Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/15008 E. 2009/17082 K. 19.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15008
KARAR NO : 2009/17082
KARAR TARİHİ : 19.11.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, zilyedliğe dayanarak yörede 2000 yılında ilk kez yapılan ve 25.08.2008 ila 25.02.2009 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında, Kışlak Beldesi, Tezengi mevkiindeki kendisine ait taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı halde, orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile, bilirkişi raporunun ekli krokisindeki (A) ile gösterilen Tezengi Mevkiinde bulunan 5984,981 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman tahdit haritasında ormanlık alan kapsamından çıkarılmasına, aynı bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen Kışlak Beldesi, Tezengi Mevkiindeki taşınmaza ilişkin davanın reddi ile bu taşınmazın orman tahdit haritası kapsamında bırakılmasına karar verilmiş, hüküm … tarafından (A) ile gösterilen 5984,981 m2 bölüme ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Genel arazi kadastrosu işlemi 1976 yılında yapılmış çekişmeli taşınmaz bu işlemde tapulama dışı bırakılmıştır.
Mahkemece eski tarihli memleket haritasının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporla, çekişmeli taşınmazın öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüyle, çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin orman kadastro komisyonu kararının iptaline karar verilmiş,
Aynı gün temyiz incelemesi yapılan Mahkemenin 2009/21, 2009/40, 2009/31, 2009/17, 2008/12, 2009/36, 2009/26, 2009/19, 2009/27, 2008/18, 2009/2, 2009/51, 2009/50 ve 2009/23(sırasıyla Dairenin 2009/14995, 2009/14996, 2009/14997, 2009/14998, 2009/14999, 2009/15000, 2009/15001, 2009/15004, 2009/15006, 2009/15009, 2009/1501, 2009/15011, 2009/15013, 2009/15014 ve 2009/15015 ) Esasına kayıtlı dava dosyalarında, davacı geçek kişilerin genel kadastroda tapulama dışı bırakılan kendi zilyetliklerindeki taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu halde, orman olarak sınırlandırıldığını iddia ederek dava açtıkları ve her hangi bir belgeye dayanmadıkları, mahkemece taşınmazların niçin tapulama dışı bırakıldıklarının, başka deyişle hangi nitelikte tapulama dışı bırakıldığının araştırılmadığı, aynı

-2-
2009/15008-17082

bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporlar ile aynı bölgedeki bir birine yakın ancak sınır olmayan taşınmazların eski tarihli memleket haritasında orman olarak nitelendirilmediği bildirildiği halde, raporlara eklenen memleket haritasını orijinalinden renklendirilmiş fotokopilerinde, bu taşınmazların tamamının yada bir kısmının yeşil ile renklendirilen yapraklı ağaç sembollü alanlarda yada yeşil ilen renklendirilen, münhanilerin sık olarak geçtiği, dolayısıyla yüksek eğimli olduğu çıplak gözle bile anlaşılan bölümlerde yada etrafı kimsenin kullanımında olmayan çalılık ve taşlık nitelikli devlet ormanı ile çevrili … orman içi açıklıklarında işaretlendiği, Mahkemenin 2009/47 ve 2009/59 Esaslı(Dairenin2009/15002 ve 2009/15005 esasına kayıtlı) dosyalarında dava konusu edilen taşınmazların tamamının, aynı bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapora ekli memleket haritasında, aynı şekilde aynı renk ve sembolleri içeren bölümde işaretlendiği halde, orman olarak nitelendirildiği, yine Mahkemenin 2008/1, 2009/15, 2009/1,2009/3 ve 2009/45 Esasına kayıtlı(Dairenin sırasıyla 2009/15003, 2009/15007, 2009/15008, 2009/15010, 2009/15012 Esasına) kayıtlı dava dosyalarında da, aynı bilirkişi kurulunun, raporlarına ekledikleri memleket haritasında yeşil ile renklendirilen ve aynı semboller ile nitelenen bölümde işaretledikleri halde, birinden nasıl ayrıldığı bilimsel olarak açıklanmadan, dava konusu edilen taşınmazların bir bölümünün orman olarak nitelendirildiğini, bir bölümünün ise orman olarak nitelendirilmediğini bildirdikleri halde, mahkemece bu çelişkiler ve yetersizlikler üzerinde durulmamış, çekişmeli taşınmazların 1976 yılındaki genel kadastroda niçin tapulama dışı bırakıldığı, başka deyişle hangi nitelikte olduğu için tapulama dışı bırakıldığı araştırılmamışsa da;
Sözü edilen dava dosyalarında dava konusu edilen taşınmazların tamamının ya bir bölümünün eski tarihli memleket haritasında yeşil ile renklendirilen çalılık, makilik alanlar yada … yapraklı yada büyük yapraklı ağaç sembollü alanlar ile bu alanlar arasındaki … kenarı veya … orman içi açıklığı şeklindeki beyaz alanlarda işaretlendiği, münhanilerin sıklığı dikkate alındığında ya tepe yamacında yada tepe üstünde veya … tabanında bulundukları, genel olarak eğimin %12 inin çok üzerinde olduğu, eylemli olarak da taşınmazların, tamamen yada iki veya üç yönden devlet ormanı olarak sınırlandırılan, makilik yada çalılık karakterli devlet ormanı sınır olduğu anlaşılmaktadır. H.G.K.’nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12/05/2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastrosu 1976 yılında 766 Sayılı Kadastro Yasası yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazın tesbit dışı bırakıldığı tartışmasızdır. Burada halledilmesi gereken sorun, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın hangi nitelikte tesbit dışı bırakıldığı konusudur.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla; arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 766 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.

-3-
2009/15008-17082

1976 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazların yakınındaki arazi bölümünün ise … arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Bu yerde bu güne kadar orman kadastrosu yapılmamıştır. Arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar- ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacı tarafından 30 – 40 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazların öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı taraf, taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine, H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.Davaya konu taşınmazların öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez.
Ayrıca, aynı gün temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarında dava konusu edilen taşınmazların genel özellikleri itibariyle, öncesi itibariyle yüksek eğimli makilik karakterli devlet ormanı yada bu türdeki orman alanları ile çevrili, orman içi açıklığı olduğu anlaşılmaktadır.
Yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanlar, orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle, 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında aynı yasanın 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince orman sayılan yerlerden olup, 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/i bendi gereğince orman olarak sınırlandırılır. Orman İçi açıklıkları da, aynı Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılır. 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi hükmüne göre devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamaz ve özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemez
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kısmen kabul yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetiminin iadesine 19.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.