YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13562
KARAR NO : 2009/16569
KARAR TARİHİ : 12.11.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Kaynarca Köyü 173 ada 39 parsel sayılı 1062,77 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, fındık bahçesi niteliği ile belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … Aslan adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın husumet yönünden reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır.
Mahkemece kurulan hükmü doğru değildir. Şöyle ki; davacı … Yönetimi dava dilekçesinde, davalı olarak …’ü göstererek 173 ada 39 parsele yönelik olarak kadastro tesbitine itiraz davası açmıştır. Ancak; dosya içine konulan kadastro tesbit tutanağından bu taşınmazın “… oğlu Köksal Aslan” adına tesbit edildiği anlaşılmış ve bu kişiye duruşma günü ve dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili tamamlanmıştır. Jandarma Komutanlığı marifeti ile yapılan araştırmada aynı köyde “…” adında bir kişinin yaşadığı saptanınca mahkemece 1912.2008 tarihli karar ile başlıkta davalı olarak “Köksal Aslan” gösterilerek davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Mahkemece, daha sonra 03.03.2009 tarhli ek karar ile tarafların herhangi bir talebi olmadan başlıktaki davalıyı “…” olarak değiştirerek yine davanın husumetten reddi yolunda hüküm kurulmuştur. Öncelikle; hakim, 19.12.2008 tarihinde verdiği karar ile dosyadan el çekmiş olup, tarafların tavzih hususunda talebi olmaksızın kendiliğinden 03.03.2009 tarihinde dosyayı yeniden ele alarak ek karar vermesi mümkün değildir. Bu nedenle; öncelikle, mahkemece verilen 03.03.2009 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca; Yargıtay HGK’nun 24.12.1997 tarih 1997/17 – 846 – 1085 sayılı kararında da kabul edildiği gibi davacı … Yönetiminin çekişmeli taşınmazın tesbit malikinin soyadını dava dilekçesinde yanlış belirtmesi maddi yanılgıdan kaynaklanmaktadır. Yargılamanın her aşamasında maddi yanılgının giderilmesi usul hükmü ve yargısal uygulamalar gereğidir. Kaldı ki; yargılama sırasında tesbit maliki olan Köksal Aslan’a tebliğat yapılmak sureti ile maddi yanılgı giderilmiştir. Bu durumda; çekişmeli 173 ada 39 parselle ilgili olarak esas hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekirken aksine düşünceler ile kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; öncelikle mahkemenin 03.03.2009 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, 19.12.2008 tarihli mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12/11/2009 günü oybirliği ile karar verildi.