YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15249
KARAR NO : 2009/18229
KARAR TARİHİ : 08.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve müdahil gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, … Köyünde sınırlarını dava dilekçelerinde bildirdiği taşınmazın zilyedi olduğunu, yörede ilk kez yapılan ve 24.01.1993 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, öncesi tamamen … alanı olan taşınmazın orman kadastro komisyonunca orman sayılıp 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman dışına çıkarılmasının doğru olmadığını belirterek işlemin iptali, taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılarak adına tescili istemiyle Kadastro Mahkemesinde dava açmış, yargılama sırasında … 02.05.2002 tarihli dilekçeyi harçlandırarak, çekişmeli taşınmazı davacıdan satın aldığını ve halen taşınmaza kendisinin zilyet olduğunu belirterek, taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılması talebiyle davaya katılmıştır. Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman bilirkişi raporunda 2/B madde uygulama alanında yerlerden olduğu belirtildiğinden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davacı …’un davasının reddine, müdahil ise kadastrodan sonraki sebebe dayandığından davaya bakmakta kadastro mahkemesinin görevsizliğine karar verilmiş, hükmün müdahil … tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07/10/2004 tarih, 2004/ 10029- 9993 sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında “ …’nın yargılama sırasında çekişmeli taşınmazı davacı …’dan 16.08.2000 tarihinde satın aldığı iddiasıyla davaya 02.05.2002 tarihli dilekçe ile harçlı katılımda bulunduğu ve taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılmasını talep ettiği, davacının 24.04.2003 tarihli celsede satışı kabul ettiği, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede davaya konu orman tahdit çalışmasından önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun bulunmadığı ve ilk kez tahdit ve 2/B madde uygulamasının aynı anda yapıldığı, temyize konu dava nedeniyle kesinleşmediğinin anlaşıldığı, yerel mahkemece çekişmeli taşınmazın 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılan yer olduğu, davacının bu davaya açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçeleriyle davacının davası reddedilmişse de, yörede kesinleşmiş bir 2/B madde uygulamasının sözkonusu olmadığı, bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, katılan …’nın ise, davaya konu taşınmazı davacıdan satın aldığını ileri sürerek taşınmazın tahdit dışına çıkarılmasını istediğine, H.Y.U.Y.’nın 186. maddesi uyarınca bu talebi ile davacının yerine geçtiğine, onun hak ve yetkilerini kullandığına göre, artık bu durumda katılanın istemi yönünden kadastrodan sonraki nedene dayanarak şahsi hak talebinde bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilemeyeceği, o halde, işin esasına girilerek çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığının yöntemince araştırılarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği; ne var ki; mahkemece yapılan inceleme, araştırma ile bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı, uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın memleket haritasında açık alanda göründüğü ve orman kadastro haritasında ise 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı belirtilmekteyse de, raporda çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritasına göre konumunu gösteren, orman sınır noktaları ve bu noktaları birleştiren hatlar ile irtibatlandırılarak kroki çizilmediği, orijinal renkli memleket haritası örneği üzerinde davaya konu yerin konumunun … taşınmazlarla beraber gösterilmediği bu nedenle bilirkişi raporunun Yargıtay denetimine olanak vermediği açıklandıktan sonra mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip,
önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumunun saptanması; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğraflarının çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi “ gereğine değinilmiş, Kadastro Mahkemesi … Köyünde bulunan ve bilirkişi raporunda (B) harfi ile işaretli 4759 m2 taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından ve bu bölüm hakkında dava açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine; (A) harfi ile işaretli 21046 m2 taşınmazın ise orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespitine, tescil talebi yönünden ise mahkemenin görevsizliğine karar …, bu karar da Orman Yönetimi, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesince orman sınırları içinde olup resmi belgelere göre orman olduğu belirlenen (B) harfli 4759 m2 bölümle ilgili hüküm onanmış; (A) harfli 21046 m2 bölümle ilgili hüküm ise “bu bölümün orman sınırları dışında kaldığı anlaşıldığından davanın hukuki yarar yokluğundan reddine” şeklinde düzeltilerek onanmış, dosya tescil istemi yönünden Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi her ne kadar dosya görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesinden gönderilerek … bir esasa kaydedilmişse de Yargıtay’ın (A) harfli taşınmaz hakkındaki davayı düzelterek onaması karşısında bu bölüm hakkındaki kararın da kesinleştiği, dolayısıyla Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararının da kaldırıldığı, bu durumda davacı tarafından harcı da yatırılmak suretiyle yöntemince açılmış bir davanın bulunmadığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı ve katılan gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 24/09/1993 tarihinde ilan edilen orman kadastosu ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu ise 20/12/1985 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; davacı tarafından 25/10/1993 tarihinde kadastro mahkemesinde açılan davada çekişmeli taşınmazı 2/B madde uygulama alanına alan çalışmanın iptali yanında adına tescili de istenmiş ve dava dilekçesi harçlandırılmıştır. Harcın eksik olduğu düşünülse dahi bunun mahkemece tamamlattırılması olasıdır. Kaldı ki; Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin mahkeme gerekçesinde sözü edilen 21/10/2008 tarih, 2008/12821-13611 Sayılı Kararında kadastro mahkemesinin görevsizlik kararına da dokunulmamıştır. Hal böyle olunca; asliye hukuk mahkemesince işin esasına girilerek toplanacak deliller gereğince bir hüküm kurulması gereklidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve katılan gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 08/12/2009 günü oybirliği ile karar verildi.