Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/14163 E. 2009/14533 K. 12.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14163
KARAR NO : 2009/14533
KARAR TARİHİ : 12.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen itirazın iptali davası sırasında davalı taraf vekili 14/07/2009 günlü dilekçesiyle reddi hakim yoluna başvurmuştur.
Bu konuda verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Yargılama sırasında, davalı vekili Avukat …, 11/06/2009 havale tarihli dilekçe ile, mahkeme heyetinin tarafsızlığından şüpheye düştüklerini belirterek, reddi hakim talebinde bulunmuş, mahkeme heyetince yapılan inceleme sonucu, davayı uzatmaya yönelik olduğu kabul edilen istemin H.Y.U.Y.’nın 35. Maddesi gereğince geri çevrilmesine karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Ayrıca, red talebini içeren dilekçede herhangi bir delile dayanmaksızın mahkeme heyeti hakkında hakaret ve iftiralarda bulunulduğu tesbit edildiğinden söz edilerek davalı vekili hakkında cezai işlem yapılmak üzere Gaziantep Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu görülmüştür.
Davalı vekili bu defa mahkemeye sunduğu 14/07/2009 tarihli dilekçesiyle, mahkeme heyetinin kendisi hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmasının, H.Y.U.Y.’nın 29/5. Maddesi anlamında “davalı olmak” şeklinde algılanması gerektiğini belirterek mahkeme heyetini yeniden reddetmiştir. Konuyu inceleyen merci, talebi reddetmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere Avukatlar (taraf vekilleri), duruşmayı müvekkilleri nam ve hesabına takip eder ve reddi hakim talebini de müvekkilleri namına yaparlar. Yani, vekil davanın tarafı değildir. Bu nedenle,vekil ile hakim arasında geçen olaylar davanın tarafı olan mevekkili için ret sebebi oluşturmaz. Hakim ile taraflardan birinin vekili (avukatı) arasında dava veya düşmanlık bulunması H.Y.U.Y.’nın 29/5 maddesinde belirtilen red sebebi olarak kabul edilemez.
Ayrıca, Hakimin reddinde para cezasına ilişkin hükümlerin uygulanmasında red tarihindeki kriterler esas alınır.
Ne var ki; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren Temel Ceza Kanunlarında uyum amacıyla çeşitli kanunlarda ve diğer bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 5728 Sayılı Yasanın 10. maddesi ile 1086 Sayılı H.Y.U.Y.nın 36/4 ve 5. maddeleri değiştirilmiş olup, ret talebinin kötü niyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi halinde talepte bulunanların her birine Beşyüz Türk Lirasından Beşbin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilmesi hükmü getirilmiş olduğu, bu nedenle 8 Şubat 2008 tarihinden itibaren hakimin reddi halinde değişik bu yasa hükmünün uygulanması gerektiği, somut olayda hakimin reddi talebinin yeni yasa değişikliğinden sonra yapıldığı anlaşılmakla, reddi hakim talebi konusunda yeni yasanın getirdiği hükümlerin değerlendirilerek talepte bulunanlara Beşyüzer Türk Lirası idari para cezası verilmesi gerekirken, yanlışlıkla 170.00.- TL. para cezası verilmiş olması doğru değil ise de bu husus temyiz edenin vasfına göre aleyhe bozma yasağı dikkate alınarak bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 12/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.