Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12986 E. 2009/15254 K. 20.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12986
KARAR NO : 2009/15254
KARAR TARİHİ : 20.10.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, … İlçesi … Kasabası 363 ada 2 parsel sayılı 494075.21 m2 ve 337 ada 5 parsel sayılı 2018.27 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, ham toprak niteliği ile 362 ada 1 parsel sayılı 120665.62 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Ardıçlı Devlet Ormanı niteliği ile Hazine; 337 ada 6 parsel sayılı 2766.23 m2 yüzölçümündeki ve 337 ada 7 parsel sayılı 533.09m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tarla niteliğinde kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle … adlarına tespit edilmiştir. Davacı kendisi adına tespit edilen 337 ada 4 ve 336 ada 12 parsellerin birer bölümünün bu parseller altında tespit edildiğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kadastro sırasında dere yatağı olarak tespit edilen bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretli 3035.87 m2’lik taşınmazı ile kendisi adına tespit gören 337 ada 4 ve 336 ada 12 parsellerin davacı adına; 337 ada 6, 337 ada 7, 362 ada 1, 363 ada 2 ve 337 ada 5 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince orman kadastrosu yapılmıştır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve özellikle keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre çekişmeli … Kasabası 362 ada 1 sayılı parselin davaya konu ve bilirkişi krokisinde (C) harfi ile işaretli bölümünün % 40- 45 eğimli iken teraslama yapılarak ihya edildiği, içinde muhtelif türlerde çalı formunda odunsu bitki kök ve kalıntılarının bulunduğu, 3 – 5 sene önce doğal bitki örtüsünün kaldırılarak 1- 3 yaşlı meyve fidanları dikmek suretiyle tarım alanına dönüştürüldüğü, doğu ve güney bölümlerinde yer yer şimşir, ahlat ve ardıç gençliğinin bulunduğu; taşınmazın eylemli biçimde orman niteliği taşıdığı belirlenerek hüküm kurulmuş olması nedeniyle davacı gerçek kişinin bu parselle ilgili temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Gerçek kişi 363 ada 2, 337 ada 5, 337 ada 6 ve 7 parsellerin kendisine ait tarım alanı olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece 13/06/2007 tarihinde keşif yapılmış, “ davacının dava konusu ettiği taşınmaz gösterildi. Heyet ile birlikte topluca gezildi, görüldü. Gerekli incelemeler yapıldı. “ denildikten sonra yerel bilirkişi ile davacı tanıkları dinlenmiştir. Ancak, beş adet taşınmaz davaya konu edildiği halde ne yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarının, ne de tarım bilirkişi raporunun hangi parsellerle ilgili oldukları anlaşılamamaktadır. Tespit bilirkişileri yapılan keşifte değil, duruşmada dinlenmişler ve taşınmazları parça parça dolaşıp, daha sonra tutanakları topluca imzaladıklarını, çekişmeli yere ait tutanağı da bu şekilde imzalamış olabileceklerini bildirmişlerdir. Bu kişilerden de davacının iddiaları yönünde bilgi alınmamıştır. Davacı mahkemeye delil olarak beş adet adi satış senedi sunmuş, davalı … adına tespit gören parsellerin bu kişi tarafından kendisine satıldığını ileri sürmüş; bu senetler de yerel bilirkişi eliyle uygulanıp, çekişmeli yerlere ait olup olmadıkları belirlenmemiştir. Yine aynı keşifte hazır bulunan 337 ada 6 ve 7 sayılı parsellerin tespit maliki … “ yapılan keşfe bir diyeceğim yoktur. Keşif heyetince görülen kiraz dikili yer davacıya, kiraz ekili olmayan yer ise bana aittir. Raporların sunulmasından sonra durum ortaya çıkacaktır. Eğer kiraz ekili olan yer benim parselimde görülüyorsa ben davayı kabul ediyorum. “ şeklinde beyanda bulunmuş, sözü edilen yerler zeminde belirlenerek fen bilirkişisine işaretletilip bu sınırları gösteren rapor alınmamıştır. Davalının kabulünün de çekişmeli parsellerin hangi bölümleri ile ilgili olduğu anlaşılamamaktadır. Ayrıca dosya arasına getirtilen, çekişmeli parsellere ait pafta örnekleri ile fen bilirkişi krokisi birbirinden farklı olup mahkemece bu yön üzerinde de durulmamıştır.
Bu nedenle, mahkemece Hazine adına ham toprak niteliği ile tespit gören taşınmazlar yönünden zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Taşınmazlar başında yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; zilyetlik tanıkları ve tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, önceki bayiiler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 … 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, taşınmazların her biri ayrı ayrı gezilerek incelenmeli, satış senetleri uygulanmalı, davalı …’in kabul beyanının kapsamı belirlenmeli, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye olanak sağlayan rapor ve kroki alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
3)Hazinenin ise davacı adına tescile karar verilen (B) harfli 3035.87 m2’lik yere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Kadastro mahkemesi uyuşmazlığın çözümünde kendisini görevli görerek işin esası hakkında hüküm kurmuşsa da çekişmeli yerin yörede 2004 yılında 3402 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan genel kadastroda dere ve yatağı olarak tespit dışı bırakılarak paftasına işlendiği, taşınmaz hakkında tespit tutanağının düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 26/4. maddesi ve H.G.K.’nun 28.11.2007 … ve 20-909/891 sayılı kararında kabul edilen ilke göz önünde bulundurularak davaya bakma görevinin genel mahkemelere ait olduğu düşünülmemiştir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, davanın her aşamasında mahkemece de kendiliğinden gözetilmesi gerekir. O halde davanın esası incelenmeksizin görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esas hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1)Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin çekişmeli 362 ada 1 sayılı parsele yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine,
2)Yukarıda 2 ve 3. bentte açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile 363 ada 2, 337 ada 5, 337 ada 6 ve 7 parseller ve bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretli bölümle ilgili hükmün BOZULMASINA 20.10.2009 günü oybirliği ile karar verildi.