Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/15057 E. 2010/15388 K. 08.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15057
KARAR NO : 2010/15388
KARAR TARİHİ : 08.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen şerhin silinmesi davasının kabulü yolunda verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmekle gereği düşünüldü:

K A R A R

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.03.2008 gün 2500-3450 sayılı bozma kararı ile bu bozma kararındaki maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin 18.12.2008 gün 17064-17883 sayılı karar düzeltme kararları birlikte değerlendirildiğinde özetle; “Çekişmeli … … Mahallesi 11 ada 57 parselin ifrazından oluşan 4732 ada 9 ve 10 parsel hakkında açılan 2/B şerhinin silinmesi davasının kabulüne karar verilmişse de, yörede 1970 yılında 2613 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan şehir kadastrosunda Belediyeye ait Ocak 1940 tarih 14 nolu 166 Hektar 1232 m2 yüzölçümlü tapunun, 1945 yılında kesinleşen Beylik Dağı Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı ve 1952 yılında da kayden Hazineye devredilip Hazine yerleri ile birlikte Ağustos 1952 tarih 87 ila 266 numalarda ifrazen yeniden tescil edildiği gözönünde bulundurulmadan mera niteliği ile Gebze Belediyesi adına tespit ve tescil edildiği,
Hazinenin, belediyeden devir aldığı Ocak 1940 tarih 14 nolu tapu kaydını kendi yerleri ile birleştirilip Ağustos 1952 tarih 87 ila 266 numaralarda ifrazen tescil ettirdikten sonra birçoğunu çeşitli kişilere devir ettiği ve bu ifraz tapu kayıtlarının büyük bölümün de 1945 yılında kadastrosu kesinleşen Beylik Dağı Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı gözönünde bulundurulmadan 1970 yılında 2613 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan genel kadastroda, … … Mahallesi 11 ada 1 ila 12 ve 32 ila 46 numaralı parseller ile … … Mahallesinde 321 adada bulunan parsellere ve dosya kapsamında ada ve parsel numaraları belli olmayan birçok parsele revizyon göstererek yapılan kadastro tespitlerinin kesinleştirilerek tapuya tescil edildiği,
Beylik Dağı Devlet Ormanının … … Mahallesi sınırları içinde kalan bölümleri ile … … Mahallesi 11 adadaki parsellerin Beylik Dağı Devlet Ormanı sınırları içinde kalan bölümlerinin nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı ve 14.12.1994 tarihinde ilan edilerek 2/B madde uygulamasının kesinleştiği,
Hükmüne uyulan Dairenin 05.03.2008 gün 2007/2500-3450 sayılı kararında açıklandığı gibi “Makilik sahalar sınırlama tutanağı” başlığı ile …ve … … tarafından 17.09.1951 ve 20.09.1951 tarihleri arasında düzenlenen tutanakla İstanbul şosesi güneyinde XVIII numaralı poligonla 22.262 Hektar olduğu belirtilen alanın (bu alan Gebze İlçesi yerleşim yeri dahil onlarca köyün yerleşim yerlerini, tapulu tapusuz arazilerini, kadastro görüp tapuya tescil edilen ya da edilmeyen birçok orman alanlarını, meraları, dağları, tepeleri, dereleri, kayalıklar ile devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan birçok yerleri içine almaktadır). 24 adet poligon halinde toplam 71.692 hektarlık arazinin 1/25000 ölçekli Askeri Haritalar üzerinde sınırları kaba taslak çizilerek gösterildiği, dava konusu parselin bu 24 adet

