Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/13200 E. 2009/15757 K. 27.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13200
KARAR NO : 2009/15757
KARAR TARİHİ : 27.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulana Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.10.2008 … ve 2008/9980-14187 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan üç ayrı keşif sonucu elde edilen üç ayrı uzman bilirkişi raporu çeliştiği halde mahkemece bu çelişkinin giderilmediği, kesinleşmiş orman sınırları içindeki bir yerin yanlış aplikasyon ile orman sınırları dışında bırakılmasına ve bu şekilde orman sınırlarının daraltılmasına hukuken değer verilemeyeceğinin gözetilmediği, Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesi ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılması, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktalarının, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 15 adet orman sınır noktasının bulunup röperlenmesi, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanması, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınması, bilirkişilere önceki bilirkişi kurulları tarafından düzenlenen raporlar okunarak, bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin istenmesi, oluşacak sonuca göre, İlk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği, Aplikasyon ile orman sınırlarının daraltılamayacağı düşünülüp, Hazineninteknik bir çalışmaya dayanmadan belirlenip dava dilekçesine yazılan miktar ile bağlı olmadığı, orman alanları ile 2/B madde uygulamasıyla Hazne adına orman sınırları dışına çıkarılan alanların mülkiyetinin Hazineye ait olduğu bu nedenle kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan bölümler ile kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin tümünün dava edildiği kabul edilerek bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli Beyobası Köyü 1040 sayılı parselin, fen bilirkişi Sevcan Toktan tarafından düzenlenen 24.03.2009 günlü krokide (a) ile gösterilen 3043,72 m2 yüzölçümündeki bölümün tapu kadını iptaline ve 2/B vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında Aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılmış, ekip çalışmaları 03.04.1981 tarihinde ilan edilmiş, itirazlar usulünce incelenmemiş, 1984 ila 1986 yıllarında yapılan aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulamalarında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan çalışmalara itirazlar komisyonca usulünce incelenip ilan edilmediğinden yok sayılıp, 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırlarının aplikasyonu, herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı yasa ile değişik 631 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması 07.04.1988 tarihinde ilan edilip, 08.10.1988 tarihinde kesinleşmiştir.
Çekişmeli Beyobası Birliği, Beyobası mevkii 185 parsel sayılı 25850 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla ve değirmen niteliğiyle, 17 tahrir numaralı vergi kaydı ve Şubat 1944 tarih ve 155 numaralı tapu kaydı ile Hamdi Sül adına tesbiti, 14.05.1953 ila 12.06.1953 tarihlerinde yapılan ilan sonunda itirazsız kesinleşip tapuya kayıt edilmiş, ifrazıyla 10801.15 m2 yüzölçümündeki 1040 parsel … ve arkadaşları, taksim ile … adına tescil edilmiştir. Beyanlara 2724.19 m2 bölümünün 2/B alanında kaldığı yazılmıştır.
Mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve dava konusu taşınmazın 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak, Fen Bilirkişi Sevcan Toka tarafından düzenlenen 24.03.2009 günlü krokide (a) ile gösterilen 3043,72 m2 bölüme ilişkin davanın kabulüne, 1040 sayılı parselin diğer bölümüne ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Hazine ve davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 27/10/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.