YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11929
KARAR NO : 2009/15434
KARAR TARİHİ : 22.10.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar İvrindi Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davayla; sınırlarını dava dilekçesinde bildirdikleri beş parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek adlarına tescilini istemişlerdir. Dava sırasında taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenince 3402 sayılı yasanın 5. maddesi gereği tutanaklar malik hanesi davalı olarak Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece; 25.01.2008 tarihli ara kararla dava dilekçesinin 5. sırasında bulunan 170 ada 26 nolu taşınmaza ilişkin dava ayrılarak mahkemenin 2008-23 esasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve dava konusu 170 ada 26 parselin muris … mirasçıları adına payları oranında tapuya tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından 170 ada 26 parsel yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil istemli olarak açılmış, kadastro tespitine itiraza dönüşmüştür.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1946 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu yapılmıştır. Daha sonra 6831 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları 1991 yılında kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 3402 sayılı yasanın 30/2. maddesine göre; “Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.” Oysa dosyamızda dava konusu 170 ada 26 parsel hakkında Balya Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.07.1991 tarihli kararıyla gerçek kişiler adına tescil kararı verildiği, verilen bu kararın yine gerçek kişiler tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.01.1993 tarihli 1992-6442/1993-438 sayılı kararıyla sadece pay oranı yönünden bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak verilen kararın Hazine tarafından temyizi üzerine ise Dairemizce; “18.07.1991 tarihli mahkeme kararının Hazine tarafından temyiz edilmeyerek Hazine yönünden kesinleştiği, bozma üzerine verilen kararla da Hazine aleyhine bir durum oluşturulmadığı” gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddedildiği, Orman Yönetimi tarafından kararların daha önce temyiz edilmediği,bu nedenle her ikisi yönünden Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kesinleşmiş olduğu,malik tespitinin yapılmış olduğu göz önünde bulundurularak karar verilmiş olduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 22/10/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.