-2- 2009/15057 -2010/ 15388

poligondan biri olan XXIV numaralı 17.718 Hektar yüzölçümlü poligon içinde bulunduğu, “Gebze-…-… Feneri Bucağı” XXIV nolu poligonu olarak belirtilen maki tutanağının 06.10.1951-10.10.1951 tarihleri arasında sadece Komisyon Başkanı …imzası ile düzenlendiği ve XXIV numaralı 17718 Hektar yüzölçümlü olduğu belirtilen bu alan hakkında aynen” 17718 Hektar vusatında olan bu poligon sahası içinde köylülere ait tapulu veya tapusuz ziraat arazisi bulunmakla beraber makilik ile örtülü sahalar içinde tarla açma mümkündür” şeklinde ifadelere yer verildiği; yine diğer 23 adet poligon içindeki araziler de buna benzer şekilde tanımlandığı, bu haliyle sözü edilen bu tutanaklarda belirtilen alanlarda yasa ve yönetmeliğin belirlediği usullere göre yapılmış bir maki tespiti işleminin bulunduğunun asla kabul edilemeyeceği, esasen 3 Nisan 1950 tarihinde yürürlüğe giren 5653 Sayılı Yasanın geriye yürüyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, ne bu yasada ne de bu yasa gereğince çıkartıldığı kabul edilen 17.08.1950 tarihli Yönetmelikte, maki tespit Komisyonlarının yasanın yürürlüğünden önce kesinleşmiş orman tahdit sınırları içine girerek maki tespiti yapacağına ilişkin her hangi bir hüküm de bulunmadığı, o tarihde hukukumuzda orman rejimi dışına çıkarma kavramı bulunmadığından makiye ayırma işleminin orman rejimi dışına çıkarma işlemi de sayılamayacağından, makiye ayırma işleminin yok hükmünde olduğu ve Gebze Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 21.06.2005 gün ve 2005/120-322 sayılı direnme kararını inceleyen Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2006 gün ve 2006/20-148-286 sayılı kararında da belirtildiği gibi hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı,
Çekişmeli parselin … … Mahallesi 11 ada 57 sayılı kadastro parselinden ifraz edilerek oluşturulduğu, taşınmazın tamamının orman niteliğiyle hazine adına tespit edildiği ve daha sonra Belediye tarafından hazine aleyhine açılan dava sonunda 775 sayılı kanun hükümlerine göre Gebze Belediyesi adına tapuya tescil edildiği öncesi orman olan yerde (parsel hakkında hukuken geçerli bir makiye ayırma işlemi bulunmadığından) arazi kadastro ekiplerince bu durum gözönünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da,geçerli olmadığı öncesi orman olan taşınmaz hakkında daha sonra yapılan 2/B madde uygulamasının yerinde olduğu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduğu halde bozma kararından sonra yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2 ve 3. maddeleri ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın kabulüne, tapu kayıtlarında yeralan 2/B şerhinin silinmesine karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Bozma kararından önce yapılan keşifte belirlendiği gibi, uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosuna ait paftanın uygulanması sonucu taşınmazların 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. – 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, bu nedenle somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davacıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağından Hazine tarafından açılacak davada, başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin verilecek mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin

-3- 2009/15057 – 2010/15388

yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyecek bir hüküm olacağı ve H.G.K.’nun 25.11.2009 gün 2009/20-446-559 sayılı kararında kabul edildiği gibi dava konusu taşınmaz orman kadastro komisyonunca 1994 yılında orman sınırları içine alınıp, nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartıldığı ve bu işlemlerin dahi yasa ve yönetmeliğe uygun olarak 14.12.1994 tarihinde ilan edilip 15.06.1994 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten sonra davanın açıldığı 23.06.2005 tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin dahi geçtiği, 1994 yılında sonra yapılan orman kadastrosunun 2/B madde işleminin kesinleşmesinden sonra ve bu konuda tapu kaydına 09.02.1994 tarihinde şerh konulduğu, davacı bu şerhi gözeterek ve taşınmazın durumunu bilerek 24.05.2005 tarihinde satın aldığından, T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağından, mahkemece işin esasına girilerek uyulan bozma kararına göre işlem yapılması gerekirken, … şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08.12.2010 günü oybirliği ile karar verildi.