YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15666
KARAR NO : 2009/19793
KARAR TARİHİ : 29.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.09.2003 tarih 2003/5425-5881 sayılı bozma kararında özetle: “… Beldesi Gerpelit Mevkiinde bulunan çekişmeli taşınmazın yörede 1957 tarihinde yapılan genel kadastro çalışmasında devlet ormanı olarak tescil harici bırakıldığı, komşu 197 parsele yönelik açınla kadastro mahkemesinin 31.03.993 tarih 1978/2-155 sayılı kararı ile 197 parselin (I) harfli 5318 m2’lik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, geriye kalan 27687 m2’lik bölümün ise tesbit gibi tesciline karar verildiği,bu hükmün Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.11.1994 tarih 1994/8710-13443 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, eldeki dosyada uzman orman bilirkişinin 197 parselin kuzeyinde yer alan çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıkladığı, ancak; kadastro mahkemesinde kesinleşen olgulara göz önünde bulundurulmadan hüküm kurulduğu, bu nedenler ile yeniden uzman bilirkişiler ile mahallinde uygulama yapılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve fenni bilirkişi raporunda gösterilen (Z) harfli 2537.21 m2’lik bölümün davacı adına tapuya tesciline, (O) harfi ile gösterilen 1239.04 m2’lik taşınmazın ise orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava MY.nın 713. maddesi gereğince kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğe dayalı tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 10.05.1982 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile 26.01.1993 tarihinde yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Yörede 1957 yılında genel kadastro çalışmaları yapılmış ve çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer devlet ormanı olarak tescil harici bırakılmıştır.
Mahkemece kurulan hüküm doğru değildir. Şöyle ki, çekişmeli taşınmaza güney yönden komşu olan eski 197 parsel … 113 ada 6 parsel sayılı taşınmaz yörede 1957 yılında yapılan genel kadastro çalışmasında 6 nolu vergi kaydı ile 33.000 m2 yüzölçümü ile gerçek kişi adına tesbit edilmiş, bu tesbite karşı dava dışı Şefika … tarafından tapuya dayalı olarak açılan kadastro tespitine itiraz davası açtığı, yargılama sırasında Orman Yönetiminin davaya müdahil olarak katıldığı, kadastro mahkemesinin 1958/38-1976/38 sayılı karar ile “davacı gerçek kişinin davasının reddine, çekişmeli 197 parselin 13.04.1976 tarihli fenni bilirkişi tarafından düzenlenen krokideki (I) harfli 5318 m2’lik bölümün orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek tescil harici bırakılmasına,geriye kalan bölümün ise tesbit gibi davalılar adına tapuya tesciline” karar verildiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.02.1978 gün 1977/3067-1056 sayılı ilamı ile “mahkemece çekişmeli taşınmaza revizyon gören vergi kaydı ile davacı gerçek kişinin dayandığı tapu kayıt uygulamalarının yeterli olmadığı, komşu parsellerden de yararlanılmak sureti ile bu kayıtların uygulanması, varsa zilyetlik tanıklarının mahallinde dinlenmeleri” gereğine değinilerek hükmün bozulduğu, bu defa bozma ilamına uyularak yapılan uygulama sonucunda mahkemenin 31.03.1993 tarih 1978/2-155 sayılı kararı ile “her ne kadar davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığı satanmış ise de 3402 Sayılı Yasanın 13/B-c hükümleri göz önüne alınarak davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluştuğu, yörede 1985 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmasında fenni bilirkişi raporunda belirtilen 3 ve 4 nolu bölümlerin orman sınırları içine alındığı ancak ilk kararın müdahil Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmemesi üzerine çekişmeli 197 parselin (I) harfli 5318 m2’lik bölümü dışında kalan bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden oldukları kabul edilerek davacı gerçek kişinin davasının reddine, tapulamadan sonra … haklar yönünden ise ilgili kişilerin genel mahkemede dava açmalarına, çekişmeli 197 parselin (I) harfli 5318 m2’lik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, III ve IV nolu 440 m2 ve 110 m2’lik bölümlere ilişkin orman tahditinin iptaline ve bu bölümlerin orman kadastro sınırları dışına çıkarılmasına, geriye kalan 27.682 m2’lik bölümün ise tesbit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline” karar verildiği, hükmün derecaattan geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Sözkonusu ilam gereğince (I) harfli 5318 m2’lik taşınmazın 1966 parsel numarası verilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edildiği, eldeki dosyada dava konusu olan taşınmazın 1966 parselin kuzeyinde yer aldığı, yukarıda özetlenen kadastro dosyasında çekişmeli taşınmazın 13.04.1976 tarihli fenni bilirkişi tarafından düzenlenen krokide “devlet ormanı” olarak gösterildiği, 03.05.1976 tarihli Orman Mühendisi … … tarafından düzenlenen raporda; “Orman Bakanlığının 24.01.1975 tarih 5877-1469 sayılı mütalaa yazısında 4000 m2 olarak belirtilen ancak gerçek yüzölçümünün 5318m2 olduğu belirlenen 197 parselin içindeki 4000 m2’lik alanın kuzeyinin devlet ormanına hudut olduğu, eğimin kuzeye doğru %5-15 olarak devam ettiği, üzerinde 10 adet çok yaşlı kızılçam ağaçlarının bulunduğu, bol miktarda doğal olarak yetişen … fidanlarının, maki bitkilerinin mevcut olduğu, kuzeyindeki devlet ormanına bitişik olduğu ve ormanla arasında ayırıcı unsur bulunmadığı, yani bu bölümün kuzeydeki devlet ormanının devamı niteliğinde olduğu” hususlarının açıklandığı, buna göre çekişmeli taşınmaz ile 197 parselden ifraz ile hükmen orman olan 1966 parselin (yani (I) harfli 5318 m2’lik taşınmazın) arasında hiçbir fark bulunmadığı, taşınmazın orman vasfını taşıdığı, zaten eldeki dosyada davalı olan (O) harfli 1239.04 m2’lik taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı, buna bitişik güneydeki davalı (Z) harfli 2537.21 m2’lik taşınmazın ise kuzeyden kesinleşen orman parseli, doğu yönden 2056 sayılı 2/B parseli güneyden orman olan 1966 parsel sayılı taşınmazlar ile çevrili olduğu anlaşılmakla, 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince orman içi açıklık olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kaldı ki, 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8-183-187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. orman kadastro çalışmalarının yapıldığı 1982 yılından itibaren dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik yolu ile mülk edinme koşulları oluşmadığı gibi, dava konusu taşınmaz 6831 Sayılı Yasanın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince “herhangi bir nedenle orman sınırı dışında bırakılan orman” olması nedeniyle yeniden orman sınırları içine de alınabilir.Bu hususlar göz önüne alınarak mahkemece davanın tamamen reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü yolunda kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 29.12.2009 günü oybirliği ile karar verildi.