılı parsellerin davada taraf olmayan üçüncü kişilere satıldığı ifraz sırasında 3716 sayılı parselin bir kısmının yol ve bir kısmının da park alanı olarak ayrıldığı, uzman ve … bilirkişinin müşterek raporlarında memleket haritasının uygulaması sonucu orman olduğu belirlenen (C) işaretli 608.47 m2’lik bölümün yol alanında (D) işaretli 694.00 m2’lik bölümünde park alanında kalması nedeniyle sicilden terkin edildiği, 516 ada 1 ve 515 ada 1 ila 6 sayılı ifraz parsellerinin öncesinin orman olmadığı bildirilmiş olduğuna ve davalı …’ın kabulü ve muvafakatı ile 2/B madde sahasında kalan 3715 sayılı parsel ifraz edilerek Hazine adına tescil edilmiş ve 3716 sayılı parselde ifraz edilip davada taraf olmayan üçüncü kişilere …, halen davalı … üzerinde tapuda kayıtlı her hangi bir yer de kalmamıştır. Ancak, ifraz sonucu yola terk edilen (C) işaretli 608.47 m2 ve park alanına terk edilen (D) işaretli 694 m2’lik bölümlerin öncesi orman olduğu, özel mülkiyete konu olmadığından bu bölümlerin ifrazen orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline ve bitişikteki 2701 parsel sayılı … Devlet Ormanına ilavesine karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatarına geri verilmesine 12/02/2008 günü oybirliği ile karar verildi.