Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/13810 E. 2009/16048 K. 02.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13810
KARAR NO : 2009/16048
KARAR TARİHİ : 02.11.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine, … Köyü 477 parsel sayılı 940 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın 150 m2’lik kısmının yörede 1948 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 1975 yılında 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılıp işlemin kesinleştiğini belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin 06.04.2009 günlü fen bilirkişi krokisinde 101-102-E158-E157 noktaları arasında taralı olarak gösterilen 147 m2’lik kısmın tapusunun iptali ile tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmazın bir kısmı orman sınırları içinde bırakılmış, bu kısım 1975 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı yasa ile değişik 2. madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1963 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın bir kısmının daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak tamamı kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 147 m2’lik kısmının 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmazın 147 m2’lik kısmı daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934-İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Hazinenin ve davalı …’nın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harıcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 02/11/2009 günü oybirliği ile karar verildi.