Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/1087 E. 2009/11952 K. 15.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1087
KARAR NO : 2009/11952
KARAR TARİHİ : 15.07.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tecil, elatmanın önlenmesi ve şerhin silinmesi davalarının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Yapı Kredi Bankası A.Ş. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi; … Beldesi … Mahallesi 301 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde kalan bölümünün tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davalıların el atmalarının önlenmesine ve davalılar lehine konulan tüm şerhlerin silinmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Davanın devamı sırasında orman yönetimi bu kez, 301 ada 1 parselin tapu kaydının beyanlar hanesine konulan “yalnız toplumun yararlanmasını sağlamak için otel, motel, tatil köyü gibi tesisler yapılabilir “şerhinin silinmesi istemiyle dava açmıştır. Çekişmeli taşınmaz 07.09.2007 tarihinde 307 ada 3 ve 4 parsellere ayrılmıştır. 307 ada 3 parsel sayılı 37,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa niteliği … ve … adına tapuda kayıtlı olup, beyanlar hanesindeki Yapı Kredi Bankası yararına konulan ipotek şerhleri 26.06.2007 ve 07.09.2007 tarihlerinde fek edilmiştir. Mahkemece dava dosyaları birleştirildikten sonra dava edilen yerin 307 ada 3 parsel olduğu gerekçesi ile 307 ada 3 parselin tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesindeki şerhlerin silinmesine, Yapı Kredi Bankasına yönelik davanın ise konusu kalmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davalılardan Yapı Kredi Bankası A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; tapu iptali, tescil, elatmanın önlenmesi, şerhlerin silinmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 01.11.1976 tarihinde alan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, daha sonra 22.10.1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 07.04.2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 9. madde uyarınca yapılan düzeltme işlemi vardır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1976 yılında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu 307 ada 3 parsel sayılı taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1955 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişi adına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu 307 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1976 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. Maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde ve Yapı Kredi Bankası yararına konulan ipotek şerhlerinin davanın devamı sırasında kaldırıldığı gözetilerek bankanın yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 15/07/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.