Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12777 E. 2009/15632 K. 26.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12777
KARAR NO : 2009/15632
KARAR TARİHİ : 26.10.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı gerçek kişi, 10/03/2008 havale tarihli dava dilekçesinde; İnhisar ilçesi, Toprak beldesi, Ellez çayı mevkiinde bulunan, tahminen 56 dönüm kadar taşınmazının 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulunduğunu, yörede 20.09.2007 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, komisyonca orman sayılarak orman alanı içinde bırakıldığını iddia ederek, işlemin iptali ile taşınmazın tamamının tarım arazisi olarak orman alanı dışına alınmasını ve adına tespitini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüyle, dava konusu olan ve fen bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen ve orman tahdidid içersinde kalan bölümün orman sayılan yerlerden olduğu, esasen dava konusu edilmeyen (B) ile gösterilen bölümün ise, orman tahdit sınırları dışında bulunduğu gerkçesiyle davanın reddine, aynı krokide (A) ile gösterilen 19.339.13 m2’lik bölüme ilişkin davanın kabulü ile 6831 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastro tesbitinin iptaline ve bu bölümün orman sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi vekili tarafından (A) ile gösterilen bölüme yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6 aylık sürede açılan orman orman kadastro suna itiraz niteliğindedir.
Mahkemece, davanın (A) harfi ile belirlenen bölüm yönünden kabulüne karar verilmişse de delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmüştür. Dava, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre altı aylık askı ilan süresi içersinde salt zilyetliğe dayalı olarak orman kadastrosuna itiraz olarak açılmıştır. 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde “orman kadastro komisyonlarınca sınırlama ve 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin altı aylık askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde itiraz edebilecekleri” hükmü bulunduğu, yasa metninde yazılı “hak sahibi” ya da “sahiplik” kavramının orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve bu davada uygulanması gereken 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 20/j ve 21. maddeleri ile dava sırasında 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/j ve 24. maddesinde belirtildiği, herhangi bir belgeye dayanmayan ya da orman kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı koşulları taşımayan davacı zilyetliğinin korunmaya değer ve yasada öngörülen “hak sahibi” olmaya ve davacı kişiye orman kadastrosuna itiraz davası açma konusunda aktif dava ehliyeti ve dolayısıyle davacı sıfatı vermeyeceği yönündedir.
Somut olayda; temyize konu taşınmaz ve çevresi orman alanlarıyla birlikte, yörede 1973 yılında 766 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan genel arazi kadastrosu tapulama harici (TH) bırakıldığı anlaşılmaktadır. O tarihte fotogometri yöntemiyle düzenlenen topoğrafik paftada kullanım ve tasarruf sınırları bulunmadığı gibi, uzman ziraat bilirkişi raporuna göre de, taşınmazda öncesine ait herhangi bir kullanım olmadığı, sadece iki sene önce dikilmiş 51 adet Nar ağacı bulunduğu, eğimin % 10-25 olup, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, davacının halen kullandığı ileri sürülen dava dışı (B) işaretli bölümün dahi kadastro paftasında dere yatağında gözüktüğü, temyize konu (A) bölümü ile birlikte dava dışı (B) bölümünün dahi çalı formunda ağaçlarla kaplı olduğu, taşımazların doğu, batı ve güney yönde dar bir koridorda orman alanı ile çevrili, orman bütünlüğünü bozan, ormanın devamı niteliğinde olduğu dikkate alındığında taşınmazın temyize konu (A) bölümü yönünden de davacı yararına zilyetlikle edinme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde (A) bölümü yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: 1) Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 26/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.