Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/10924 E. 2009/15374 K. 20.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10924
KARAR NO : 2009/15374
KARAR TARİHİ : 20.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Yukarı … Mahallesi 6 ada 3 parsel sayılı 81.119 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 22.048 m2 yüzölçümlü Şubat 1955 tarih 172, Eylül 1962 tarih 20, Ağustos 1958 tarih 789 sıra nolu tapu kayıtları uygulanarak tarla niteliğiyle … ve müşterekleri adlarına tespit ve tescil edilmiş, 24.07.1987 tarihinde yapılan 2981 Sayılı Yasa uygulaması sonucu dava konusu 149 ada 1 sayılı parsel de içinde olmak üzere 137 ila 158 adalarda bir çok ifraz parselleri oluşturulmuştur. Çekişmeli 149 ada 1 sayılı parsel sayılı 500,10m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ümraniye 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2.11.2004 … 2004/636-1457 sayılı kararı uyarınca davalı … adına tapuya tescil edilmiştir. Beyanlar hanesine 13.05.1993 tarihinde “ormanda kaldığı “ 7.7.1994 tarihinde 6831 sayılı yasanın 2. maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkarıldığı şerhleri konulmuştur. Davacı Hazine, 149 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tamamının kadastro sınırları içinde yaklaşık 9/10’nuna tekabül eden bölümünün 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığından tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece Hazine tarafından açılan davanın kabulüne, bilirkişiler tarafından düzenlenen 21.5.2008 tarihli krokili raporda (A) ile işaretlenen 53 m2’lik bölümünün halen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, geriye kalan 447,10 m2’lik bölümünün 2/B şerhli olarak davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1965 yılında genel arazi kadastrosu, 1981 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 04.01.1991 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.

1) Davalı …’un temyiz itirazları çekişmeli taşınmazın A ile işaretlenen 53m2 yüzölçümlü kesimine yönelik olup; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu , 2. ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu temyize konu taşınmazın kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığı, taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içine alınmakla, önceki tapu kayıtlarının yasal değerini yitirdiği, kaldı ki; 22.048 m2 yüzölçümlü revizyon tapusunun miktarından çok fazla olarak baştan beri orman sınırları dışında kalan bitişik taşınmaza ait olacağı, bu haliyle çekişmeli taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığının kabul edilemeyeceği, 3194 Sayılı Yasanın 4. maddesinde imar uygulamasına ve yine 2981 Sayılı Yasada bu yasa uygulamasına tabi tutulacak arazilerin gösterildiği, Anayasanın 169 ve 170. maddelerinin koruyuculuğu altındaki ormanların ve 2/B madde alanlarının imar uygulamasına tabi tutulamayacağı, yapılan ifraz ve tescil işlemlerinin yolsuz tescil niteliğinde olduğu, davacı Hazine ifraz işleminin iptalini değil mülkiyet hakkına dayanarak iptal ve tescil istediğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE ,
2) Davacı Hazinenin temyiz itirazları çekişmeli taşınmazın (B) ile işaretlenen 447,10 m2 yüzölçümlü bölümüne yönelik olup; mahkemece bu yer hakkında verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan Orman Yüksek Mühendisi Ömer Karaöz, Kadastro Kontrol Memuru Nadir Gökalp ve Ziraat Mühendisi Hikmet Güler tarafından ortak düzenlenen 08.10.2007 havale tarihli krokili raporda; çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı yasaya göre orman tahdidinde Göztepe Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, bu ormanın Kasım 1944 tarih 83 sıra numarası ile Göztepe Devlet Ormanı ismi ile tapuya tescil edildiği, 2/B uygulamaları sırasında Orman Yönetimi tarafından 1/5000 ölçekli olarak düzenlenen orman kadastro haritasında OS2014-2244-2243-2242-2241-2240-2239 numaralı orman sınır noktalarına oluşturulan koordinat değerlerine göre çekişmeli taşınmazın tamamının kesinleşen Göztepe Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, orman rejimi dışına çıkarma haritasına göre ise taşınmazın (A) ile işaretlenen 53 m2 yüzölçümlü kesiminin halen içinde, (B) ile işaretlenen 447,10 m2 yüzölçümlü bölümünün de 24.10.1989 tarihinde 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması çalışmalarında XXXI poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının açıklandığı, esasen bu konuların mahkemenin de kabulünde olduğu anlaşılmaktadır.
2/B madde uygulamaları sırasında Orman Yönetimi tarafından 1/5000 ölçekli olarak düzenlenen orman kadastro haritasında OS2014 – 2244 – 2243 – 2242 – 2241 – 2240 – 2239 numaralı orman sınır noktalarına oluşturulan koordinat değerlerine göre çekişmeli taşınmazın tamamının kesinleşen Göztepe Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı uzman bilirkişilerin raporlarıyla belirlendiği halde, mahkemece dosya kapsamına uygun düşmeyen soyut ve ilgisiz gerekçe ile salt orman rejimi dışına çıkarma haritasına göre yapılan uygulamaya değer verilmesi, ayrıca çekişmeli taşınmazın (B) ile işaretlenen 447,10 m2 yüzölçümlü bölümünün tapu kaydı üzerindeki 2/B şerhi de devam etmek suretiyle davalı üzerinde bırakılması doğru değildir.
Bu durumda; çekişmeli taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içine alınmakla, önceki tapu kayıtları yasal değerini yitirmiştir. Kaldı ki; 22.048 m2 yüzölçümlü revizyon tapusunun miktarından çok fazla bölümü baştan beri orman sınırları dışında kaldığından çekişmeli taşınmazın tapu kaydının yüzölçümüyle kapsamında kaldığı da kabul edilemez. 3194 Sayılı Yasanın 4. maddesinde imar ve 2981 Sayılı Yasada bu yasa uygulamasına tabi tutulacak araziler gösterilmiştir. Anayasanın 169 ve 170. maddelerinin koruyuculuğu altındaki ormanların ve 2/B madde alanlarının imar uygulamasına tabi tutulamayacağı, yapılan ifraz ve tescil işlemlerinin yolsuz tescil niteliğinde olduğu, kaldı ki taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı kişi taşınmazı satın almış ise sebepsiz zenginleşme kurallarına göre satış bedelini bu yeri kendisine devir eden kişilerden geri alabileceği gözetilerek bu bölümle ilgili olarak Hazine tarafından açılan davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. Bentte açıklanan nedenlerle davalı …’un temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20.10.2009 günü oybirliğiyle karar verildi.