YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1536
KARAR NO : 2009/4484
KARAR TARİHİ : 18.03.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, ….., mevkii, 101 ada 70 parsel sayılı 5469 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiş, davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, tespit gibi tescile karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1939 yılında 3116 SAyılı Yasaya göre seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra 23.06.1994 tarihinde ilan edilip dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması ile 4999 Sayılı Yasaya göre yapılıp 22.03.2007 tarihinde ilan edilip kesinleşen fenni hataları düzeltme çalışması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın 1939 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı ve eski tarihli resmi belgelerde de orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verimişse de kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları yeterince araştırılmamıştır.
Davacı Hazine, taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığına göre, temyize konu taşınmazların yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının da araştırılması ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması halinde kesinleşen orman sınırı dışında kalan taşınmazlara yönelik Hazinenin davasının kabul edilmesi gerekir.
Dosyada bulunan fotoğraflardan, taşınmaz üzerinde bir kısmı toplanmış yoğun taş kümeleri bulunduğu görülmekte, ziraat uzmanı raporunda da taşınmazın halen nadas halinde, hayvan gücüyle işlenebilen yerlerden olduğu bildirilmektedir.
O halde bir orman, bir … uzmanı ve bir harita mühendisi ile yeniden yapılacak keşifte taşınmaz üzerinde neler bulunduğu (bitki örtüsü, ağaçların cinsi,sayısı vb.) ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişmeli yerleri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında ve orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı, aksi takdirde orman bütünlüğünün bozulacağının gözetilmesi, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yer olması halinde Hazine davasının kabulüne karar verilmelidir.
Temyize konu taşınmazların, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, Hazine devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığına göre 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerekeceğinden, bu kez dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin olarak 1980-1985 yıllarına ilişkin memleket haritası, 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik … fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogonometri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisi ile birlikte memleket haritası, … fotoğrafları; topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, …, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmazlar üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, kadastro tesbit tarihine kadar geçen zilyetlik süresinin iktisap
için yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalı, zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli (H.G.K. 30/03/1994 gün ve 1993/8-939-1994/176 sayılı kararı), Komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davalı kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı ile eklemeli zilyetler yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, çekişmeli taşınmazların imar ihyası yapılmamış taşlık , … ve çalılık bölümlerinin zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 18/03/2009 günü oybirliği ile karar verildi.