YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10256
KARAR NO : 2010/1395
KARAR TARİHİ : 08.02.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 1677 parsel sayılı 5554 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Nisan 1968 tarih 24 ve Şubat 1981 tarih 28 numaralı tapu kayıtları revizyon gösterilerek … ve arkadaşları; 1678 parsel sayılı 2710 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Nisan 1969 tarih 7 numaralı tapu kaydı uygulanarak … ; 1686 parsel sayılı 2162 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Temmuz 1970 tarih 13 numaralı tapu revizyon gösterilerek …; 1687 parsel sayılı 3135 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Eylül 1974 tarih 2 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından söz edilerek … adına tespit tutanakları düzenlenmiş, Hazine ve …’ın yaptığı itiraz, tapulama komisyonun 08.06.2000 tarihli kararı ret edilmiştir. 1685 parsel sayılı 3508 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, Haziran 1970 tarih 4 numaralı tapu kaydı revizyon gösterilerek … adına yapılan tespite Hazine ve Orman Yönetimi tarafından, …’ın da adına tespit edilen 1685 sayılı parselin eksik olduğu, bu eksikliğin komşu parsellerde olduğu konusundaki itirazı hakkında komisyon 31.08.1984 tarihinde görevsizlik kararı ile tutanakları kadastro mahkemesine göndermiştir. Davacı Hazine dava konusu parsellerin devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kıyı kenar çizgisi içinde kalan yerlerden olduğu; … tarafından ise 1677, 1678, 1686 ve 1687 numaralı parsellerin Haziran 1970 tarih 4 nolu tapı kaydı kapsamında kaldığı iddiası ile dava açılmıştır. Mahkemenin “davacılar Hazine ve Orman Yönetiminin davasının reddine, (C) ile gösterilen 195 m2’lik kısmın 1686 parsel maliki … Parmaksız adına, 1685 parselin geri kalan kısmının … adına tapuya tesciline; …’ın 1686 ve 1687 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki itirazlarının tapulama komisyonunca karara bağlanması gerektiğinden, bu parsellere ilişkin karar verilmesine yer olmadığına” dair 18.06.1986 gün 1984/217-23 sayılı kararı 7. Hukuk Dairesinin 25.11.1991 gün 1991/17320 – 18357 sayılı kararı ile “…’ın 1685 parsel ile birlikte aynı tapu kaydına dayanarak 1686 ve 1687 parsellere itiraz edip dava açtığı, bu durumda dava konusu 1685, 1686 ve 1687 sayılı parsellere ilişkin davaların birlikte görülmesi” gerektiğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacıların davasının reddine, 1677 ve 1687 numaralı parsellerin tespit gibi; 1685 numaralı parselin … mirasçıları, 1686 numaralı parselin … mirasçıları ve 1678 numaralı parselin de … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
2009/10256 – 2010/1395
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece dava konusu 1678 sayılı parselin 1473 m2 bölümü ile 1687 sayılı parselin 2083 m2’lik bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde olduğu ne var ki, Hazinenin taraf olduğu tescil davaları sonucunda taşınmazların kişiler adına tescil edildiği, bu konuda kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile Hazinenin davasının reddine, tescil krokisindeki sınırlarına göre parsellerin davalılar adına tesciline karar … ise de, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazların eskiden beri Deniz kumluğu olduğunu ve bu güne kadar hiç kimse tarafından üzerinde tarım yapılmadığını bildirmişlerdir. Jeoloji mühendisinin raporuna eklediği fotoğraflarda taşınmazların alt kısmının kumluk olduğu ve üzerlerinde kumsallarda yetişen otsu ve dikensi bitki topluluklarının bulunduğu, keza orman bilirkişilerin raporuna eklediği memleket haritasında taşınmazların kumluk olarak görüldüğü ve hava fotoğraflarında taşınmazların doğusunda bulunan yolun doğusundaki (1674 ila 1682 sayılı parseller) arazilerin kullanım (tasarruf) sınırları açıkça görüldüğü halde dava konusu parsellerin bulunduğu yerde herhangi bir kullanım ve kullanımın sınırlarının görülmediği, bir bütün halinde kumsal şeklinde deniz kıyısı boyunca uzanan bir kumluk arazi olduğu görülmektedir.
