Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/9765 E. 2008/14160 K. 30.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9765
KARAR NO : 2008/14160
KARAR TARİHİ : 30.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve tescil ile beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili ile davacı ve davalılar … (…) ve … (…) vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, 05.04.2002 tarihli dilekçesiyle … Köyü … mevkii 3016, 3019, 3020, 3021 ve 4202 sayılı parsellerin, 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğunu, ancak 1957 yılında makiye ayrılmakla, orman ile ilgisinin kalmadığını, para ve emek sarfıyla imar ihya ettiklerini, 40 yıldan fazla süreyle … alanı olarak kullanıldığını, Hazine adına tesbit ve tapuya tescil edildiği tarihe kadar, yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek, Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tescilini, tapunun beyanlar hanesine davalı gerçek kişiler yararına konulan zilyetlik şerhinin silinmesini, davacılar … ve … 27.02.2004 tarihli dilekçeleriyle … köyü … Mahallesi 3014, 3015, 4199 ve 4202 sayılı parselleri murislerinin imar ihya … zilyet ettiğini sonra kendilerine kaldığını, ekelmeli olarak zilyetliğin 40 yıldan fazla olduğunu tapu kayıtlarının iptalini ve adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili ile davacı ve davalılar … (…) ve …(…) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar ihya ve zilyetliğe dayanılarak kesinleşen 2/B madde sahası olması nedeniyle Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların tapu kaydının iptali ve tesciline, tapunun beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.03.1976 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile 1987 yılında yapılıp, 04.06.1987 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden çok önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
1988-1992 yılları arasında 3402 ve 2924 Sayılı Yasa hükümleri gereğince yapılıp, 28.01.1993 ila 01.03.1993 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen arazi kadastrosunda …-… Mahallesi … mevkii 3014, 3020 ve 3021 parsel sayılı sırasıyla 2602 m2, 1681 m2 ve 3997 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar taşlık ve çalılık niteliğiyle Hazine, 3015, 3016, 3019, 4199 ve 4202 parsel sayılı sırasıyla 3655 m2, 2042 m2, 7262 m2, 3547 m2, 1746 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise tarla niteliğiyle, 3015, 4199 ve 4202 sayılı parsellerin …, 3016 sayılı parselin …, 3019 parselin ise … ve …’nın kullanımda olduğu beyanlara yazılarak Hazine adına tesbitleri itirazsız kesinleşip tapuya kayıt edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, kesinleşmiş orman kadastrosu, maki tefrik haritası ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde tutanakların ve haritalarının uygulamasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 4202 sayılı parsel dışındaki diğer parsellerin 1957 yılında, makiye ayrıldığı, 4202 sayılı parselin makiye ayırma işlemine konu edilmediği, 1961 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, 1976 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1345 parsel sayısı ile 1980 yılında Hazine adına tescil edildiği, gerçek kişilerin itirazı üzerine Kadastro Mahkemesinin 11.06.1984 gün ve 1984/417-879 sayılı kararı ile bu tecilin ikinci kadastro sayılarak iptal edildiği, çekişmeli parsellerin, 1988 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında tekrar Hazine adına tesbit edilip, kadastro tesbitlerinin itirazsız kesinleştiği belirlenip, Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 5653 sayılı yasa ile değişik 3116 sayılı yasanın 1. maddesi hükmüne göre kurulan makiye ayırma komisyonunun, 6831 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasal hiçbir dayanağının kalmadığı, yörede 1953, 1957 ve 1963 yıllarında yörede makiye ayırma çalışması yapan komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştıkları bu nedenle yaptıkları makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. ve 2/B madde uygulaması sonucu orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle aynı yasanın 18. maddesi hükmü karşısında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağı gibi, makiye ayırma işleminin yapıldığı 1957 yılından, arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı 1961 yılına, bu tarihten, Hazine adına tesbit edildiği 1980 yılına ve bu tarihten, gerçek kişilerin açtığı dava sonucu tekrar tapulama dışı bırakıldığı 1984 yılına ve bu tarihten sonra da yine, belediye sınırları içine alındığı 1987 ve Hazine adına tesbitinin yapıldığı 1988 yılına kadar, kesintisiz ve nizasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin hiçbir zaman dolmadığı, tapunun beyanlar hanesinde zilyet edilenlerin gösterilebilmesi için diğer şartların yanı sıra kadastro tesbit tarihinden geriye doğru enaz 5 yıl süreyle o köyde ikamet etmesi ve o orman köyü nüfusuna kayıtlı olması gerektiği, oysa davacı …’ın nın dava dilekçesine eklenen vekaletnamesine göre … … köyü … köyü nüfusuna kayıtl olmadığı ve bu köyde oturmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 30/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.