YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12776
KARAR NO : 2009/15631
KARAR TARİHİ : 26.10.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 11.03.2007 havale tarihli dava dilekçesinde; İnhisar ilçesi Toprak beldesi, … Mevkiindeki 15 dönüm yüzölçümündeki taşınmazının zilyetliğinde olduğunu, yörede 20.09.2007 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, komisyonca orman sayılarak orman alanı içinde bırakıldığını iddia ederek, işlemin iptali ile taşınmazın tamamının tarım arazisi olarak orman alanı dışına çıkarılmasını ve adına tespitini istemiştir. Mahkemece, davacının ihtarlı davetiye tebliğine rağmen keşif masrafını yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6 aylık sürede açılan orman orman kadastro suna itiraz niteliğindedir.
Mahkemece, davacının verilen ara kararı uyarınca keşif masrafını yatırmadığı ve davasını isbatlayamadığı nedeniyle davanın redine karar verilmiş isede karar usul ve yasaya uygun değildir. Şöyle ki; mahkemece 05.06.2008 günlü oturumda 24.04.2008 tarihli ara kararına atıfta bulunarak keşif yapılmasına karar verilmiş, 04.09.2008 günlü oturumda ise keşif kararı vermeden ve sürede belirtmeden keşif avansını yatırması için davacıya tebliğat çıkartılmış ve çıkartılan tebliğatta “15 … içinde keşif avansını Söğüt Kadastro Mahkemesi veznesine yatırmadığınız takdirde bu delilden vazgeçmiş sayılacağınız” şeklinde ihtarı içeren tebliğat çıkartılmış ve çıkartlan tebliğat birlikte sakin amcasına tebliğ edilmiştir. Mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı ara kararı yeterli açıklıkta değildir.
Yargıcın dava konusu yeri inceleyerek onun hakkında açık gözlemiyle bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y. m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel ve/veya kesin önelin avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi; bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve mübaşir için yol tazminatının (492 Sayılı Harçlar Yasası m. 34); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek vasıta giderinin, keşifte
dinlenecek uzman bilirkişi ve tanıkların isimlerinin bilirkişi ve tanıklık ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin açıkça gösterilmesi yanında, yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bu konuda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün hükümlerinin gözönünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve keşif günü belirlenmeden önceki keşif tarihinde belirlenen bir miktarın 15 güne kadar mahkeme veznesine yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.U.Y. m. 414, 163 açısında bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E., 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20 H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz hakkı olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur. İddia ve savunma hakkının kısıtlanması dahi anayasaya ve usul hükümlerine aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul yasasına ve yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına aykırı olarak oluşturulan, kapsamı ve sonuçları yeteri kadar belli edilmeyen böyle bir ara kararı uyarınca verilen kesin önele uyulmadığı gerekçesiyle yazılı biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 26.10.2009 günü oybirliği ile karar verildi.