YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15644
KARAR NO : 2009/19424
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi Yazır Köyü 2338 parsel sayılı taşınmazın tapuda kendisi adına kayıtlı olduğunu ve 123 ada 43 parsel sayılı 21.193.78 m2 yüzölçümündeki taşınmazın ise hazine adına taşlık ve çalılık niteliği ile tapuda kayıtlı olduğunu ancak bir bölümünün kendi adına tapuda kayıtlı 2338 parsel ile birlikte kendisi tarafından kullanıldığını belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece davacının talep ettiği taşınmazın yörede 1970 yılında düzenlenen ilk kadastro paftasında “devlet ormanı” olarak tescil harici bırakıldığı, yörede 1993 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında ise orman sınırları dışında bırakıldığı ancak taşınmazın tahdit dışına çıkarılma tarihi olan 1993 tarihine kadar orman sayılan yerlerden olduğu, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde zilyetlikle iktisabın mümkün olmayacağı kaldı ki, taşınmazın bir bölümü üzerinde de zilyetliğin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmektedir.
Dava tapu kaydının iptali ve tescili niteliğindedir.
Yörede 26.07.1993 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Ayrıca 1970 yılında genel kadastro çalışmaları ve 1999 yılında yapılan ek kadastro çalışması yapılmıştır.
Toplanan deliller ve uzman bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamından davacı gerçek kişinin kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğe dayanarak adına dava açtığı, yörede 1970 yılında yapılan genel kadastro çalışmalarında davacıya ait olan 2338 parselin batı kısmının devlet ormanı olarak tescil harici bırakıldığı, bu bölümün daha sonra 1999 yılında yapılan kadastro çalışması ile 123 ada 43 parsel altında taşlık ve çalılık olarak hazine adına tapuya tescil edildiği, davacının talep ettiği 43 parsel içinde kalan (A) ve (B) harfli 2598.01 m2 ve 764.31 m2’lik bölümlerin ise yörede 26.7.1993 tarihinde ilan edilen orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığı, Yargıtay H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği, orman kadastro çalışmalarının yapıldığı 1993 yılından itibaren dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik yolu ile mülk edinme koşulları oluşmadığı gibi, bu tarihler arasında sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, kaldı ki davacıya ait 2338 parselin dayanağı olan tapu kaydının da çekişmeli
taşınmaz yönünü “…” olarak gösterdiği ve (A) harfli bölüm üzerinde zilyetliğin de bulunmadığı hususlarının göz önüne alındığı, her ne kadar dosya kapsamından Korkuteli kadastro mahkemesinin 19.9.2001 tarih 2000/34-13 sayılı kararı ile dava dışı 123 ada 39 parsele yönelik açılan kadastro tespitine itiraz davası sonucunda 39 parselin bir bölümü olan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı belirlenen 533.11 m2’lik taşınmazın orman olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine bu karar gereğince 533.11 m2’lik bölümün 123 ada 43 parsel altında tapuya tescil edildiği, bu durumda aynı ada parsel altında iki ayrı tapu kaydının oluştuğu anlaşılmış ise de bu durumun idari işlem ile düzeltilmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 24/12/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.