Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10166 E. 2009/13309 K. 15.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10166
KARAR NO : 2009/13309
KARAR TARİHİ : 15.09.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapuda yazılı orman şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı vekili, … Köyü 1081 sayılı parselden ifraz edilen 1422 sayılı parselin ormanla ilgisi olmadığı halde, tapuda orman şehri bulunduğunu bildirerek şerhin silinmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda yazılı orman şerhinin silinmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1943 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1951 yılında 5653 Sayılı Yasaya göre makiye ayırma işlemi 04.07.1988 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın öncesinin 1081 numaralı kadastro parseli olduğu ve bu parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama tutanak ve haritası içinde kalması nedeniyle Mayıs 1946 tarih 19 numarada orman niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği, 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında orman kadastrosu sonucu oluşan bu tapu kaydının 1081 numaralı orman parseline revizyon gösterilerek tespit tutanağı düzenlendiği ve gerçek kişilerin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinde açtıkları dava sonucu mahkemenin 1957/644 sayılı kararı ile makiye ayırma işlemine değer verilmeyerek, dava konusu parselin de içinde bulunduğu 1081 sayılı parselin orman niteliği ile hazine adına tesciline dair verilen kararın kesinleştiği, 1957 yılında hükmen orman olarak tescil edilen 1081 numaralı orman parselinin bazı bölümlerinin … Tevzi Komisyonu tarafından o tarihte yürürlükte olan, Anayasanın 131. maddesi ile yasa ve yönetmeliklere aykırı ve orman niteliğinde tapuda kayıtlı olan taşınmazı hatalı olarak 1967 yılında … tevzi yoluyla dağıtarak 14.09.1968 tarihinde gerçek kişi adına … tevzi tapu kaydını oluşturduğu, 4753 Sayılı Yasanın 8. maddesinde ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların 1081 sayılı orman parselinin bir bölümü olduğu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrılmış ise de, yasaya ve yönetmeliğe aykırı olarak yapılan makiye ayırma işleminin hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı, makiye ayırma işleminin orman kadastro sınırları (orman rejimi) dışına çıkarma işlemi olmadığından, taşınmazın halen kesinleşen orman sınırları içinde kalma ve bu nedenle hukuken orman sayılan yer olma olgusunun devam ettiği, 1988 yılında yapılan işleme karşı herhangi bir dava açılmadığı, kesinleşen orman sınırları içinde kalan eski tapu kayıtlarının yasal değerini yitireceği, makiye ayırma komisyonunun Yasa ve Yönetmeliğe aykırı olarak … ve … … isimli iki kişiden oluşturulduğu ve … Asliye (2) Hukuk Mahkemesinin 21.06.2005 gün ve 2005/120-322 sayılı kararını direnme yoluyla inceleyen Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2006 gün ve 2006/20-148-286 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 17.09.1951
ve 20.09.1951 tarihleri arasında görev yapan bu kişilerin XVIII numaralı maki poligonu tutanağı düzenlendiği, herhangi bir ölçüm açı değeri göstermeden … merkezi de dahil olmak üzere bir çok köyün yerleşim yerini ve bu köylerin tapulu-tapusuz … arazilerini, meraları, tarıma uygun olmayan dağları, yolları, tahdidi yapılan ve yapılmayan ormanları 1/25.000 ölçekli memleket haritası üzerine kabataslak çizerek 22.262 Hektar yüzölçümlü maki poligonu içinde gösterdiği, aynı şekilde 23 adet başka maki poligonu belirlediği, bu işlemin Yasa ve Yönetmeliğe aykırı olduğu, eylemli orman olan yerlerin ve muhafaza makiliklerin makiye ayrılamayacağı Dairemiz kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 27.03.2003 gün 2003/2866-3623 ve 1999/7693-9956 sayılı kararlarında da kabul edildiği, böyle yerler için oluşturulan özel tapulu taşınmazlar hakkında 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin olmadığı, uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,daha sonra 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğundan arazi kadastrosu ile orman niteliğinde tapu kaydı oluşturulduktan sonra … tevzi komisyonu tarafından bu durum göz önünde bulundurulmadan … tevzi sonucu yolsuz olarak tapu kaydı oluşturulmuşsa da, orman parselinin dağıtımı ile kişiler adına özel mülk olarak tapu oluşturulmasının yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve tapu kaydı üzeine konulan orman şerhinin de yasal olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y. İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı göz önünde bulundurularak , mahkemece şerhin silinmesi istemli davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır ancak davanın şerhe yönelik olduğu ve dava değeri gösterilmeden maktu harç ödenerek dava açıldığı gözönünde bulundurularak ,kendilerini avukatla temsil ettiren davalı Yönetimler yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre 575.00.- YTL.’ vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, harcı tamamlanmamış dava değeri üzerinden avukatlık ücretine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle, hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “5600.00.- TL vekalet ücretinin” sözlerinin çıkartılarak yerine “575.00.- TL. vekalet ücretinin” sözleri yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve H.Y.U.Y.nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15.09.2009 günü oybirliği ile karar verildi.