Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/9980 E. 2008/14187 K. 30.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9980
KARAR NO : 2008/14187
KARAR TARİHİ : 30.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine, … Köyü (Beldesi) 1040 sayılı parselin öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğunu, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1944 yılında yapılıp 09.12.1945 tarihinde kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine, 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın 2724.19 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli … köyü 1040 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle, 13.02.2008 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (C) ile gösterilen 1558.25 m2 yüzölçümündeki bölümünün ifraz edilerek 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Davacı Hazine ile Davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında Aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılmış, ekip çalışmaları 03.04.1981 tarihinde ilan edilmiş, itirazlar usulünce incelenmemiş, 1984 ila 1986 yıllarında yapılan aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamalarında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan çalışmalara itirazlar komisyonca usulünce incelenip ilan edilmediğinden yok sayılıp, 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırlarının aplikasyonu, herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 631 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması 7.4.1988 tarihinde ilan edilip, 8.10.1988 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece mahallinde üç kez keşif yapılmış, birinci keşifte dinlenen bir orman bilirkişi ve üç harita mühendisi bilirkişiden oluşan kurul tarafından, çekişmeli taşınmazın kısmen 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1987 yılında yapılan aplikasyonda ve 2/B uygulamasında bu bölümün 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ikinci keşif sonucu iki orman bilirkişi ve üç harita mühendisi bilirkişi tarafından oluşturulan kurul tarafından çekişmeli taşınmazın 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1987 yılında yapılan aplikasyonda ve 2/B uygulamasında orman sınır noktalarını yerlerinin yanlış aplike edilmesi nedeniyle kısmen orman dışında bırakıldığı, kısmen orman sınırları içinde aplike edilip, 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, iki rapor arasındaki çelişkileri gidermek adına yapılan üçüncü keşif sonucu, üç orman bilirkişi ve üç harita mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise önceki raporlar değerlendirilmeden ve o raporlara zıt olarak çekişmeli parselin 1944 yılı orman kadastrosunda kısmen orman sınırları içinde kısmen dışında olduğu sonraki yıllarda yapılan işlemlerde yanlış aplikasyon yapıldığı bildirilmiş, mahkemece raporlar arasındaki çelişki
giderilmeden, ikinci rapora değer verilerek yazılı olduğu biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, değer verilen bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın tamamının 1944 yılı orman kadastrosu sınırları içindeyken, bu sınırın yanlış aplike edilmesi sonunda 1987 yılında kısmen orman sınırları dışında bırakıldığı bildirildiği, kesinleşmiş orman sınırları içindeki bir yerin yanlış aplikasyon ile orman sınırları dışında bırakılmasına ve bu şekilde orman sınırlarının daraltılmasına hukuken değer verilemeyeceği gözetilmemiştir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 15 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, bilirkişilere önceki bilirkişi kurulları tarafından düzenlenen raporlar okunarak, bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi istenmeli, ve oluşacak sonuca göre,
İlk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği, Aplikasyon ile orman sınırlarının daraltılamayacağı düşünülüp,
Hazine tarafından teknik bir çalışmaya dayanmadan hazırlanan dava dilekçesindeki dava edilen miktar ile bağlı kalınamayacağı, orman alanları ile 2/B madde uygulamasıyla Hazne adına orman sınırları dışına çıkarılan alanların mülkiyetinin Hazineye ait olduğu bu nedenle kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan bölümler ile kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin tümünün dava edildiği kabul edilerek bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine ile davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 30/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.