Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12298 E. 2009/14873 K. 15.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12298
KARAR NO : 2009/14873
KARAR TARİHİ : 15.10.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi, 24.06.2008 tarihli dilekçesiyle, tapuda davalı adına kayıtlı olan çekişmeli … Kasabası 3019 sayılı parselin, yörede 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde 1969 yılında yapılıp, 24.03.1972 ila 24.04.1972 tarihlerinde ilan edilen tapulamada davalı bayileri adına tesbitinin kesinleşerek yolsuz olarak tapuya kayıt edildiğini, tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE karar verilmiş hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki yer için tapulama yoluyla oluşan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Tavas İlçesi Uluköy’de(…’de) yapılan genel tapulamada/kadastroda Dededağı mevkii 3019 parsel sayılı 18550 m2 yüzölçümündeki taşınmaz belgesiz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … Ögütverdi adına 25.10.1969 tarihinde tesbit edilmiş,24.03.1972 ila 24.04.1972 tarihlerinde yapılan askı ilanı sonunda itirazsız kesinleşerek 24.04.1972 tarihinde tapuya kayıt edilmiş, 15.03.1979 tarihinde davalı satın almıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1969 yılında 6831 Sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazın orman sınırları içinde bırakıldığı, 1969-1970 yılında yapılıp 1972 yılında kesinleşen tapulamada, başka bir deyişlearazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişi adına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edildiği savıyla ava açıldığı, dava konusu taşınmazın tamamen yada kısmen 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan bölümleri için, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, 3402 Sayılı Yasanın 5841 sayılı yasanın 2. maddesi ile değişik 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak, davacı … yönetiminin delillerinin toplanıp, keşif ve inceleme yapılarak, uzman bilirkişi ve fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp kalmadığı, yada kalıyorsa ne kadarının kaldığının saptanması gerekirken, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine 15/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.