YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10326
KARAR NO : 2009/16152
KARAR TARİHİ : 02.11.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, … Ktk., … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2005 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … Köyü 112 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 4360.92 m2 yüzölçümü ile ahşap lojman ve arsası niteliğinde Hazine adına,
111 ada 7 parsel sayılı taşınmaz 72.68 m2 yüzölçümü ile ahşap ev ve arsası niteliğinde … adına,
111 ada 8 parsel sayılı taşınmaz 119.43 m2 yüzölçümü ile ahşap ev ve arsası niteliğinde … adına,
111 ada 9 parsel sayılı taşınmaz 218.35 m2 yüzölçümü ile ahşap ev ve arsası niteliğinde … adına,
111 ada 10 parsel sayılı taşınmaz 189.86 m2 yüzölçümü ile ahşap ev ve arsası niteliğinde … adına,
111 ada 11 parsel sayılı taşınmaz 41.28 m2 yüzölçümü ile çeşme niteliğinde köy tüzel kişiliği adına tespit edilmiştir. Davacı çekişmeli yerlerin dedesi … …’a ait iken ölümü ile tüm mirasçılarına kaldığını, mirasının paylaşılmadığını bu nedenle bir kısım mirasçılar tarafından yapılan satışların ve kadastro tespitinin geçerli olmadığını ileri sürerek tespitin iptali ile tüm mirasçılar adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 111 ada 11 parsele yönelik davanın reddi ile bu parselin tespit gibi köy tüzel kişiliği adına; 111 ada 7, 8, 9 ve 10 parseller ile 112 ada 2 parsellere yönelik davanın kabulü ile bu parsellerin Feke Sulh Hukuk Mahkemesinin 21/02/2006 tarih 2006/ 22- 25 Sayılı mirasçılık belgesindeki payları oranında muris … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; bu karar, Hazine ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
111 ada 11 parselle ilgili hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların tamamının tarafların ortak miras bırakanı …’dan kaldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık paylaşımın yapılıp yapılmadığı ve taşınmazların bir kısım mirasçılar tarafından üçüncü şahıslara yapılan satışların geçerli olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. Olayda öncelikle çözümlenmesi gereken husus mirasın paylaşılıp paylaşılmadığıdır. Bu tür uyuşmazlıklarda paylaşımın yapıldığına dayanan taraf paylaşımın varlığını, yapıldığı tarihi, bütün paydaşların veya bunların yetkili temsilcilerinin paylaşıma katıldığını, paylaşımda her bir kişiye düşen paylar ile bunların akıbetini kanıtlamalıdır. 3402 Sayılı Yasanın 15 maddesi gereğince tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmaz malların zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile kanıtlanabilir. Paylaşıma dayanan taraftan bu hususa ilişkin delilleri sorulmalı, paylaşım yapılmışsa paylaşım yapılmadığını ileri süren tarafa miras payı olarak ne verildiği, nereden yer aldığı, bu yerlerin halen kimin adına tespit edildiği araştırılmalı, gerektiğinde bunlara ait tespit tutanakları getirtilip incelenmeli ve uzun süre kullanımın paylaşımın karinesi olduğu düşünülmeli, paylaşımda eşitliğin zorunlu olmadığı da göz önünde tutulmalıdır. Mahkemece yapılan keşiflerden önce hem davacı, hem de davalılardan delilleri sorularak bu yolda bir liste alınmamış, tespit bilirkişilerinin tamamı da dinlenmemiştir. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanık uyuşmazlığı çözüme götürebilecek şekilde kesin ve ayrıntılı bilgiler verememişlerdir. Yapılan yargılama sonucunda mahkemece paylaşımın kanıtlanmadığı, Hazine adına tespit gören 112 ada 2 parselin de tarafların kök murisine ait olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Paylaşımın yapılmamış olması halinde mirasçılardan bir tanesi tarafından mirasa dahil bir taşınmazın 3. şahıslara satışına geçerlilik tanınamaz.
3402 Sayılı Yasanın 15/2 maddesi ile “Taşınmaz mal tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, onun ayrılması mümkün bir kısmının veya belirli bir payının, bu Kanunda zilyet lehine kabul edilen sebeplerle iktisabı caizdir. “hükmü getirilmiş olup paylaşım olmadığı halde mirasçılardan bir tanesinin yaptığı satış işlemine geçerlilik tanınmasının şartı taşınmazın 3. kişiye satışından tespit tarihine kadar 20 süre ile yasada öngörülen biçimde zilyetliğin sürdürülmüş olmasıdır. Mirasçılardan bazılarının 20 yılı aşkın zilyet olması da paylaşıma karinedir. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgesine göre muris … 18/ 12/ 1951 tarihinde ölmüştür. Mirasın ölüm tarihinde ya da az bir süre sonra paylaşılmış olması halinde 3. kişilerce sürdürülen zilyetliğin yeterli süreye ulaşması olasıdır. Üçüncü kişilerin zilyetliğinin kesin biçimde hangi tarihte ve nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun ve kesintisiz olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı tartışmaya yer vermeyecek biçimde belirlenmediği gibi Hazine temyizi yönünden 112 ada 2 parsele yönelik olarak yapılan araştırma da yeterli değildir. Bu parsel üzerindeki orman işletmesince kullanılan taşınmazların hangi tarihte yapıldığı, açıklanmamış; bu yolda orman işletmesinde herhangi bir resmi belge bulunup bulunmadığı araştırılmamış, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde de durulmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, tarafların tüm delil ve tanıkları sorulup bildirilecek tanıklar ile birlikte yerel bilirkişi ve tüm tespit bilirkişileri eşliğinde yapılacak keşifte yukarıda açıklanan biçimde miras paylaşımı yapılıp yapılmadığı, satış yaptığı belirtilen paydaşların taşınmazlardaki zilyetlik süresi ile diğer mirasçıların bu durum karşısındaki tavırları, yapılmamışsa davalıların zilyetliğinin 3402 Sayılı Yasanın 15/2 maddesindeki şartları taşıyıp taşımadığı titizlikle araştırılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Ktk. ve … ve arkadaşlarına iadesine 02.11.2009 günü oybirliği ile karar verildi.