Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10450 E. 2009/13294 K. 15.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10450
KARAR NO : 2009/13294
KARAR TARİHİ : 15.09.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi, Yaylabayır Beldesi 232 ada 14 parsel sayılı 14525 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğu, yörede 1945 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin tamamının tapu kaydının iptaline, orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşşınmazın tapu kaydınnın iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde 1946 yılında 3116 Sayılı Yasa hükmüne göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda da, taşınmaz orman sınırı içinde bırakılmış, 2002 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon işleminde de yine orman sınırları içinde gösterilmiş, 2004 yılında yapılan arazi kadastrosunda da ise daha önce orman kadastro sınırları içinde kaldığı gözönünde bulundurulmadan, ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adına özel mülk olarak tesbit ve tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1946 ve 2002 yıllarında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934-İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri

-2-
2009/10450-13294

yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tÜr kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931-İsviçre – M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/07/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.