Dava konusu 1678 – 1685 – 1686 ve 1687 parsellere ait olduğu kabul edilen tapuların oluşmasına ilişkin mahkeme kararlarında … taraf ise de, 1677 nolu parsele ait olduğu kabul edilen Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.10.951 gün ve 1951/76-155 sayılı kararında Hazine taraf olmadığından, bu kararın hazineyi bağlar bir yönü bulunmamaktadır. Dava konusu parsellere uygulanan tapu kayıtlarından bir kısmının doğudaki yoldan sonra gelen parsellere uygulandığı halde o parsellerin tutanak örnekleri ve revizyon kayıtları getirtilip yerine uygulanmamış keza tescil tapularının dayanağı krokilerin uygulanmasında da, bu … parsel kayıtlarından yararlanılmamıştır. 1953 tarihli olduğu bildirilen memleket haritasında dava konusu taşınmazların doğusunda bulunan yolun patika yol niteliğinde olduğu asıl yolun 1674 ilâ 1682 parsellerin doğusundan geçen Anafartalar yolu olduğu görülmektedir. Tescil sonucu oluşan tapu kayıtlarının doğu sınırında anılan yolun taşınmazların doğusundan geçen yol olmayıp 1674 ile 1682 parsellerin doğusundan geçen Anafartalar yolu olup olmadığı ve tapu kayıtlarının kapsamının o yoldan başlayarak belirlenmesi gerekip gerekmediği düşünülmemiştir. Tespit tutanaklarının düzenlendiği tarihten önce yörede kıyı kenar çizgisi belirlenmemiştir. Dava konusu parsellerin tespit tutanakları 1984 yılında düzenlendiğine göre bu tarihten sonra yapılmış bir kıyı kenar çizgisi olsa bile çekişmeli parseller yönünden kesinleştiği kabul edilemez. Bu durumda; 13.03.1972 gün 7 – 4 ve 28.11.1991 gün ve 5 – 3 sayılı İ.B.K uyarınca 3621 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki tanımlar ve 9. madde hükümleri gözönünde bulundurularak kıyı – kenar çizgisinin saptanması gerekir.
Öncelikle; çekişmeli taşınmazların içinde bulunduğu 1. nolu kadastro paftasının örneği ve yine bölgeye ait 1/5000 ölçekli ve fotogometri yöntemi ile düzenlenmiş kadastro paftası örneği kadastro müdürlüğü Ya da tapu kadastro genel müdürlüğünden istenmeli ve bundan sonra 1672 – 1676 – 2944 – 1674 – 1675 – 3303 – 3304 – 1679 – 1680 – 1681 – 1683 – 1594 – 1688 – 1692 – 1693 – 1695 ve 1697 numaralı parsellerin tutanak örnekleri ile revizyon kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile istenmeli, 1686 – 1687 – 1688 ve 1692 numaralı parsellere uygulanan … 1968 tarih 29 nolu tapunun dayanağı Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.07.1968 gün ve 1967/132-71 sayılı dava dosyası, 1985 numaralı parsele uygulanan tapu kaydının geldisi olan Haziran 1970 tarih 2 nolu tapunun dayanağı olan Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.03.1970 gün 1969/83 – 45 sayılı dava dosyası yine 1678 – 1680 ve 1681
2009/10256 – 2010/1395
parsellere uygulanan tapu kaydının geldisi olan Ocak 1969 tarih 18 nolu tapu kaydının dayanağı Asliye Hukuk mahkemesinin 19.11.1968 gün ve 50/158 sayılı dava dosyasının bulunduğu yerden iyice araştırılarak getirtilmesi, keza dava sırasında bölgede çekişmeli parseller yönünden kesinleşmeyen kıyı – kenar çizgisinin idarece geçirilip geçirilmediği sorularak geçirilmiş ise buna ilişkin belge ve haritalar da istenmeli,
Ayrıca; mahkemece, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile 1980’li yıllarda düzenlenmiş hava fotoğrafları ile memleket haritası orto-foto haritası getirtilerek 3621 Sayılı Kıyı Yasasının 9. maddesi hükmüne göre Jeolog – Jeomorfolog, inşaat, harita mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla ve yerel bilirkişi huzuru ile yapılacak keşifte, parseller revizyon gören tapu kayıtları ilk oluştuğu sınırlar ve dayanağı krokilerle komşu parsel kayıtlarından keza hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yaralanılarak yerine uygulanıp, kapsamları belirlenmeli, 1677 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının oluşumunda Hazinenin taraf olmadığı Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.10.1951 tarihli kararı ile oluşan tapu kaydının davacı Hazineyi bağlamayacağı keza diğer tapu kayıtlarının oluşumuna ait mahkeme kararlarında Hazine taraf ise de bu dosyalarda kıyı – kenar çizgisi ile ilgili bir araştırma yapılıp yapılmadığı dava dosyaları incelenerek belirlenmeli; tescil kararlarına esas dava dosyalarda kıyı kenar çizgisi ile ilgili bir araştırma yapılmış ise dava nedeninin değişik olması nedeni ile bu dava dosyalarının bu dava yönünden H.Y.U.Y.’nın 237. Maddesi gereğince kesin hüküm bulunup bulunmadığı ayrıca tartışılmalı, eski tarihli ve 1980’li yıllara ait hava fotoğrafları ile memleket ve orto-foto haritalarında taşınmazların hangi halde ve görünümünün nasıl olduğu konularında rapor alınmalı ve taşınmazların çeşitli yönlerden çekilecek renkli fotoğrafları rapora eklenmeli, taşınmazların halen ve fiilen ne durumda olduğu mahkeme gözlemi ile belirlenip keşif tutanağına yazılmalı, tapu kayıtlarında geçen yol sınırının 1674 ilâ 1682 parsellerin doğusundan geçen Anafartalar yolumu yoksa çekişmeli parsellerin doğu sınırını oluşturan yolmu olduğu, tapu kayıtlarının dayanağı olan krokiler ile komşu parsel dayanağı tapu kayıtları uygulanarak belirlenmeli, dava konusu taşınmazların bu güne kadar hiç kimse tarafından kullanılmadığını bildiren yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile Anayasanın 43. maddesi hükmü gözönünde bulundurularak ve toplanan deliler birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.