YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10184
KARAR NO : 2009/13197
KARAR TARİHİ : 14.09.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine Vekili, … ilçesi … Köyünde bulunan kuzeyi-doğusu; taşlık, çalılık, batısı; 109 nolu parsel, güneyi; yol ile çevrili bulunan tahminen 4000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, davalının Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/641 E.- 2000/346 K. sayılı dosyasında açtığı tescil davasında orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi üzerine davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmışdır. Mahkemece, dava yalnızca gerçek kişi davalıya karşı açılmış, Medeni Yasanınn 713/3. maddesi gereğince ilgili kamu tüzel kişileri davalı olarak gösterilmediğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi hükmü gereğince açılmış tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 05/03/1998 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece, davanın yalnızca gerçek kişi davalıya karşı açılmış olduğu, Medeni Yasanın 713/3. maddesi gereğince ilgili kamu tüzel kişileri davada davalı olarak gösterilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinin içeriği ve ileri sürülüş biçimine göre; davacı Hazine kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakılan taşınmazın adına tescilini istemiştir. Türk Medeni Kanunun 713/1.maddesi hükmüne göre gerçek, kamu veya özel hukuk tüzel kişilerince açılacak olan tescil davalarında husumetin Hazine ile taşınmazın içinde bulunduğu tüzel kişiliğe yönetilmesi zorunludur. Oysa eldeki davada Hazine 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18. Maddesi uyarınca tescil isteğinde bulunmuştur. Hazinenin bu yasa hükmüne dayalı olarak açacağı tescil davaların, hasımlı açılabileceği gibi, hasımsız açılmasında da yasal bir engel bulunmamaktadır. Kaldı ki; Hazinenin Türk Medeni Kanununun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak 713. maddeden kaynaklanan tescil isteme hakkının bulunmadığı da tartışmasızdır. O halde, somut olayda aynı madde hükmünün uygulanmasına olanak yoktur. Bu nedenle mahkemenin davayı ret sebebinin yasal olduğu söylenemez. Ayrıca, çekişmeli taşınmaz üzerinde kesinleşen orman tahdidine ve resmi belgelere dayalı olarak inceleme yapan uzman bilirkişi raporunda; çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyde 1963 yılında yapılan arazi kadastro çalışmasında dava konusu taşınmazın tapulama harici bırakıldığı, yörede 05.03.1998 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadatrosunda taşınmazın orman kadastro sınırları içinde kaldığı, 1954 yılında çekimi yapılan … fotoğrafından bütünlemesi yapılan 1956 tarihli memlekeket haritasında çalılık alan olarak gösterildiği, ayrıca; taşınmazın Hazine tarafından … Köy tüzelkişiliği aleyhine… Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/307 E. – 442 K. Sayılı dosyasında açılan tescil
davasına konu olduğu ve krokisinde (A) ile gösterilen 7967.50 m2 yüzölçümündeki bölümün orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiği, (B) ile gösterilen 774.80 m2 bölümün daha önce tescile konu olan (A) ile gösterilen bölümde kaldığı, (C) ile gösterilen 1047.74 m2’lik bölümün ise, yolda kaldığı ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu açıklandığı halde; mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili dosyası getirtilip, kesinleşen bu ilamın ve orman kadastrosunun infaz edilerek davaya konu alanın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edilip edilmediği araştırılmaması ve tescil edilmesi halinde eldeki tescil davasının konusuz kalacağının düşünülmemiş olması doğru olmadığı gibi karar başlığında dava türünün “tescil” davası yerine “ödence” davası olarak nitelendirilmesi de doğru bulunmamıştır.
Hal böyle olunca, tüm deliller birlikte değerlendirilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, yasal olmayan gerekçe ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/09/2009 günü oybirliği ile karar verildi.