YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10455
KARAR NO : 2009/13047
KARAR TARİHİ : 10.09.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Köyü 167 ada 1 parsel sayılı 15050 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede yapılan ve 01.08.1968 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda taşınmazın kısmen orman tahdidi içinde kaldığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali için dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile 23.10.2008 tarihli … bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 5007 m2 bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, bu bölüme davalının el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan tapu kaydının iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde arazi kadastrosu 1992 yılında yapılmış ve 25.01.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Yörede orman kadastrosu 1967 yılında yapılıp 01.08.1968 tarihinde kesinleşmiştir. 175 nolu orman kadastro komisyonu tarafından yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması 01.03.2007 tarihinde ilan edilerek 01.09.2007 tarihinde kesinleşmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1967 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 2006 yılında yapılan ve 01.09.2007 tarihinde kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında da yine orman sınırları içinde gösterilmiş, 1992 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil
niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 10.09.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.